1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Fotoğraf: Getty Images/C. McGrath

Türkiye’de salgının gerçek boyutu sorgulanıyor

15 Nisan 2020

Türk Tabipleri Birliği ve halk sağlığı uzmanları, Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasının tam tersine Türkiye’de koronavirüs salgınının kontrol altında olmadığını söylüyor.

https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyede-salg%C4%B1n%C4%B1n-ger%C3%A7ek-boyutu-sorgulan%C4%B1yor/a-53137304

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, koronavirüs salgınında altıncı haftaya giren Türkiye’de salgının yayılma hızının kontrol altına alınmaya başladığını duyurdu. Aynı anda Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Türkiye’yi vakaların artış hızı gösterdiği ülkeler arasında sayması ile dikkatleri bir kez daha Türkiye’de salgının boyutlarına çevirdi.

Salgınla ilgili her türlü bilimsel değerlendirmeyi, önlemi ve tavsiyeleri almak için oluşturulan bilim kurulundan ve iller düzeyindeki salgın kurullarının dışında tutulan Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanı Koca’nın açıkladığının aksine Türkiye’de salgının gerçek boyutlarının ortaya konamadığını düşünüyor.

TTB'den özel rapor

Salgınla ilgili verileri Türkiye genelinde çalışmalar yapan tabip odalarından toplayıp, kamuoyunu düzenli bilgilendirmekten yana tavır koyan TTB, Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamasının neden DSÖ açıklaması ile çeliştiğini özel bir raporla ayrıntılandırdı. TTB, Sağlık Bakanlığı’na 21 sorunun yöneltildiği bu raporu aralarında DW Türkçe’nin de bulunduğu gazetecilerle videokonferans yöntemiyle paylaştı.

TTB Başkanı Sinan Adıyaman, “Esasında DSÖ öngörüsü Türkiye için daha doğru. Çünkü sağlık çalışanlarının gerçekten özveriyle çalışmalarına rağmen henüz kontrol altına aldığımızı söylemek için erken” derken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarının salgının gerçek boyutunu yansıtmaktan uzak olduğunu dile getirdi.

TTB Başkanı Sinan Adıyaman
TTB Başkanı Sinan AdıyamanFotoğraf: Privat

Adıyaman neden DSÖ öngörüsünü Türkiye için daha doğru bulduklarını açıklarken, Türkiye’de Covid-19 şikayetleri nedeniyle hastaneye başvuranlara yapılan PCR testlerine göre Covid-19 vakalarının kayıtlara geçirildiğini anlatıyor. “PCR testlerinin hastaneye başvuran herkeste pozitif çıkmadığı ve duyarlılığının maalesef arzu edilen seviyede olmadığını biliyoruz” diyen Adıyaman, testlerin doğruluk oranlarının en iyi ihtimalle yüzde 55-60 olduğuna dikkat çekiyor.

“Kayıtlara Covid-19 diye geçmeyen ölümler var”

Adıyaman, “Türkiye'nin dört bir yanındaki bizim tabip odalarımızdan vaka ve ölüm sayılarının Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığından daha fazla olduğuna dair gözlemlere dayalı bilgiler geliyor. Klinik ve radyolojik bulguları olduğu halde PCR testi pozitif olmayan hastalar vefat ettiklerinde kayıtlara halen Covid-19 olarak geçirilmiyor” diyor.

Adıyaman bu durumun nedenini de DSÖ’nün Covid-19 pandemisi sırasında ölüm kayıtları için önerdiği iki farklı uluslararası kodun Türkiye’de uygulanmamasına dayandırıyor. Bu kodlar; PCR testi pozitif olanlar için U07.1 (Covid-19 virüs tanımlanmış) ve PCR testi negatif olanlar için U07.2 (Covid-19 virüsü tanımlanmamış) olarak adlandırılıyor.

Adıyaman, Covid-19 semptomları gösteren ancak PCR testi negatif çıkanların olası Covid-19 vakası olarak değerlendirilmesi ve ölümleri halinde de U07.2 koduyla kayda alınmaları gerektiğinin altını çiziyor. “Biz bir art niyet aramıyoruz tabii ki bu bir tercih. Ama nedenini çok net söyleyebiliriz. Gerçekten DSÖ’nün bu kuşkulu, olası vakalar için önerdiği U07.2 kodunun kullanılmaması vakaların gerçek boyutunu öğrenmemizi engelliyor” diyen Adıyaman, Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda açıklama yapmasının, tüm verileri kamuoyuyla paylaşmasının şart olduğunu savunuyor.

Adıyaman, “Kodları gerçekten kayıtlara geçirmezsek, Türkiye’deki salgının durumunu diğer ülkelerle karşılaştırma yapmamız bugün olduğu gibi bundan sonra da olmayacak” uyarısında bulunuyor.

"Türkiye hep geriden geliyor”

Peki, Sağlık Bakanlığı, DSÖ ve TTB açıklamaları halk sağlığı açısından ne ifade ediyor? Halk sağlığı uzmanı Prof. Onur Hamzaoğlu DW Türkçe’ye bu soruyu yanıtlarken, tüm dünyada virologların PCR testlerinin güvenilirliği konusunda ortalama bir görüşe sahip olduğuna dikkat çekiyor ve bu testlerin en iyi ihtimalle 100 kişiden 60’ında doğru çıktığını anlatıyor.

Hamzaoğlu, “TTB de bu veriye, gözlemlenmiş ve dünyaca onaylanmış bu bilgiye dayanarak Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerin eksik olduğunu ortaya koyuyor. DSÖ de, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığının tersine Türkiye’de vakaların arttığını söylüyorsa bu da bize Türkiye’de salgının gerçek boyutlarının bilinmediğini gösteriyor” diyor.

Salgının gerçek boyutunun bilinmemesinin de halkın salgının ciddiyetini farketmesini engellediğini dile getiren Hamzaoğlu, “Bakanlık uluslararası karşılaştırmalar yapıyor ama ortada gerçek veri yoksa hem halk durumun ciddiyetini anlamaz hem de Türkiye’deki durum bugün ve gelecekte diğer ülkelerde karşılaştırılamaz. Bakanlığın PCR testleri üzerinden ilerlemesi ve DSÖ kodlarına uygun hareket etmesi Türkiye’nin diğer ülkelere göre hep geriden geldiğini de anlatıyor” değerlendirmesi yapıyor.

Hamzaoğlu ne yapılması gerektiği konusunda da Sağlık Bakanlığı’nın mutlaka TTB’nin de aralarında bulunduğu tüm sivil kuruluşlar ve sendikalarla birlikte çalışmasını, çözüm üretmesini dile getiriyor.

Hilal Köylü / Ankara

© Deutsche Welle Türkçe