Türkiye’de ′polis devleti′ endişesi | DÜNYA | DW | 17.02.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Türkiye’de 'polis devleti' endişesi

Özgecan cinayetinin ardından kadına yönelik şiddetin tartışıldığı Türkiye'de iç güvenlik paketine tepki büyüyor. Sivil toplum kuruluşları, özgürlüklerin kısıtlanmasının toplumdaki şiddeti artıracağı uyarısında bulunuyor.

Özgecan Aslan cinayeti Türkiye’de hemen her sokakta yapılan gösterilerle protesto edildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu da cinayeti işleyenleri ‘alçak’ olarak tanımlasa da toplumun öfkesi bu kez hiç dinmeyeceğe benziyor. Sosyal medyanın popüler adresleri Facebook ve Twitter’da Özgecan Aslan cinayeti, Türkiye’de kadınların ağır yaşam koşulları temel alınarak değerlendirildikçe değerlendiriliyor.

Tüm değerlendirmelerde de AKP hükümetiyle birlikte Türkiye’de daha çok konuşulmaya başlanan ‘özel hayata müdahale’ politikasına gönderme yapılıyor. Öyle ki; Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu kadının en önemli kariyerinin çocuk yapmak olduğunu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç kadınların ağız dolusu kahkaha atmasını yanlış gördüğünü, Cumhurbaşkanı Erdoğan da her ailede en az üç çocuk olması gerektiğinden yana tavır koyduğunu açıkça dile getirmişti. Özgecan cinayeti ile birlikte sokağa çıkan tüm kadın örgütü temsilcileri; kadının özel hayatına müdahale eden zihniyetin toplumda tacizi, şiddeti körüklediğine de dikkat çekiyor. Kadın hakları savunucularına göre, iç güvenlik paketi ile ülkede güvenliği sağlayacağını savunan hükümetin asıl amacı, hak aramak için insanların sokağa çıkmasını önlemek.

“Paketin güvenlikle ilgisi yok”

Uçan Süpürge Kadın Derneği yöneticisi Halime Güner, Türkiye’de kadın haklarını gündemden hiç düşürmek istemeyen bir kadın hakları savunucusu. Deutsche Welle’ye Özgecan Aslan cinayetiyle birlikte sokaklara taşan gerilimi değerlendiren Güner, “Hükümet; kadını koruyan, insan haklarını güvence altına alan yasaların uygulanmasını ne yazık ki denetlemiyor. İşte bunu herkes biliyor artık” diyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘kadına yönelik şiddete karşı seferberlik ilan ediyoruz’ mesajının da takipçisi olacaklarını belirten Güner; Aile Bakanlığı’nın 2014’te Hacettepe Üniversitesi’ne yaptırdığı ve toplumda her 100 kadından 62’sinin şiddete maruz kaldığını gösteren araştırmanın bile kamuoyundan saklandığını söylüyor. Güner; “Bu toplumda, Türkiye’de şiddet göz göre göre geliyor. Samimiyet istiyoruz artık” mesajına dikkat çekiyor.

Güner’e göre, toplumda artan şiddet olayları ile iç güvenlik paketinin de doğrudan bir ilgisi var. Toplumda şiddet gibi büyük bir sorun varken ‘iç güvenlik paketi’nin gündeme getirilmesinin nedeninin de hükümetin ‘farklı ve alternatif sesleri kısmak’ istediğini vurgulayan Güner, “Türkiye’de suskun ve yalnız çok insan var. Bu insanlar, çoğunluğun silkelendiği anlarda ortaya çıkıyorlar ve yıllardır içlerinde biriktirdiklerini döküyorlar. Gezi olaylarından sonra yine öyle bir an yaşıyoruz ve hükümet bunu biliyor. İç güvenlik paketiyle insanların sokağa çıkması, seslerini dile getirmesi, hak araması engellenmek isteniyor. Paketin güvenlikle bir ilgisi yok, polis devleti ya da şiddet devleti olmakla ilgisi var” diyor.

Avukatlar sokaklarda

Türkiye’de Özgecan Aslan cinayetini protesto edenlerin sokakta olduğu gün, binlerce avukat da Ankara Barosu’nun çağrısıyla cüppeleriyle sokaklarda yürüdü. Ankara Adliyesi’nden meclise kadar yürüyen avukatlar da hem Özgecan Aslan cinayetini hem de ‘iç güvenlik paketi'ni protesto ediyordu. Yürüyüşe katılan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Türkiye’deki gerilimin ‘iç güvenlik paketi’yle daha da tırmanacağını belirtirek neden böyle düşündüğünü Deutsche Welle’ye anlattı:

“Kimi HDP'ye, kimi MHP'ye, kimi de hükümete yakın baro başkanlarımızla birlikte meclise gittik geçen hafta. Hepimiz, iç güvenlik paketinin bir sıkıyönetim yasası olacağı uyarısında bulunduk partilere. Hükümet dışında tüm muhalefet bizimleydi. Herkes anladı ki; Türkiye’de aklı selim bütün kesimler insan hakları paydasında birleşebiliyor. Türkiye’de birlikteliği ancak hukukun üstünlüğü paydasında kurmak mümkündür. Hükümet ise bu birlikteliği kırıyor.”

Feyzioğlu’na göre, Özgecan Aslan cinayetinin arkasında da toplumun sesini duymak istemeyen hükümet var. İnsanların sokağa çıkması engellendikçe toplumda şiddetin daha da artacağını görmezden gelen hükümetin ‘kamu düzenini sağlıyorum diye şiddeti ve baskıyı körükleyeceğini’ dile getiren Feyzioğlu, ülkede yeni cinayetlerin kaçınılmaz olduğu mesajı veriyor.

Feyzioğlu, bütün muhalefet partilerinin karşı çıkmasına aldırış etmeden hükümetin iç güvenlik paketinde ısrar etmesinin sonucunun da aslında geçen hafta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından açıklandığını söylüyor ve “Evet, Türkiye yönetilemez hale geliyor artık” diyor. Hükümetin, kendinden olmayanı düşmanlaştırmaya devam ettiğini öne süren Feyzioğlu, “Böyle bir ülke yönetilemez, parçalanır, kaos olur. Burada tehlikeli bir oyun var. İktidar, tek adamın dayatmasıyla Türkiye’yi içinden çıkılmaz bir hale sokuyor” diyor. İç güvenlik paketiyle yapılmak istenilenleri ‘vahim’ sözcüğüyle özetleyen Feyzioğlu, bu özetini de şöyle gerekçelendiriyor:

“Dünyanın hiçbir yerinde polis, mülki amirin emriyle birini gözaltına almaz. Vali veya kaymakam isteyecek, polis de gözaltına alacak. Herkes biliyor ki Türkiye’de; vali de, kaymakam da liyakata göre değil partizanlığa göre atanıyor. Bu sistemi de AKP hükümeti belirledi. İç güvenlik paketi de bu sistemi körüklüyor. Durum; vahimdir. Adı sıkıyönetim diye konmayan ama içerik itibariyle sıkıyönetim olan, yargısal yetkilerin yürütmeye devredildiği bir rejime geçilmek istenmektedir. Türkiye; kocaman bir polis devleti yapılmak istenmektedir. Türkiye’de gerilim yükselecek, yaklaşan seçimler de ülkenin liberal demokrasiden, göstermelik demokrasiye dönüşüşüne sahne olacaktır. “

“İhtiyaçtan kaynaklandı”

Başbakan Ahmet Davutoğlu ise hükümetten başka hiçbir grupça desteklenmeyen iç güvenlik paketinin ‘toplumsal bir ihtiyaçtan’ kaynaklandığını ve mutlaka yasalaşacağı yönündeki açıklamasını yineledi. Türkiye’de artan sokak çatışmalarının, bu çatışmalarda görülen kamu zararının boyutlarının özellikle Gezi eylemleri sürecinde gündeme geldiğine gönderme yapan Davutoğlu, ülkede devletin kamu yararını korumakla yükümlü olduğunu savundu. Davutoğlu, mevcut yasalarla polisin olaylara zamanında ve etkin müdahale edemediğinden yakınırken, iç güvenlik paketiyle bu duruma son vereceklerini öne sürüyor.

Paketin meclisteki görüşmelerinin büyük tartışma ve kavgaları da beraberinde getirmesi bekleniyor. Paketin görüşülmesi öncesinde muhalefet partileri, itirazlarını bir raporla kayda geçirdi. CHP, MHP ve HDP paketin “Türkiye’yi sıkıyönetim ortamına sürükleyeceği ve ülkeyi kocaman bir polis devletine dönüştüreceği” görüşünde birleşiyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Hilal Köylü / Ankara

Reklam

SON GÜNCELLENENLER