Türkiye ne istiyor, AB ne sunuyor? | TÜRKİYE | DW | 18.03.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Türkiye ne istiyor, AB ne sunuyor?

Türkiye sığınmacı akınının kontrol altına alınması için AB'den bazı taleplerde bulundu. Peki AB buna karşılık Türkiye'ye ne sunuyor? Beş soruda müzakereler...

AB devlet ve hükümet başkanları dün Brüksel'de başlayan zirvede, sığınmacı krizinin çözümlenmesinde Türkiye'nin üstleneceği rol ve Türkiye'nin taleplerini masaya yatırdı. Zirveye bugün Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu katılıyor. AB devlet ve hükümet başkanları ile Türk yetkililer, sığınmacı krizinde yapılacak işbirliğinin çerçevesini çizecek. Bu konudaki tartışmalar beş önemli konuya odaklanıyor:

1. AB Türkiye'ye vize serbestisi tanıyacak mı?

Türk hükümetinin en önemli hedeflerinden birisi Türk vatandaşlarının Haziran sonundan itibaren Schengen Bölgesi'nde vize serbestisine sahip olması. Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu kısa bir süre önce TBMM'de yaptığı açıklamada, 'Bu, 50, 60 yıldır vatandaşlarımızın hayali' diye konuşmuştu. Vize serbestisi kararının çıkması halinde, AKP hükümetinin seçmenlerden büyük puan toplayacağı yorumları yapılıyor. Birçok Türk hali hazırda yürütülen tartışmalardan rahatsızlık duyuyor. Zira birçok AB üyesinin vatandaşları Türkiye'ye vize almaksızın seyahat edebiliyor. Türk vatandaşları ise meşakkatli bir sürecin ardından Schengen ülkelerine vize alabiliyor. AB zirvesi bildiri taslağında Türkiye'ye vize serbestisinin Haziran sonuna dek kaldırılması hedefleniyor. Ancak Türkiye'nin bunun için 72 koşulu yerine getirmesi gerekiyor. Bu koşullar arasında veri koruma sistemini ve Türk pasaportlarını AB standartları ile uyumlu hale getirmek de bulunuyor. AB içinde Türkiye'ye vize serbestisi tanınması konusu tartışmalı.

2. Türkiye'ye yapılacak mali yardımın miktarı ne olacak?

Türkiye'ye sığınmacı akınının durdurulması çerçevesinde altı milyar euroya kadar mali yardım yapılması söz konusu. Türkiye mali yardıma ihtiyaç duyan kalkınmakta olan bir ülke değil. G20 üyesi, kalkınmanın eşiğindeki bir ülke. Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun bakış açısına göre bu nedenle AB'nin Türkiye'ye yapacağı mali yardım sadece sığınmacı krizi konusunda yük dağılımındaki siyasi arzuyu göstermeye hizmet edecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen yıl AB'ye yönelik yaptığı açıklamada, 'Türkiye kapınıza gelip dilenecek bir ülke değil' diye konuşmuştu. AB Türkiye'ye söz verdiği üç milyar euro yardımın bir an önce ödenmesi için çabalıyor ancak bu henüz yapılmış değil. Zirve bildiri taslağında Türkiye'ye ilk yardım diliminin gönderilmesi ve hedeflenen amacın gerçekleşmesi halinde, AB'nin 2018 yılına kadar Türkiye'ye üç milyar euro yardım daha yapılması konusunda bir karar vermeye hazır olduğu belirtiliyor.

3. Sığınmacı krizinde yük dağılımı nasıl olacak?

Türkiye bugüne dek Suriye'den 2 milyon 700 bin sığınmacı ile bütün ülkelerden daha fazla sığınmacı aldığını belirtiyor. Ankara uzun süredir Türkiye'nin sığınmacılar konusunda tek başına bırakıldığından yakınıyor. Geçen yıl Kasım ayında AB ve Türkiye'den yetkililerin yaptığı görüşmelere dair basına sızana protokolde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Biz Yunanistan ve Bulgaristan'a sınır kapılarını her an açabiliriz' şeklinde bir cümle sarfettiği bildiriliyor. Türkiye AB'ye belirli bir tarihten itibaren Yunan adalarına giden sığınmacıları geri almayı öneriyor. Türkiye, Yunanistan'dan aldığı her sığınmacı karşılığında AB'nin de Türkiye'den bir Suriyeli almasını istiyor. Zirve bildirisi taslak metninde AB ilk aşamada 72 bin sığınmacı alabileceğini belirtiyor. Ancak bu sığınmacıların kaçınının hangi ülkeye dağıtılacağı konusunda belirsizlik hakim.

4. Türkiye'nin AB üyelik sürecinin gidişatı ne olacak?

Ankara için üyelik müzakereleri prestij konusu. Ankara 1999 yılından bu yana üyelik için çabalıyor, üyelik müzakereleri 2005 yılından beri sürüyor. O dönemden bu yana da ağır aksak ilerliyor. Muhalifler Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ülkeyi Avrupa'ya yakınlaştırmamak tam tersine Avrupa değerlerinden uzaklaştırmakla eleştiriyor. Erdoğan'a göre ise AB 'Hristiyan Birliği' olarak kalmak istiyor ve bu nedenle Türkiye'yi üyeliğin kapısında bekletiyor. Hiç kimse Türkiye'nin kısa vadede AB üyesi olacağını tahmin etmese de, AB müzakere sürecine ivme kazandırma güvencesi vererek, en kısa süre içinde yeni bir müzakere başlığının açılması gerektiğini belirtiyor. Başbakan Davutoğlu'nun son dört ay içinde üçüncü kez AB zirvesine davet edilmesi, Avrupa'nın aday Türkiye'ye ilgisinin canlandığının göstergesi değil, davetlerin nedeni sığınmacı krizinde Türkiye'nin yardımına ihtiyaç duyulması. Buna rağmen Türkiye'nin zirvelere davet edilmesi özgüveninin pekişmesi açısından olumlu bir gelişme olarak kabul edilebilir.

5. Suriye sorunu nasıl çözümlenecek?

Türkiye uzun süredir Suriye'de uçuşa yasak bir güvenli bölgenin oluşturulmasını ve sığınmacıların buraya yerleştirilmesini istiyor. Erdoğan bu ayın başında Türkiye sınırına yakın bir kent kurulmasını bile talep etti. Buradaki en önemli sorun, hiçbir ülkeninin bu güvenlik bölgesini korumak istememesi. Bu bölgenin uçuşa yasak olması isteniyor ancak Rusya'nın muhalefeti nedeniyle önerinin pek şansı yok. Ayrıca uçuşa yasak bölge ilan edilmesi halinde askeri birliklerin karadan savunma yürütmesi gerekiyor. Hiçbir ülke bunun için asker göndermeye sıcak bakmıyor. Bildirge taslağında bu konuda bir muğlaklık söz konusu. AB'nin Suriye'de insani koşulların iyileşmesi için Türkiye ile çalışacağı belirtiliyor. Bu çalışmanın da bölgede yaşayan vatandaşlarla sığınmacıların daha güvenli olacağı için bölgede kalmasını sağlayabileceği kaydediliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa, HT/BK

Önerdiğimiz linkler

Reklam