1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Abu Dabi'de Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile bir araya geldi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Abu Dabi'de Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile bir araya geldiFotoğraf: Jon Gambrell/AP Photo/picture alliance

Türkiye ile BAE arasında yeni sayfa

Gülsen Solaker
15 Şubat 2022

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BAE ziyaretini DW Türkçe'ye değerlendiren uzmanlar, normalleşme adımlarının sadece iki ülke düzeyinde değil, bölgesel düzlemde de ele alınması gerektiğini belirtiyor.

https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiye-ile-bae-aras%C4%B1nda-yeni-sayfa/a-60789016

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ziyaretiyle iki ülke arasındaki ilişkilerde açılan yeni sayfa tescillenirken, son dönemde dış politikada Körfez ülkeleri ve Ortadoğu'da "normalleşme" adımlarının devam etmesi bekleniyor.

Başkent Abu Dabi'de görkemli törenlerle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyaretinde "ortak hedefimiz ikili ilişkilerimizi her alanda çok daha üst seviyelere taşımaktır" mesajı verirken, BAE tarafından da "ikili ilişkilerde yeni ve olumlu bir sayfa açıldığı" açıklaması geldi.

Erdoğan'ın ziyaretinin ilk gününde iki ülke arasında savunma sanayii, sağlık, iklim değişikliği, sanayi, teknoloji, kültür, tarım, ticaret, ekonomi, kara, deniz taşımacılığı, gençlik, afet yönetimi, meteoroloji, iletişim ve arşiv alanında 13 anlaşma imzalandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyareti kapsamında Dubai Emiri Şeyh Muhammed Bin Raşid Al Maktum ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyareti kapsamında Dubai Emiri Şeyh Muhammed Bin Raşid Al Maktum ile görüştüFotoğraf: DHA

İki ülke arasındaki ilk normalleşme adımları geçen yaz atılmıştı. Ağustos 2021'de BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Tahnun bin Zayed el-Nahyan'ın, Kasım 2021'de ise BAE'nin fiili lideri Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan'ın Ankara ziyaretleri iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açılmasında önemli olmuştu.

Türkiye-BAE ilişkilerinde soğuk dönem

DW Türkçe'ye konuşan dış politika gözlemcileri, BAE ile ilişkileri iyileştirme adımlarının sadece iki ülke ilişkileri açısından değil, bölgesel perspektifte de okunması gerektiğini belirtiyor.

Bu çerçevede Türkiye'nin 2011'de başlayan Arap Baharı sırasında Müslüman Kardeşler kuşağına olan yakınlığının, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır'ın başını çektiği eksenle bir çeşit "soğuk savaş" yaşamasına neden olduğu ancak geçen yıllar içinde dengelerin değiştiğini dile getiriyorlar.

Gözlemciler, ABD Başkanı Donald Trump'un seçimi kaybetmesinin Körfez ülkelerinde farklı arayışlara neden olduğuna dikkat çekerken, BAE ve Suudi Arabistan'ın Türkiye'nin en önemli bölgesel müttefiklerinden Katar'a 2017'den beri uyguladıkları ambargoyu 2021'de bitirmelerinin Türkiye ile olan önemli bir sorun alanını ortadan kaldırdığını ifade ediyorlar.

Geçmiş dönemde Türkiye'den üst düzey yetkililer, BAE'yi başta Gülen yapılanması olmak üzere "terör örgütlerine destekle" itham etmiş ve 2016 darbe girişimi nedeniyle suçlamıştı. Suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla hakkında dava açılan Sedat Peker'in BAE'den yayımladığı videolar da bir dönem ilişkileri etkileyen bir unsur olarak çok fazla gündeme gelmiş ancak Peker BAE yetkilileri tarafından uyarıldığını belirterek yayınlarını durdurmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Ankara'da Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan ile görüşmüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Ankara'da Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan ile görüşmüştüFotoğraf: Presidential Press Office/REUTERS

DW Türkçe'ye konuşan uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. İlhan Uzgel, Türkiye ile BAE arasında aslında somut bir sorun bulunmadığını; yani potansiyel olarak arada sıkıntı yaratabilecek kara sınırları, karasuları, enerji paylaşımı, karşılıklı azınlıklar gibi konuların olmadığını söyleyerek, bu nedenle BAE ile ilişkileri düzeltmenin görece daha kolay olduğunu belirtiyor.

"Körfez güvenlik şemsiyesi inşa etmeye çalışıyor”

Siyasal analist ve araştırmacı Dr. Gökhan Çınkara, BAE ile ilişkilerin düzeltilmesinin farklı boyutları olduğuna işaret ederek, bu ziyaretin ve ardından atılabilecek adımların bölgesel düzlemde ele alınmasının önemini şu sözlerle anlatıyor:

"Türkiye'nin yükselen bu süreçte BAE ve İsrail ile ilişkilerine dair attığı adımları ayrı tutmuyorum. Bölge ülkelerinin temel gündemi İran'ın güvenlik açısından nasıl durdurulacağı. Bunun için bir Körfez İsrail ile birlikte bir güvenlik şemsiyesi inşa etmeye çalışıyor. Türkiye'nin de buna dahil olmasını istiyorlar.”

Yemen'deki İran destekli Husiler, Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait tesisleri yaklaşık bir ay kadar önce balistik füze ve insansız hava araçlarıyla vurmuştu.

Çınkara, bu gelişmenin ardından BAE'nin güvenlik tehdidine daha çok önem verdiğini ve İsrail ile hızlı bir diplomasi trafiği yürüttüğünü hatırlatarak, şu anda bu süreçte Türkiye için Suudi Arabistan ve Mısır'la ilişkilerin nasıl düzeltileceğinin önemli olduğunu belirtiyor.

Çınkara, Erdoğan'ın BAE ziyareti ile Mısır da dahil bölge ülkelerine "Benimle anlaşma masasına oturursanız sizlere kapım açık, ilişkileri normalleştirebiliriz” mesajı verdiğini ifade ediyor.

“Dış politikada sessiz bir dönüşüm yaşanıyor”

BAE ile başlayan bu normalleşme sürecinin önümüzdeki dönemde Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerle de sürdürülmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abu Dabi'de görkemli bir törenle karşılandı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abu Dabi'de görkemli bir törenle karşılandıFotoğraf: DHA

Bu arada Türkiye-İsrail ilişkilerinde başlayan yakınlaşma da devam ediyor. İki ülke tarafından yapılan açıklamalarda Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal'ın 16-17 Şubat'ta Filistin ve İsrail'e resmi bir ziyaret gerçekleştireceği bildirildi. Ankara, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un da mart ayı ortasında Türkiye'ye gelmesini bekliyor.

Bu ülkelerin yanı sıra Yunanistan ile sürdürülen istikşafi görüşmeler, Ermenistan ile atılan karşılıklı adımlar da bu sürecin bir parçası olarak görülüyor.

Prof. Dr. İlhan Uzgel, dış politikada önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, bunun nedenlerini şöyle özetliyor:

“Bunun iki nedeni var; birincisi içerdeki ekonomik sıkıntılar. İkincisi de çok sert unsurlara öncelik vermek yani askeri güce çok başvurmak Türkiye'yi yalnızlığa itti. Bu sürdürülebilir bir durum değildi ve bir noktada değiştirmek gerekiyordu. Bu nedenle önlemler alınmaya başlandı. Aslında dış politikada sessiz bir dönüşüm yaşanıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki Ekonomik Forumu'na da katıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki Ekonomik Forumu'na da katıldıFotoğraf: DHA

Dr. Çınkara da Türkiye'nin yerleşik Ortadoğu siyasetine dönüş yaptığını belirterek, “Türkiye bu son adımlarla ne tamamen Ortadoğu'dan geri çekilme ne de Katar bloğuna tamamen yaslanma gibi bir tercihi olduğunu gösteriyor” yorumunda bulunuyor.

İlişkilerde normalleşme nereye kadar gider?

“Türkiye aslında kırdığını toplamaya çalışıyor” tespitinde bulunan Uzgel, ancak bunun sadece Türkiye'nin ve Erdoğan'ın iradesiyle şekillenen bir süreç olmayacağını ve diğer ülkelerle ilişkileri düzeltmenin BAE kadar kolay olmayabileceğini belirtiyor.

Uzgel, Türkiye'nin bölgede pek çok ülkeyi karşısına aldığını hatırlatarak, şunları söylüyor:

“Türkiye ilişkileri istediği zaman bozup, istediği zaman düzelten ülke her zaman olamayabilir. 'Hadi gelin normalleşelim' demek o kadar kolay olmayabilir, çünkü bunun bir de karşı tarafı var. Bu süreç uzun, sancılı ve Türkiye için sıkıntılı gidebilir.”

BAE ile olan sorunların “yapay bir kriz” olduğunu ve bu nedenle çabuk düzeldiğini söyleyen Uzgel, Yunanistan, Mısır, İsrail gibi ülkelerle olan sürecin ise çok daha ağır ve Türkiye için sancılı geçeceğini kaydediyor.

Uzgel, AKP iktidarının 2023 seçimlerine kadar dış politikadaki bu normalleşme adımlarını sürdüreceğini düşünüyor. Uzgel, bundan sonrasına dair öngörüsünü şöyle aktarıyor:

“(Türkiye bu adımları) sürdürmek zorunda, başka seçeneği yok zaten. 2020 sonundan itibaren bu rotaya girildi. Ama Türkiye dışındaki nedenler yüzünden süreç ağır işliyor.”

Gülsen Solaker

© Deutsche Welle Türkçe