SZ: Ankara darbeyi muhalefeti susturmak için kullanıyor | BASIN | DW | 26.12.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

SZ: Ankara darbeyi muhalefeti susturmak için kullanıyor

Türkiye’deki gözaltı dalgası, yalan haberler, BM’nin İsrail yerleşimleriyle ilgi kararı ve Handelsblatt’ın “Dünyanın en değerli 100 şirketi” sıralaması Alman basınındaki yorumlarda yer buluyor.

Türkiye İçişleri Bakanlığı, terörle mücadele kapsamında PKK, Gülen cemaati ve IŞİD'e yönelik operasyonlarda geçen hafta bin 682 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Süddeutsche Zeitung Türkiye'deki gözaltı dalgasını yorum sütunlarına taşıyor:

"Ya bu hükümet kendi ülkesinde olup bitenleri uzun bir süre fark etmedi ya da yazın meydana gelen bu rezil, acemice darbe girişimini sadece teröristlerle mücadeleye değil, aşağı yukarı muhalif olan her şeyi durdurmak için kullanıyor. Asıl gerçek olan, muhtemelen ikinci seçenek... Bu arada Avrupa'daki başka hiçbir ülkede, Almanya'daki kadar çok Türk yaşamıyor. Bu Almanlar için Türkiye'nin önemli olması gerektiği anlamına da geliyor."

Berlin'de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesinin yorumu ise yalan haberlerle mücadele konusunda son dönemde yaşanan tartışmalarla ilgili. Alman İçişleri Bakanlığı, yalan haberler ve bilgi kirliliğiyle mücadele için hükümete bağlı Federal Basın Dairesi bünyesinde bir merkez kurulmasını önermişti.

"'Konu devlet ve gerçeklik oldu mu, devletin her zaman kendine özgü bir 'gerçekliği' vardır. Bir hükümetin olaylar hakkında kendi görüşünü ortaya koyması gerekir. Federal Basın Dairesi bunun için var. Asılsız haber ve iftira cezaya tabidir ve bunu belirlemek yargının işidir. Ceza hukukunu ilgilendiren paylaşımlara platform sunan sosyal medyanın bu alanda yeterli sorumluluk üstlenmemesi çözülmemiş bir sorun. Ancak hükümet sözcüsünün yönetimindeki Federal Basın Dairesi'nin düşünce özgürlüğü gibi hassas bir konuda denge bulmaya çalışarak enformasyon ve dezenformasyon konusunda yargıç konumuna soyunması er ya da geç çöküşe mahkumdur ve bu çöküş sırasında inanılırlık anlamında devleti de beraberinde bu tuzağa sürükleyecektir."

Frankfurter Rundschau İsrail'in Batı Şeria'da yerleşim yerleri inşasına son vermesine yönelik BM kararını ve olası etkilerini konu alıyor:

"Filistinliler için söz konusu oylama İsrail'e karşı Uluslararası Adalet Divanı'nda dava açmaya kadar giden hukuki adımların mümkün hale gelmesi anlamına geliyor. Lahey'e kadar olan yol oldukça uzun, yola taş koymak mümkün. Bu BM kararını ABD'nin müstakbel başkanı Donald Trump bile öyle kolayca geri çeviremeyecektir. Obama görevdeki son günlerinde Ortadoğu ihtilafının gidişatını yeniden belirledi. Netanyahu'nun öfkesinin ardında, bu karar tasarısının yerleşim politikasının önündeki son durdurma girişimi olmayacağından duyduğu korku yatıyor."

Handelsblatt gazetesi ise yorum sütununda "Dünyanın en değerli 100 şirketi” sıralamasını değerlendiriyor:

"Donald Trump ocak ayında yeminini ederek ABD Başkanı olarak işbaşı yaptığında, sırtını ülkesinin ekonomik gücüne yaslayabilir. Seçim kampanyasında verdiği "Önce Amerika" vaadini Wall Street çoktan içselleştirmiş durumda. Handelsblatt'ın salı günü yayımlanan dünyanın en değerli şirketleri listesinde en büyük 100 şirketten 58'i ABD menşeli. İlk 13 şirketin hepsi Amerikan şirketi - ki bu bir ilk. Sadece ilk üçteki Apple, Alphabet (Google) ve Microsoft 1 trilyon 600 milyar euro ile toplam değeri 1 trilyon 100 milyar olan tüm 30 DAX firmasından daha değerli. Buna karşılık Avrupa'nın ilk 100'deki varlığı 21 firmaya geriledi (Bir önceki yıl bu rakam 26'ydı). 101 milyar euroyla Almanya'nın en değerli şirketi olan SAP kendisine ancak 59'uncu sırada yer buldu, onu 65'inci sırayla Siemens takip etti. Bayer 95'inci ve BASF 97'nci sıra ile 100 firmalık listeye son anda girmeyi başardı."

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Banu Wöltje

 

Reklam