Sporda şiddeti önleme yasasındaki değişikliklere tepki | SPOR | DW | 02.07.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

SPOR

Sporda şiddeti önleme yasasındaki değişikliklere tepki

Sporda şiddetle mücadele yasasında yapılacak değişiklikler mecliste oylanacak. Peki yeni düzenlemelerle sporseverlerin hayatında ne değişecek? Hangi maddeler tartışmalı? Muhalefet ve taraftar grupları neden tepkili?

AKP'nin sporda şiddetle mücadele yasasında yapmayı planladığı değişiklikler, meclis komisyonundan geçti. Ancak söz konusu değişiklikler, hem 6222 sayılı bu kanunun etki alanının genişlemesiyle özgürlükleri kısıtladığı hem de "ölçüsüz" cezalar getirdiği gerekçesiyle tartışılıyor. Kanun teklifi, 2014 yılında yürürlüğe giren Passolig uygulamasıyla gündeme gelen kişisel verilerin gizliliğine ilişkin tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Kanun teklifi hakkında bugün TBMM Genel Kurulu'nda yapılması beklenen oylama, ileri bir tarihe ertelendi.

Yasa teklifini eleştiren hukukçular, uygulamada birçok belirsizliğe neden olacağını belirttikleri yeni düzenlemedeki bazı maddelerin Anayasa'yı ihlal ettiğini söylüyor. Bu görüşe katılan muhalefet ise iktidarın bu kanun teklifiyle seçim sürecinde Ekrem İmamoğlu'na destek veren taraftarları cezalandırdığı görüşünde.

Kanun teklifinde, tribünlerde hükümet aleyhinde slogan atılmasını doğrudan cezalandıran bir madde yok. Ancak muhalefet, bu yönde bir cezalandırma için "hakaret ve tehdit içeren tezahürat" maddesindeki düzenlemelerin muğlaklığından faydalanılabileceği iddiasında.

"Spor alanı"nın tanımı genişliyor

Kanun teklifinin öngördüğü en önemli değişikliklerden biri, yasadaki spor alanı tanımının genişletilmesi. Teklif kabul edilirse, "hakaret ve tehdit olarak algılanacak söz ve davranışların" cezalandırılacağı spor alanı kapsamına "taraftarların maç öncesi, esnası ve sonrasında gruplar hâlinde toplandıkları yerleri, toplu olarak seyahat ettikleri araçları ve stada gidiş-geliş güzergâhları" da girecek.

Teklifin 8'inci maddesine göre, spor alanlarında taraftarların belirli bir kişiyi hedef alıp almadığına bakılmaksızın "duyan veya gören kişiler tarafından tehdit ve hakaret olarak algılanacak tarzda aleni olarak söz ve davranışlarda bulunmaları" halinde, faillere en az 50 gün adli para cezası verilecek. Bu hükmün uygulanabilmesi için mağdurun şikâyeti de aranmayacak.

CAS hâkimi ve uzman hukukçu Emin Özkurt

CAS hâkimi ve uzman hukukçu Emin Özkurt

Maddeye göre ayrıca, "spor alanlarında toplum kesimlerini din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek hakaret oluşturan söz ve davranışlarda bulunan" kişi ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Yasa teklifi, tanımlanan suçların "her türlü yazılı, görsel, işitsel veya elektronik kitle iletişim aracıyla" işlenmesi hâlinde de 8'inci maddenin hükümlerinin uygulanmasını öngörüyor. Dolayısıyla sosyal medya üzerinden tehdit ve hakaret de 6222 kapsamına alınıyor.

"Tehdit" ve "hakaret" tabirleri yoruma açık

DW Türkçe'ye konuşan Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) hâkimi ve uzman hukukçu Emin Özkurt, kanun teklifinde hangi söylemlerin "hakaret" veya "tehdit" suçuna yol açacağının net olmadığını belirterek şöyle dedi:

"Maddede yer alan 'belirli bir kişiyi hedef veya muhatap alıp almadığına bakılmaksızın' ifadesi hatalı. Tehdit ve hakaret yalnızca kişilere karşı işlenebilen suç türleridir. Diğer bir deyişle bu suçlar tüzel kişilere karşı işlenememektedir. Bu durum Yargıtay kararlarıyla da sabittir. Örneğin karşı takıma hakaret eden bir taraftar Türk Ceza Kanunu kapsamında cezalandırılamaz, yalnızca disiplin yaptırımları uygulanabilir."

Taraftar Hakları Dayanışma Derneği'nin (Taraf-Der) eski başkanı olan avukat Kemal Ulusoy da "tehdit algısının" muğlaklığına dikkat çekti. Ulusoy, "Tribünlere ya da spora özgü ifade biçimlerinin tehdit olarak algılanıp algılanmayacağı ve yasanın herhangi bir mağdur olmadan resen işleme alınacak olması gibi belirsizliklerin, taraftarları vuracağı açık" dedi.

CHP'li Aydoğan: İçerik de zamanlama da manidar

AKP'nin hazırladığı yasa teklifi, geçen Perşembe günü hararetli tartışmaların yaşandığı TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. CHP, komisyonda kanun teklifine koyduğu muhalefet şerhinde, önerilen değişikliklerin, Anayasa'nın kişi hürriyeti ve güvenliğini düzenleyen 19’uncu maddesine, yerleşme ve seyahat hürriyetini düzenleyen 23’üncü maddesine ve özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkını güvence altına alan 20'nci maddesine aykırı olduğunu belirtti.

Kanun teklifi, Gençlik ve Spor eski Bakanları Osman Aşkın Bak ve Çağatay Kılıç dâhil 50'ye yakın AKP'li vekilin imzasıyla sunuldu. Adalet Komisyonu'nun AKP'li başkanı Hakkı Köylü'nün Aslında bu kanunları yaparken muhalefetteki milletvekili arkadaşlarla da istişare edilerek yapılsa belki, belki değil muhakkak daha faydalı olabilir diye düşünüyorum şeklindeki ifadesi komisyon tutanaklarına geçti.

Kanun teklifi, Gençlik ve Spor eski Bakanları Osman Aşkın Bak ve Çağatay Kılıç dâhil 50'ye yakın AKP'li vekilin imzasıyla sunuldu. Adalet Komisyonu'nun AKP'li başkanı Hakkı Köylü'nün "Aslında bu kanunları yaparken muhalefetteki milletvekili arkadaşlarla da istişare edilerek yapılsa belki, belki değil muhakkak daha faydalı olabilir diye düşünüyorum" şeklindeki ifadesi komisyon tutanaklarına geçti.

CHP, Gezi Parkı protestolarının ardından elektronik bilet uygulaması Passolig'i yürürlüğe sokan hükümetin, bu kez de tribünlerden "Mazbatayı ver, mazbatayı ver, İmamoğlu’na mazbatayı ver" sloganlarının yükseldiği İBB Başkanlığı seçim süreci sonrası bu düzenlemeleri getirerek bir anlamda taraftarları cezalandırdığı görüşünde. CHP'nin muhalefet şerhinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 Mayıs'ta yaptığı açıklamada futbol stadyumu ve spor salonlarında Millet ittifakı adayı İmamoğlu lehinde yapılan tezahüratları kastederek "Bunların hepsi kayda giriyor, gereğini biz de yapacağız" dediği de hatırlatıldı.

TBMM Adalet Komisyonu'nun CHP'li üyesi Turan Aydoğan, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, "İmamoğlu yasası" olarak tanımladığı bu düzenlemenin zamanlamasına dikkat çekerek "23 Haziran seçiminin ertesi gününde meclise gelen bir taslak bu. İçerik de zamanlama da manidar" dedi.

Avukat Ulusoy da "ülkedeki muhalefetin yükselmesinden korktukları ve 2013'teki Gezi benzeri bir sürecin yaşanmasından çekindikleri için de alelacele bu sürecin örgütlendiğini düşünüyoruz" ifadesini kullandı.

Yeni bir düzenlemeye gerek var mıydı?

6222 sayılı yasada değişikliğe gidilmesinin gerekliliği de tartışma konusu. Asıl sorunun, bu yasanın tam olarak uygulanmaması olduğunu belirten spor hukukçusu Özkurt, "Sporda şiddet gerçekten önlenmek isteniyorsa; bu, kanuna durmadan yama yapılması şeklinde değil kanunun etkili ve doğru uygulanması yöntemiyle olabilecektir" dedi.

Gazeteci Kenan Başaran

Gazeteci Kenan Başaran

DW Türkçe'ye konuşan gazeteci Kenan Başaran da benzer görüşlere sahip. "Mevcut yasa hakkıyla uygulansa bile birçok şey çözülür. Eksik olan uygulama. Ama nasıl uygulama? Eşit uygulama. Yasa eşit şekilde her kesime uygulanmadığı için sanki yetersizmiş gibi algılanıyor ve değişiklik ihtiyacı hasıl oluyor" ifadesini kullanan Başaran, "Mevcut yasa ile nerede sorun yaşandı? Yani hangi olay oldu da failleri bulanamadı? Zaten hâlihazırda statlardaki kameralar tek tek taraftarı tespit edip görselini alacak yetenekte" diye ekledi.

Toplanma alanlarında üst arama

Kanun teklifi polisin, taraftarların maçtan önce toplandıkları yerlerde üstünü ve eşyalarını 6222 sayılı kanun kapsamında aramasına da imkân tanıyacak. Örneğin Nevizade, Beşiktaş çarşısı, Bağdat Caddesi gibi yerlerde üzeri aranan kişilerin üstünden silah, bıçak, sopa, meşale gibi yasak maddeler çıkması durumunda, bu kişiler hapis cezasıyla yargılanabilecek ve seyirden men edilebilecek.

Taraf-Der eski başkanı avukat Kemal Ulusoy

Taraf-Der eski başkanı avukat Kemal Ulusoy

CHP İstanbul Milletvekili Aydoğan, Adalet Komisyonu'nda yaptığı konuşmada şiddet, tehdit ve hakaret suçlarına yönelik yaptırımlar konusunda 6222 dışında yeterince düzenleme olduğunu belirterek "Suç işlenecek bir ihtimal söz konusu olduğunda o yasaları kullanarak güvenlik tedbirleri alma ihtimaliniz var. Elinizden alan mı var da burada özel bir madde düzenlemeye çalışıyorsunuz? ÇArşı grubu mu bozuyor bu işi, ultrAslan mı bozuyor, Genç Fenerbahçeliler mi bozuyor?" ifadesini kullandı.

Aydoğan'ın bahsettiği üç taraftar grubu da yaptıkları açıklamalarla, orantısız cezalar öngördüğünü belirttikleri kanun teklifine tepki göstermişlerdi.

Alkol düzenlemesindeki "kanunilik" ihlali şüphesi

Kanun teklifi, taraftarların alkol kullanımı konusundaki yasakları da genişletiyor. Teklif yasalaşırsa, artık "taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlara" alkollü içecek sokan kişiler 30 gün adli para cezasına çarptırılacak. Kanun teklifi, Avrupa'da "fan zone" olarak bilinen ve taraftarların dev ekranlarda topluca maç izledikleri yerleri ifade eden "özel seyir alanlarında" da alkol kullanımını yasaklıyor.

Beşiktaş taraftarlarının 2016-2017 sezonundaki şampiyonluk kutlamalarından bir kare

Beşiktaş taraftarlarının 2016-2017 sezonundaki şampiyonluk kutlamalarından bir kare

Bu maddeyi eleştiren Özkurt'a göre, söz konusu düzenlemenin uygulaması pratikte birkaç soruyu beraberinde getirecek. Özkurt, "Söz gelimi uçakla yapılacak seyahatlerde uçak personeline de 6222 sayılı kanundan işlem mi yapılacaktır?  Veya 40 kişilik bir taraftar otobüsünde bir içki şişesi bulunduğunda 'alkol sokma' fiilinden kime işlem yapılacaktır? Veya bir şişe alkol bulunduğunda otobüsteki herkese mi işlem yapılacaktır? Ayrıca 'toplu olarak seyahat ettikleri araç' tanımının da yapılması gerekmektedir. Çünkü bu hâliyle bu terim oldukça yoruma açıktır. Örneğin bir arabayla müsabakaya giden beş kişilik taraftar da kanunun tanımı gereği 'toplu seyahat' sayılacak mıdır?" sorularını yönelterek düzenlemedeki belirsizliğe dikkat çekti.

Söz konusu maddenin hem Anayasa'nın 38'inci maddesinde hem de TCK’da bulunan "kanunilik" ilkesiyle çeliştiğini belirten Özkurt, "Temel bir ceza hukuku prensibi olan kanunilik ilkesini kısaca 'yoruma yer bırakmama' olarak tanımlayabiliriz " dedi.

Çarşı, Gezi protestolarına katılan taraftar grupları arasındaydı.

Çarşı, Gezi protestolarına katılan taraftar grupları arasındaydı.

"Fişleme" ve "yeni rant alanı" eleştirisi

Kanun teklifinin en tartışmalı düzenlemelerinden biri de seyircilerin stat ve spor salonlarına girişinde "biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulama sisteminin kurulmasını" öngörüyor. Teklifte, söz konusu yöntemler ve sistem hakkında başka bir ayrıntı verilmiyor. Ancak Hürriyet gazetesi, taraftarların kimliklerinin el ve parmak izi, göz retinası eşleştirmeleri gibi biyometrik yöntemlerle doğrulanacağını yazdı. Bu bilgi, Adalet Komisyonu'ndaki AKP'li vekiller dâhil, kanun teklifini hazırlayan yetkililerce yalanlanmadı.

Kullanımdaki Passolig kartlarının üzerinde T.C. kimlik numarası ile fotoğraf bulunuyor. Banka kartı ve kredi kartı özelliği de taşıyan Passolig kartlarını, hükümete yakın Çalık Holding'in sahibi olduğu Aktifbank işletiyor.

Avukat Ulusoy, kurulması planlanan yeni kimlik doğrulama sistemini, "Bununla aslında kaçak girişlerin önüne geçmek amaçlanırken bir yandan da fişlemenin derinleştirilmesi ve banka için yeni kart basımı ve para toplama yani yeni rant alanları yaratılmaya çalışılıyor" ifadesiyle eleştiriyor.

Teklifin yasalaşması, 2011'de yürürlüğe giren 6222 sayılı kanunun sekiz yıl içinde üçüncü kez yasama faaliyetiyle değişikliğe uğraması anlamına gelecek. Kanundaki bazı maddeler bir kez de Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararı üzerine değişmişti.

Cengiz Özbek

© Deutsche Welle Türkçe