Sosyal medyada soruşturma ikilemi | TÜRKİYE | DW | 03.01.2017
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Sosyal medyada soruşturma ikilemi

Hükümet, Reina saldırısının ardından terörle mücadele kapsamında sosyal medyaya uygulanan soruşturma çemberini genişletti. İnternet hukuku uzmanları eleştirmenin ve düşünce açıklamanın suç olmadığı konusunda uyarıyor.

İçişleri Bakanlığı, Twitter’da hangi hesapların terör eylemlerini ve teröristleri övdüğünü belirlemek için soruşturma kapsamını genişletiyor. İnternet hukuku uzmanları da bu süreçte hükümetin sosyal medya hesaplarına ‘eşitlikçi’ yaklaşımının esas olması ve ‘düşünce özgürlüğünü koruması’ gerektiğine dikkat çekiyor.

Reina saldırısından önce yılbaşı kutlamalarını “Hıristiyan geleneği ve günah” olarak gösterenlerin, saldırı sonrasında Twitter’da saldırıyı ‘yerinde ve gerekli’ sayan mesajlar yazmaları toplumdaki “sosyal medya ve terör” gerilimini daha da tırmandırdı. Başbakan Binali Yıldırım sosyal medyada terör eylemlerini ve teröristleri öven hesaplar hakkında cezai işlem uygulanacağı uyarısında bulunurken, Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) bu hesaplar için suç duyurusunda bulunması dikkat çekti.

Birlik Başkanı Metin Feyzioğlu, “Sosyal medya aracılığıyla toplumun ayrıştırılmasına izin vermeyeceğiz. Terör suçunu öven tüm hesapların tarafımıza bildirilmesini istiyoruz” çağrısı yaptı.

İçişleri Bakanlığı da harekete geçerek, ‘yaşam tarzı’ üzerinden eleştiride bulunup, yılbaşı kutlamalarını ‘kötü, haram’ gösteren ve kutlayanların öldürülmesini doğal karşılayan, hatta takdir eden mesajları ortaya çıkarmaya başladı. Yaşam tarzı üzerinden sosyal medyada yaşanan ayrışma Bakanlar Kurulu’nun da gündem maddesi oldu. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, 347 sosyal medya hesabı hakkında soruşturma açıldığını, bu hesapları kullanan 92 hakkında da işlem yapıldığını açıkladı.

Peki, sosyal medyada ayrışma sürerken hükümet nasıl önlem alacak?

İçişleri Bakanlığı uzun süredir sosyal medyayı içine alan soruşturma çemberini daha da derinleştirmişti. Hakaret, teröre övgü, provokasyon başta olmak üzere Twitter mesajlarıyla bu tür suçlamalara gidenler, normal durumda hiçbir kullanıcı bilgisi paylaşmayan Twitter ve Facebook yöneticileriyle işbirliği içinde tespit edilecekti. Hükümet bu noktada Twitter ve Facebook yönetimiyle özel bir iletişime geçti. OHAL koşullarındaki Türkiye’nin sosyal medya üzerinden yapılan suçlamalarla ‘küçük düşürülmemesi’ için işbirliği istendi. Kullanıcıların kişisel bilgilerini vermemekte ısrarlı olan Twitter ve Facebook yönetiminin OHAL koşullarında konuyu yeniden gözden geçireceği belirtiliyor. İçişleri Bakanlığı yetkilileri “Hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm hesaplar incelemeye alındı. Suçlu her tweet cezalandırılacak. Bunun için özel ekiplerimiz, özel mesailer yapmaya başladı. Sonuçlar ortaya çıktıkça eşitlikçi yaklaşımımız da görülecek” açıklamasında ısrar ediyor.

“Düşünce açıklamalarına saygı gösterilmeli”

Peki, Twitter’da kutuplaşma yaratan, bu kutupları birbirine karşı düşman yapan hesapların tespiti mümkün mü? Hükümetin nasıl bir strateji izlemesi gerekiyor? TOBB Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Bilişim Hukuku uzmanı Doç. Olgun Değirmenci DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı. Hükümetin ‘temel insan hakları’nı kriter alıp, herkese ‘eşitlikçi’ yaklaştığı sürece, sosyal medyada suçlu tespit etmenin çok basit olduğunu söyleyen Değirmenci’ye göre, aslında fiziki dünyada işlenen suçlar ile internet ortamında işlenen suçlar arasında büyük farklar bulunmuyor. İnternetten ‘adam öldürme’ suçunun dahi işlenebildiğini anlatan Değirmenci, “Kimi hastaneler, klinikler hastalarına internet üzerinden miligramla ilaç tavsiye ediyor, yazıyor. Bir hacker; hastanın miligramını değiştirdiğinde ölümüne de pekala sebebiyet verebilir” diyor. Etkin bir soruşturma tekniği kullanılarak günümüzde Twitter ve Facebook başta olmak üzere tüm sosyal medya hesaplarının kullanıcılarının tespit edildiğini söyleyen Değirmenci, hesap sahipleri bulunduktan sonra da cezai işlem uygulanabileceğini dile getiriyor. Değirmenci, bu noktada geçerli kanunun da Türk Ceza Kanunu olduğunu hatırlatıyor. Kanunun 3.maddesinin suçun kim tarafından işlendiğine bakılmaksızın cezada eşitlik ilkesini temel aldığını belirten Değirmenci, “Burada temel kriter; Twitter mesajında bir kişinin, kurumun düşünce açıklamasına saygı gösterilmesidir. Düşünce açıklamak, eleştiri getirmek evrensel bir insan hakkıdır. Herkesi –provokasyon yapıyor, tahrik ediyor- diye suçlu bulamazsınız. Hükümet, bu konuda garanti vermeli, güven duygusunu geliştirmelidir” diyor.

“İnce çizgi düşünce hürriyetidir”

Bilişim hukukçusu ve bilirkişi, Avukat Çağatay Cengiz de bu noktada Twitter mesajları nedeniyle terör örgütünü övdükleri öne sürülüp tutuklanan gazetecilerin durumunu örnek gösteriyor. “Gazeteci Ahmet Şık da tweeti nedeniyle tutuklandı” hatırlatması yapan Cengiz, DW Türkçe'ye "Sosyal medya üzerinden operasyon yapan hükümet çok ama çok dikkatli olmalı. Eşitliği temel aldığını herkese göstermeli” uyarısında bulunuyor. “İnce çizgi düşünce hürriyetidir” diyen Cengiz, “Suçun internetten işlenmesi elbette ki bunu suç olmaktan çıkarmaz. Ama orada bir hakaret mi vardır, eleştiri mi yapılmıştır, tahrikte mi bulunulmuştur. Bunun kararını hâkimler verecektir. Teknik olarak suçlu bulduğunuz kişiyi yargılarken doğru kararı vermek ancak hâkimin özgür iradesi ile gerçekleşebilir” açıklamasını yapıyor.

"Neden bugüne kadar beklendi?”

Avukat Cengiz, internetteki şüpheli her hesabın rahatlıkla bulunup, cezai işlem yapılabileceğini bugüne kadar herkesin bildiğini hatırlatıp, neden bugüne kadar hareket edilmediğini de soruyor. “Trol mekanizması neden bu kadar büyüdü. Neden kutuplaşmalara izin verildi. Neden kimi hakaretler yüceleştirildi” sorularını da soran Cengiz, gelinen noktadan sonra hükümetin özellikle Twitter ortamını yeniden ele almasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor.

Hükümet, sosyal medyanın en popüler adresi Twitter’ı özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yakın takibe almıştı. Bugüne kadar Twitter’da ‘devlet büyüklerine-Türkiye Cumhuriyeti’ne hakaret ettikleri ve  ‘terör propagandası’ yaptıkları gerekçesiyle aralarında gazetecilerin de olduğu çok sayıda kişi gözaltına alınıp, tutuklandı. Ancak bu tutuklamaların, hangi kriterlere göre yapıldığı sorusunu da beraberinde getirdi. Sosyal medyada hükümet yanlısı ya da ‘trol’ olarak adlandırılan hesaplar ile muhalif ya da eleştirel olarak görülen hesaplar arasındaki çatışma tırmanınca çoğu zaman ‘internet kısıtlamaları’ ya da kimi hesapların engellenmesi de söz konusu oldu. Son 6 ayda sosyal medya üzerinden halkı "kin, nefret ve galeyana sevkeden, terör örgütünü ve teröristi öven" gerekçesiyle 3 bin 710 kişi hakkında adli işlem yapıldı, bin 656 kişi tutuklandı.

©Deutsche Welle Türkçe

Hilal Köylü / Ankara

Önerdiğimiz linkler

Reklam