1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

"Somut delil" şartı Meclis'ten geçti, kaygı büyüdü

8 Temmuz 2021

Cinsel istismar suçlarında tutuklama için “somut delil” şartı öngören düzenleme TBMM’den geçti. Hukukçuların ve hak savunucularının “İstismarın önü açılıyor. Cezasızlık yaygınlaşıyor” endişesi daha da büyüdü.

https://p.dw.com/p/3wEeN
Fotoğraf: Getty Images/AFP/Y. Akgul

Siyasi muhalefetin, hukukçuların ve hak savunucularının sert tepki göstermesine, kaygılarını ortaya koymasına karşın kamuoyunda 4. Yargı Paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi.

Bu bölümde cinsel istismar, taciz, kasten öldürme ve işkence gibi katalog suçlarda tutuklama için “somut delil şartı aranması” hükmünün de, çocuğun cinsel istismarı ve kadına cinsel saldırı suçlarının ayrı tutulmadan kabul edilmesi hukukçular ile kadın örgütlerini adeta ayağa kaldırdı. Mevcut durumda zaten delil toplamada ciddi sıkıntılar yaşandığına dikkat çeken hukukçular, “Cinsel istismarın önünü daha da açacak, bu suçların cezasız kalmasını daha da yaygınlaştıracak bir durumla karşı karşıyayız. Kabul etmemiz mümkün değil” çıkışında bulunuyor.

Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Ceren Kalay Eken DW Türkçe’ye düzenlemenin mecliste kabul edilmesiyle ortaya çıkan sıkıntının ne olduğunu anlatırken, “Maalesef yine milletin fikrine hiç önem verilmediğini, bir gece yarısı kararıyla itirazlarımıza kulak tıkandığını görüyoruz” cümlesini kurması dikkat çekiyor.

"Cezasızlık kabul edilmiş oluyor"

İnsan hakları savunucularının, hukukçuların somut delil olmadan insanların keyfi şekilde tutuklanmasına karşı olduğunu sürekli dile getirdiğini anlatan Eken, çocuğun cinsel istismarı ve çoğunlukla kadınların mağdur olduğu cinsel saldırı fiillerinde durumun farklı olduğunu söylüyor. Peki neden? Eken, bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

“Bu fiillerin doğası, yapısı gereği zaten tanıkların bulunmadığı, kayıtların bulunamayacağı, fiilin kayıt yapılan bir yerde cereyan etmediği, çok büyük oranda geride bir biyolojik kanıt bırakılmadığı bilinen bir durumdur. Bariz bir delil, mağdurun bedeninde ya da kıyafetinde çoğunlukla bulunamaz. Çocukların 18 yaşından sonra şikayet edebileceği dikkate alınıyor ama nasıl bir somut delille yaşadığını ispatlayacağına cevap verilemiyor. Dolayısıyla şimdi; bu suçların durumu gereği aslında cezasızlığı kabul ediyorsunuz. Sıkıntı budur.”

“Erkeklerin sırtı sıvazlanıyor”

Ceren Eken, 4. Yargı Paketi'ndeki düzenlemenin Yargıtay’dan son dönemde çıkan “kötü kararlara destek niteliğinde” olmasından yakınırken, Yargıtay’ın daha önce verdiği kararların hatırlanmasını istiyor. Eken, o kararları “Cinsel istismar ve saldırıyla ilgili dosya türleri özeldir. Tutuklamaya somut delil aranması cezasızlığa sebep olur” şeklinde özetliyor.

Eken, “Bu nedenle dosyaların mağdur ve sanığı iyice gözlemleyerek, inceleyerek, doktor raporlarına ilişkin evrakları değerlendirerek karara bağlanması gerekiyor. Olması gereken budur. Aksi takdirde maalesef cinsel saldırıyı, cinsel istismarı gerçekleştiren erkeklerin sırtını sıvazlamak ve bu suçların cezasızlığı nedeniyle artmasına sebep olmak durumunu üzülerek göreceğiz” uyarısında bulunuyor.

"Sorun delillerin toplanamaması”

İstanbul Barosu avukatlarından Seda Akco, yürürlükteki kanunda tutuklama için "kuvvetli şüphe sebebi” ifadesinin zaten yazılı olduğunu hatırlatıyor. Akco, sorunun nerden kaynaklandığına ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Kanuna somut delile dayanması gerekir yazılınca, hakim somut delil arayacak demek de yanlış oluyor. Uygulamada cinsel istismar olgularında yeterli delil toplanmasında büyük zafiyetler olduğu bilindiği için yapılan değişiklik ile tutuklamanın zorlaştırıldığını düşünecek olan hakimlerin tutuklamaktan kaçınma eğiliminin artacağından kaygı duyuluyor. Asıl sorun bu delillerin toplanamıyor olmasında. Bunun üzerinde durulmalı.”

Cinsel istismar ve saldırı fiillerinde neden yeterli delil toplanamadığının sorgulanması gerektiğini söyleyen Seda Akco, çocuğun ve kadının yeterli korumaya sahip olup olmadığının gündemde tutulmasını istiyor. Akco, “Şüphelinin tutuklanması çocuğun korunması açısından önemli ama yeterli de değil. Mağdurlara yeterli korumanın sağlanamaması da delil yetersizliğinin önemli nedenlerinden biri” diyor.

“Toplumun travmalarına inatla yaklaşıyorlar”

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), AKP ve MHP oylarıyla “somut delil şartı”nın mecliste kabul edilmesini, hükümetin toplumdaki travmaları iyileştirmeye çalışan herkese karşı “inatla yaklaşması”nın bir sonucu olarak görüyor.

TKDF Başkanı Canan Güllü, bu travmalardan söz ederken “İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı hukuksuzca çekilme kararı alındı. Erken yaşta evliliklere af konusu sürekli gündemde tutuluyor. Şimdi de cinsel istismara somut delil şartı” diye konuşuyor.

“Adli tıp raporları, psikolojik raporlar, DNA analizleri, çocuğun ve kadının ruh halinde yaşanan travmalar somut delil değil midir” diye soran Canan Güllü, “Şimdi, tutuklamada somut delil aranır hükmünün getirilmesi bizi cezasızlığa yönelten yargı kararlarıyla, bunun cezasızlık olduğunu bilen faillerin artması sorunuyla baş başa bırakıyor. Kabul etmemiz mümkün değil” diyor.

Kadınlardan yargı paketine "Bıktık artık" tepkisi

"İtirazımızı daha da yükselteceğiz"

Mevcut durumda cinsel istismar davalarının adli tıp raporlarına karşın cezasız kaldığını, ensest vakalarında mağdurla failin aynı evde olup, tutuksuz yargılamanın devam ettiğini, “şikayeti geri alma” durumlarının sürdüğünü anlatan Canan Güllü, hükümetin sahada neler yaşandığını hukukçularla, sivil toplum örgütleriyle konuşup tartışmadan toplumdaki travmaları daha da büyütme tavrını ortaya koymaktan çekinmediğini öne sürüyor.

Güllü, “İktidarın yaptığı bu çalışmaları Türkiye’de hukuka güvensizliğin artmasına, hukuktan ve demokrasiden uzaklaşmaya dönük bir hareket görüyorum. Sorun yaratan bir yargı paketi çıktı ortaya. Sorun çözen bir yargı paketi olmasına dönük tüm beklentiler havada kaldı. İtirazımızı daha da yükselteceğiz” çıkışında bulunuyor.

Hilal Köylü / Ankara

© Deutsche Welle Türkçe