Siyasette kutuplaşma: Erdoğan′ın Zillet İttifakı söylemi | TÜRKİYE | DW | 28.02.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Siyasette kutuplaşma: Erdoğan'ın Zillet İttifakı söylemi

Erdoğan'ın ittifakları kıyaslaması kutuplaşma ve tarafsızlık tartışması başlattı. Erdoğan'ın partili cumhurbaşkanı olduğunu belirten hukukçu Osman Can, partizan politika yapabilecek bir siyasetçi olduğu görüşünde.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın salı gecesi kişisel Twitter hesabından, Cumhur ve Millet ittifaklarını kıyaslayarak yaptığı paylaşım çok tartışıldı. Göreve başlarken tarafsızlık yemini eden Cumhurbaşkanı'nın kullandığı dil, kutuplaştırıcı ve ötekileştirici bulunarak eleştirildi.

Erdoğan benzer suçlamaları daha önce de meydanlarda ve kamera karşısında defalarca yapmıştı. Ancak bu suçlamaları Twitter'dan liste halinde yayınlaması ve iki ittifakı kıyaslaması bir ilk olarak değerlendirildi.

Erdoğan'ın yaptığı kıyaslamanın taraflarıysa 16 Nisan 2017'deki başkanlık referandumunda ortak hareket etme kararı alan AKP ve MHP'nin oluşturduğu Cumhur İttifakı ile; CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti'yi bir araya getiren Millet İttifakı.

Yerel seçimlerde ittifak uygulaması geçerli olmasa da, AKP ile MHP birbirlerinin adaylarını destekleyeceklerini açıkladılar. Millet İttifakı tarafındaysa bazı iller için CHP ile İYİ Parti arasında işbirliği söz konusu. HDP'nin bazı illerde aday çıkarmamış olması ise Millet İttifakı ile gizli bir işbirliği içerisinde olduğu iddiasının AKP tarafından gündeme getirilmesine neden olmuştu.  

Paylaşımında 31 Mart'taki yerel seçimleri işaret eden Erdoğan, "Bugün Türkiye'de iki ittifak karşı karşıyadır" diyor. Erdoğan'ın listesi 15 Temmuz'daki darbe girişimiyle başlıyor. Erdoğan, Cumhur İttifakı'nın 15 Temmuz gecesi sokaklarda, meydanlarda kurulduğunu belirtirken, Millet İttifakı'nı gizli pazarlıkların, siyaset mühendisliklerinin çıkar hesaplarının ürünü olmakla suçluyor.

Erdoğan'a göre Cumhur İttifakı milletin emrindeyken, Millet İttifakı Kandil ve Pensilvanya'nın güdümünde. Cumhur İttifakı aynı zamanda hak ve hakikatin savunucusu ancak Millet İttifakı yalan, iftira, hakaret ve inkara başvuruyor.

Cumhurbaşkanı ayrıca, Cumhur İttifakı'nın sadece milletin hizmetine talip olduğunu nitelerken, Millet İttifakı'nın amacının terör örgütlerinin uzantılarını belediye meclislerine ve bürokrasisine taşıma olduğunu da savunuyor.

"Erdoğann sözleri muhalefete yarayabilir"

Erdoğan'ın sözlerini DW Türkçe'ye değerlendiren kamuoyu araştırma şirketi Avrasya'nın başkanı Kemal Özkiraz, anketlerde AKP'ye dair sürekli bir geriye gidiş olduğunu belirtiyor ve "Bunu gören Erdoğan son çare olarak Kürt-HDP düşmanlığını kullanmaya başladı çünkü elinde başka bir argüman kalmadı" diyor.

Erdoğan'ın kutuplaşmadan medet umduğunu söyleyen Özkiraz sözlerine şöyle devam ediyor: "Bu tür söylemler muhalefete oy verecekleri korkutmadığı gibi öfkelendirir de. Hatta 24 Haziran'daki seçimlerin yılgınlığıyla 31 Mart'ta sandığa gitmeyecek olan kararsızların bir bölümü, oyunu muhalefetten yana kullanabilir."

Avrasya Araştırma'nın başkanı sözlerine şöyle devam ediyor: "Erdoğan'ın bu sözleri, diğer tüm metropollerde de boykot eğiliminde olan HDP seçmenini muhalefete kanalize edebilir. Özetle 0,5'lik bir oy değişimi yaşansa, muhalefetin kazancı yüzde 1, 1,5 oranında artar. Bu da İstanbul, Denizli ve Balıkesir gibi illerde sonucu değiştirebilir."

"Erdoğan partizan politika yapabilecek bir kişi"

Daha önce AKP MKYK üyeliği ve Anayasa Mahkemesi raportörlüğü de yapan hukukçu Osman Can, tarafsızlık yemini etmiş cumhurbaşkanının bu tür ithamlarda bulunmaması gerektiği yönündeki yapılan eleştirilere katılmıyor.

DW Türkçe'ye konuşan Can, "Yemin etmiş olsa da Erdoğan, parti lideri bir cumhurbaşkanıdır" diyor ve mevcut anayasanın buna engel olmadığını savunuyor. Can'a göre Erdoğan, parti politikası belirleyen ve yürüten, bu çerçevede partizan politika yapabilecek bir kişi.

Can, tarafsızlık yemini etmiş olmasının bazı kısıtlayıcı yönleri olduğunu da söylüyor. "Kamu gücünü, imkanlarını parti politikası için kullanamayacağı anlamına gelir" diyen Can, sözlerine şöyle devam ediyor: "Devlet başkanı sıfatıyla yaptığı işlem ve eylemlerde kamu gücünü kullandığı, kamu gücüne dayanarak hareket ettiği her durumda tüm Türkiye'ye, tüm yurttaşlara ait bir yetkiyi kullandığında tüm partiler karşısında tarafsız davranmak zorundadır. Bu anayasal bir gerekliliktir."

Hukuçu Osman Can, Erdoğan'ın yönelttiği ve muhalefeti terörle bağlantılı gösterdiği sözlerininse anayasal olarak savunulamaz olduğu görüşünde. Kamu gücünü elinde bulunduran, devletin tüm kaynaklarını doğrudan kullanabilen, sevk ve idare edebilen bir siyasetçinin siyasi mücadelelerde daha dikkatli bir dil kullanması gerektiğini düşünüyor: "Kullanmalı ki, fırsat eşitliği ve adil bir yarış mümkün hale gelsin."

"Erdoğann suçlamaları bir seçim propagandası"

Can, Erdoğan'ın suçlayıcı söylemlerinin bir seçim propagandası olduğunu da savunuyor ve şöyle konuşuyor: "Konusu suç olabilecek bir eylem ve işlemden haberdar olduğu için öyle konuşuyorsa, zaten yargı ve sair kamu kurumları gereğini yapabilecek durumdadır. İçişleri Bakanlığı, bu nitelikte olmayan eylemlerde bile yerel yönetimlere göz açtırmazken, böyle bir isnat büyük bir ihtimalle seçim propagandası bağlamında söylenmiş görünüyor. Ancak burada da ulusun yarısını temsil eden, onlar tarafından meşru görülen, yasal ve meşru partileri bu tür ağır ithamlar altında tutmak, hukuki yönden olduğu gibi, siyasal yönden de sorunludur."

Tunca Öğreten

 

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler