Seçme hakkının radikal savaşçıları: Süfrajetler | KADIN | DW | 06.02.2018
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

KADIN

Seçme hakkının radikal savaşçıları: Süfrajetler

İngiltere'de kadınlar tam yüz yıl önce seçimlere katılma hakkını kazandı. Ancak bu kazanım radikal bir mücadelenin ardından geldi. "Süfrajetler", dünyadaki diğer kadınların hak arayışına da örnek teşkil etti.

Emily Davison'ın 4 Haziran 1913 tarihinde yaptığı sıra dışı ve tehlikeli eylem için insanın hem çaresiz hem de cesur olması gerekiyordu: Londra yakınlarındaki Epsom'da yapılan ve dünyanın en eski at yarışlarından biri olan "Epsom Derby” adlı at yarışı tüm heyecanıyla devam ediyordu. Kral ve Kraliçe de hipodromdaki yerlerini almıştı. Davison, birden güvenliği ve bariyerleri aşarak yarış pistine fırladı ve Kral V. George'ın atının önüne dikildi. Finişe doğru son sürat geldiği için jokey atı durduramadı ve eylemci kadın, yarış atının altında kaldı. Görgü tanıkları, o esnada Emily Davison'ın "Suffrage” diye bağırdığını aktarıyordu. Bu ifade İngilizcede "seçme hakkı” anlamına geliyordu. Hastanede tedavi altına alınan Davison, dört gün süren yaşam savaşını kaybetti.

Emily Davison, "seçme hakkı” ifadesinden esinlenerek kendilerini "Suffragettes” (Süfrajetler) olarak adlandıran kadın hareketenin bir üyesiydi. Londra'daki cenaze töreni tam bir gövde gösterisine dönüştü. O günden sonra Süfrajetler sürekli provokatif eylemler yapmaya çalıştı. Önemli politikacılarla aynı kiliseye gidip protestolarla seslerini duyurmaya çalıştılar, onların golf sahalarını basarak keyiflerini bozdular. "Süfrajetlerin dikkat çekici hayatı” kitabının yazarı Diane Atkinson, "Süfrajetler, tahammül sınırlarına yeni bir boyut kazandırdı. Kadınlardan o zamana kadar alışık olunmayan davranışlar sergilediler” diyor.

Emily Davison

Emily Davison

Laf yerine eylem!

Kadınlar on yıllarca seçme ve seçilme hakkı için yoğun bir çaba harcamak zorunda kaldı. Avrupa'da belki de bu uğurdaki en zorlu mücadele Birleşik Krallık'ta oldu. Öyle ki, Süfrajet hareketinin mensupları, bu uğurda yasaları çiğnemeyi bile göze aldı. Özellikle de "Punkhurst Kadınları” adlı grup. Emmeline Punkhurst, kızları Christabel ve Sylvia ile birlikte 1903 yılında Kadınların Sosyal ve Politik Birliği (WSPU) adlı organizasyonu kurdu ve bir bakıma Süfrajet hareketinin de temelini attı.

Bu grubu "politik bilinci gelişmiş akıllı kadınlaran” olarak nitelendiren yazar Diane Atkinson, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Daha da önemlisi, hedefe odaklıydılar ve kendilerine özel bir misyon yüklendiğine inanıyorlardı. Güzel kadınlardı, iyi giyiniyorlardı, zekiydiler ve hitabet yetenekleri mükemmeldi. Oldukça karizmatiktiler. Pek çok genç kadın onlar gibi olmak istiyordu. Popstar gibiydiler.”

Tüm bu faktörler, Punkhurst Kadınlarının, toplumun tüm kesimlerinden hemcinslerini etkilemesini sağladı. Sloganları "Laf yerine eylem” şeklindeydi. İçlerinden radikal bir kanat, mağaza vitrinlerine taşlı saldırılar düzenliyor, posta kutularını havaya uçuruyor ve metruk binaları kundaklıyordu. Güvenlik güçleri ve yargı ise bu eylemlere aynı sertlikte karşılık verdi. Polisler, sokak gösterilerini şiddet kullanarak dağıtırken, hâkimler de harekete mensup onlarca kadını hapse attı. Açlık grevine yeltenen tutuklular ise zorla besleniyordu. Ancak buna rağmen kadınların Süfrajet hareketine olan ilgisi giderek arttı. Zira Punkhurst Kadınları, bir bakıma modern tasarımlı yepyeni ve cazip bir marka ortaya çıkarmıştı.

Neticede Emily Davison'ın ölümünden tam beş yıl sonra, kadın hareketi kısmen de olsa amacına ulaştı: 6 Şubat 1918 tarihinde çıkarılan bir kanunla, 30 yaşın üzerinde olan ve belirli miktarda mal varlığı olan kadınlara, seçimlere katılma hakkı tanındı.

Emmeline Pankhurst

Emmeline Pankhurst

Diğer ülkelerde de zorlu mücadeleler

"Almanya'da taş atıp hapse giren Emmeline Pankhurst gibi bir kadın çıkmadı” diyen Kassel'deki Alman Kadın Hareketi Arşivi'nin Müdürü Dr. Gilla Dölle, İngiltere'ye nazaran Almanya'daki kadın hareketi tarihçesinin daha durağan olduğunu belirtiyor. Ancak bunun kadınların hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmediğini söyleyen Dr. Dölle, Almanya'daki kadın hareketinin 1865 yılında Leipzig'de kurulan Alman Kadın Derneği ile başladığını kaydediyor.

30 Kasım 1918'de çıkarılan yasayla seçme hakkı elde eden Alman kadınlar, 19 Ocak 1919'daki seçimlerde ilk kez oy kullandı. Diğer ülkelerde kadınların mücadelesi çok daha zorlu ve uzun oldu. Örneğin İsviçre'de kadınların seçimlere katılma hakkı 1971 yılında tanındı. Suudi Arabistanlı kadınlar ise ilk kez 2015 yılında sandık başına gitti. Ancak sadece yerel seçimlerde belediye meclisi üyleri için oy kullanabildiler.

"Seçme hakkı ya da başka haklar için mücadele eden kadınlar, Birleşik Krallık'taki Süfrajetlerden çok şey öğrenebilir” diyen yazar Diane Atkinson şu saptamayı yapıyor: "Bu hareketin içindeki kadınlar farklı sosyal sınıflara ve çeşitli meslek dallarına mensuptu. Birbirinden farklı hayat tecrübeleri vardı. Tüm bu farklılıklara rağmen, ortak amaçları olan kadınlara seçme hakkı tanınması için güçbirliği yaptılar. Günümüzde de kadınlar, hedeflerine ulaşabilmek için benzer bir yol izlemeli. Bunun için ille de Emily Davison'ın cesaret ve çaresizliğine gerek yok. Kadınlar arasındaki dostluk ve dayanışma, pek çok şeyi harekete geçirebilmek için yeterli olabilir.” 

Peter Hille

© Deutsche Welle Türkçe

 

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam