Sığınmacılar sınırda: Gidemezsek geri döneceğiz mecbur | TÜRKİYE | DW | 28.02.2020
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Sığınmacılar sınırda: Gidemezsek geri döneceğiz mecbur

Türkiye'nin kapıları açmasıyla sığınmacılar Avrupa’ya geçme umuduyla Edirne sınırına akın etti. Kimi vazgeçip İstanbul’a geri dönerken kimi gecenin soğuğunda beklemeye devam ediyor.

"Buradan geçebiliyor muyuz abla?”

Edirne Pazarkule'de Yunanistan sınırına uzanan tarlalara akşam güneşi vururken bir delikanlın bu sorusuyla karşılaşıyoruz. Sınırdan geçmek istiyor ancak hangi yoldan gideceğinden de pek emin değil. Ahmet, 25 yaşında. Ankara'nın, İdlib'de 33 askerin hayatını kaybetmesinin ardından Avrupa'ya geçmek isteyen sığınmacılara engel olmayacağını açıklamasından sonra Pazarkule Sınır Kapısı’na gelmiş. Yanında hiç eşyası yok.

Ahmet, "Altı yıldır Türkiye'deyim. Teyzelerimle geldim, toplam 10 kişiyiz. Olmazsa mecbur burada kalacağız, başka çare yok. Türkiye'de çok uğraştık, burada kimlik çıkmadı. Sorunlar yaşıyoruz” diyor.

Ahmet, Zeytinburnu'nda bir dericide çalışıyor. Sınıra gelmek için taksiye atlamış, kişi başı 400 lira ödemişler. "Karşıya” geçemezse bir 400 TL daha ödemek durumunda kalacak. Peki geçebilirse eğer karşıda daha iyi bir hayat mı olacak?

"Öyle düşünüyoruz. İleride belki hayatımız düzelir diye gidiyoruz yani. Yunanistan'dan inşallah Fransa'ya, Almanya'ya gideriz.”

Video izle 03:21

Sığınmacılar sınırda

Daha çok Afganlar var

Edirne sınırında Suriyelilerden çok, Afganlar var. Az Türkçesiyle anlaşmaya çalıştığımız üç çocuklu, yedi yıldır Türkiye'de yaşayan Afgan bir kadın, onlardan biri. Yunan polisinin attığı gaza maruz kalmışlar. Üç çocuğun gözleri perişan, hepsi yorgun bakıyor.

"Gidebilecek misiniz sizce?”

"Yok.”

"Şu an nereye gidiyorsunuz?”

"Bilmiyorum.”

Türkiye tarafındaki kolluk kuvvetlerinin sığınmacılara yönelik herhangi bir tavrı yok ve fakat sınırın öte yanındaki polis teyakkuz halinde. Güvenlik önlemleri artırılmış.

"Sınırdan vazgeçtik, geri dönüyoruz”

Abdülbeşir de buradaki Afganlardan biri. 19 yaşındaki genç adam, iki senedir Türkiye'deymiş. Öğle saatlerinde gelmiş ancak geçemeyeceğini anlayınca beklemekten vazgeçmiş:

"İstanbul'dan geldik de sınırdan vazgeçtik, geri dönüyoruz. Biraz zor gitmek, izin vermiyorlar. Yollar açıldı diye geçelim dedik. Burada kimlik yok, işe almıyorlar. Ondan gitmek istedik. Buradan geçmek zor şu an.”

Sınıra akın eden sığınmacıların çoğu, kara yoluyla Avrupa'ya geçmenin neredeyse imkansız olduğunun farkında ama kaybedecek bir şeyleri olmadığı için denemekten zarar çıkmayacağı düşüncesiyle burada… Firuz, 25 yaşında. İki senedir İstanbul'da:

"Zeytinburnu'ndan geldim, gidiyorum Yunan'a. Bizim memleket Afganistan.”

Karşıya geçebileceğini düşünüyor mu?

"Beş saattir sınırdayım. Arkadaşlarla geldim. Pasaport yok. Nasıl olacak, bilmiyorum. Bırakmazlarsa otururum burada, sıkıntı yok. Avrupa'da iş var gitmek istiyorum…”

"Location var, arkadaşım gönderdi”

20 yaşındaki Mustafa elindeki telefona baka baka sınıra doğru ilerliyor. Mustafa da Afgan… "Location (konum) var ya, arkadaşım gönderdi” diyor. Geçebileceğinden emin değil. Sırtındaki çantasında sadece kıyafetler var.

Geçemezse eğer, İstanbul'a dönecek o da. Mustafa ise sabah saatlerinden beri sınırda:

"Yol kapalı, açmıyorlar. Geçemiyoruz. İstanbul'a gidiyorum, geçiş yok. Boşuna geldim. Arabaya para verdim, 400 lira…”

Yanımızdan birinin sırtındaki yükü ağır diğerinin elinde bot küreği olan iki adam geçiyor. Çantanın içinde ne var?

"Bottur. Su için…”

İstanbul'dan gelmişler, İstanbul'da iş yok. Meriç Nehri'nden karşıya geçmeye çalışacaklar. Yunan tarafında asker var ama "inşallah” geçecekler.

"Olmazsa geri döneceğiz mecbur.”

Öğle saatlerinden sonra sınırı geçmekten vazgeçip dönenlerin sayısı hiç de az değil… Umudu boşa çıkanlar birer ikişer dönüş yoluna geçiyor.

"Karşıda hayat güzel yani, biliyon mu?”

Burada karşılaştığımız tek bir Suriyeli aile var. Ali, Kobane'den gelmiş. Beş senedir Türkiye'de. Yanında genç karısı, yeşil battaniyenin altına üşümesin diye sardıkları bir yaşındaki çocuğu ve dayısı var. Ateşin etrafındalar çünkü hava soğumaya başladı bile:

"Askerler yani iyi değil Yunanistan'da. Herkes kabul etmiyor bizi, biliyon mu? Burada beklemeye devam edeceğiz. Geçemezsek eğer Ankara'ya döneceğiz, ne yapacağız? Karşıda hayat güzel yani, biliyon mu? Almanya'ya gitmek istiyorum.”

Azad da Ali ile gelmiş. O da Suriyeli bir genç. Henüz 18 yaşında.

"Türkiye'de iş yok, bilisen… Şu an sınırda Suriyeli fazla yok. Hep Afgan, Cezayir…

Açılmazsa burada kalacağız. Ne yapacağız?”

Gece çökünce hava iyiden iyiye soğuyor. Biraz sonra yağmur başlıyor. Çoluk çocuk yollara düşenler "karşıda” daha iyi bir hayat yaşayabilecekleri umudunu koruyarak bekleyişlerini sürdürüyor.

Burcu Karakaş / Pazarkule

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler