Sömürgecilikten Nazi dönemine | ALMANYA | DW | 14.11.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Sömürgecilikten Nazi dönemine

Berlin Hür Üniversitesi öğrencileri, Siyasal Bilimler Fakültesi'nde düzenledikleri “Irk üretimi ve sömürgeci geçmişin günümüzdeki izleri” adlı bir sergiyle Almanya’daki ırkçılığın dayanaklarını sorguluyor.

Almanya İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilere karşı yaptığı soykırımı tanıyan ve bunun toplumun tüm kesimlerince hatırlanmasını devlet politikası haline getiren bir ülke olarak biliniyor. Ancak araştırmalar, Almanya tarihindeki tek toplu katliamın "Yahudi Soykırımı" olmadığını gösteriyor. Berlin Hür Üniversitesi siyaset bilimi öğrencileri, Siyasal Bilimler Fakültesi'nde düzenledikleri “Irk üretimi ve sömürgeci geçmişin günümüzdeki izleri” ('MANUFACTURING RACE: Contemporary Memories of a Building’s Colonial Past ) adlı bir sergi ile konuya dikkat çekmeyi hedefliyor.

Sergide yer alan fotoğraflar ve bilim adamlarına ait yazışmalar, ırkçılığın 20'nci yüzyılın başında bilimsel bilgiyle desteklendiğine işaret ediyor. Özellikle araştırmalar için Afrika'daki kıyımda toplanmış kafatasları önünde fotoğrafları olan bilim adamları ve ırk çalışmaları için alınmış kemiklerin Afrikalı kadınlara temizletildiğini anlatan mektuplar, konunun o dönemin bilimsel çevrelerinde ne kadar sıradanlaştığını gösterir nitelikte.

Herero

Dr. Bilgin Ayata Almanya'nın ilk soykırımı Namibya'da Hererolara karşı yaptığını söylüyor.

‘Almanya ilk soykırımı Hererolara yaptı'

Araştırmanın ve serginin düzenlenmesine önayak olan Berlin Hür Üniversitesi öğretim üyesi, siyaset bilimi uzmanı Dr. Bilgin Ayata, serginin hatırlama ve inkâr politikasının nasıl yan yana gidebileceğini ortaya koyduğunu ifade ediyor. Bilgin Ayata, derslerinde Almanya’nın ilk soykırımının sömürgesi olan Namibya’daki Hererolara karşı yapıldığını söylediğinde öğrencilerinin çok şaşırdığını kaydediyor. Bu çerçevede öğrencilerin siyaset bilimleri fakültesinden yola çıkarak bilimsel kurumları sorgulamaya başladığını belirten Ayata, serginin oluşumunu da buna bağlıyor:

“Özellikle bizim enstitünün yürüttüğü ırk araştırmalarının 1933’te başlamadığını tam tersine, Alman sömürgeciliğiyle birebir ilgili olduğunu anlattıktan sonra birçok öğrenci heyecanlanmış ve kafaları çok karışmıştı. Neticede dersin sonunda böyle bir proje ile gelmişlerdi. Bizim fakülte binamızın girişinde bir plaket asılı ve o plakette 1933 ve 1945 arasında yapılan bilimsel araştırmalar sorgulanıyor. Eskiden bu binada Kaiser Wilhelm Enstitüsü olduğu ve bundan utanç duyulduğu belirtiliyor. Kısacası araştırmacılar olarak her daim bilimin, siyaset ve devletler üzerindeki rolünü hafızalarımızda canlı tutmalıyız diyen güzel bir plaketimiz var. Ancak öncesine hiç değinilmiyor. Öğrenciler de bundan yola çıkarak, eğer üniversite bu gerçekleri anmayacaksa, biz anacağız diyerek böyle bir sergi düzenlediler.”

Deutsch-Neuguinea Papua-Neuguinea Deutschland Kolonialismus

Araştırmalar, Almanya tarihindeki tek toplu katliamın Yahudi Soykırımı olmadığını gösteriyor.

Irk araştırmaları Nazilere zemin hazırladı

Almanya’nın sömürge tarihini araştıran öğrencilerden biri olan Thiago Barbosa, bu dönemdeki ırk çalışmalarının, Nazi ideolojisine zemin hazırladığına şaşırarak şahit olduğunu dile getiriyor: Araştırmamız esnasında çok ilginç şeylere ulaştık. Bilhassa fakülte binamızda yapılan ırk çalışmalarıyla ilgili edindiğimiz dokümanlar ve makaleler üzerinde çalışmak açıkçası benim için hiç kolay değildi. Bilimsel makalelerin birçoğunda beyaz adamın siyahlara olan üstünlüğünün altı kuvvetle çiziliyordu ve düşünce tüm araştırmalara sirayet etmişti. Bu dönemdeki öjenik yani sağlıklı gen araştırmalarının da aslında ırk tespiti ve ırk temizliğine hizmet ettiğini gördük. Ayrıca araştırmaları yapan bu bilim adamları Almanya'daki siyaseti aktif bir şekilde etkilemişler.”

Almanya ırkçılıkla yüzleşmiş değil'

Sergi için çalışan siyasal bilimler fakültesi öğrencisi Julia Kirschner, Almanya’nın hatırlama kültürüne sömürge dönemi suçlarının da dâhil olması gerektiğini savunuyor:“Görüştüğümüz Herero aktivisti İsrael Kaunatjike, Nama ve Hererolara yapılan soykırımın tanınması için on yıllardır çaba harcadığını, ancak Alman makamlarından ne tazminat ne de siyasi düzeyde bir özrün geldiğini söyledi. Orada yaşananların Alman hatırlama kültürünün bir parçası olması gerektiğine inanıyoruz. Bağlantılar son derece açık ve biz de bunu göstermek istiyoruz.”

Siyaset bilimi uzmanı Dr. Bilgin Ayata da Alman hatırlama kültürü içinde sadece antisemitizmin yer aldığına dikkat çekiyor. Ayata, Almanya'nın kökleri Nazi döneminin ötesine uzanan ırkçılık gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğine işaret ederek, bunun günümüz Almanya’sındaki olay ve algıları da etkilediğini dile getiriyor: “Almanya ırkçılıkla yüzleşmediği için, Sarrazin gibi insanlar 2009-2010 yılında çıkıp, bu göçmen grubu diğerinden daha akıllı, daha başarılı diye kitap yazabiliyor ve kitabı 2 milyon kişi tarafından satın alınıyor. Bu sergiyi gezdiğinizde bir ırkın diğerine üstünlüğü ya da insanın biyolojik, genetik yapısının onun sosyal hayatında belirleyici olduğuyla ilgili araştırmaları göreceksiniz. Tıpkı Sarrazin'in iddia ettiği gibi. Ayrıca Almanya, son iki yıldır Neonazi terör örgütünün işlediği cinayetle sarsıldı. Ancak buna rağmen hâlâ toplumsal olarak ırkçılık kelimesini konuşmak çok zor. Ve bence bunun sebebi, Almanya’nın sömürgecilik tarihini görmezden gelmesiyle ilgili.”

© Deutsche Welle Türkçe

Özlem Coşkun / Berlin

Editör: Başak Özay

Reklam