Protestolar ′Cumhuriyet Nöbeti′ne dönüştü | TÜRKİYE | DW | 31.10.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Protestolar 'Cumhuriyet Nöbeti'ne dönüştü

Cumhuriyet'in bazı yönetici ve yazarlarının gözaltına alınması üzerine başlatılan protesto gösterileri “Cumhuriyet Nöbeti” adını aldı. Meslek örgütleri, her akşam gazete önünde dayanışma çağrısı yapacaklarını duyurdu.

“Biz buradayız. Yarın akşam da buradayız, gündüz de buradayız. Her akşam 19.00'da bu çağrıyı yineleyeceğiz.”

Cumhuriyet gazetesinin bazı yöneticileri ve yazarlarının gözaltına alınmasını gün boyu protesto eden yüzlerce kişiye akşam saatlerinde, diğer meslek örgütü temsilcileriyle birlikte katılan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Basın İş Sendikası Başkanı Faruk Eren, eylemin nöbete dönüştüğünü bu sözlerle ifade ediyordu.

Eren'in, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) temsilcileriyle birlikte yaptığı basın açıklamasını, gazetenin Şişli’deki binası önünde gün boyu hiç susmayan sloganlardan biri izledi: “Basına özgürlük direnişle gelecek.”

Basın meslek örgütleri, okuyucuları hep birlikte direnmeye davet etti. TGS adına konuşan Vural Nasuhbeyoğlu, “Barış isteyenlerin sesini kesmek için korkuyorlar Cumhuriyet’ten. Tek sese biat etmeyeceğiz. Bu karanlık günler birlikte mücadeleyle geçecek” dedi.

ÇGD sözcüsü Uğur Güç, gözaltına alınan yönetici ve yazarların serbest bırakılması için mücadele kararlılığını sürdüreceklerini söylerken, RSF temsilcisi Erol Önderoğlu, birlikte hareket etme zamanı olduğunu belirtti.

Ortak açıklamanın ardından kapatılan Özgür Gündem gazetesinin hapisteki yazarları Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın dayanışma mesajları okundu.

Cumhuriyet gazetesi binasının önü, sabah saatlerinde gözaltı haberlerinin alınmasından itibaren dayanışma ve protesto için gelen yüzlerce okur ve gazeteciyle doldu. Bazılarının ellerinde Cumhuriyet gazeteleri, çeşitli döviz ve pankartlar bulunan göstericiler, gazete binası önüne polis tarafından tek tek yapılan üst aramasından sonra ulaşabildi. Gazetenin çevresindeki bütün sokaklar, onlarca polis, barikatlar ve toplumsal müdahale aracı denilen TOMA’larla çevrili durumda.

Muhalefet partilerinden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokrasi Partisi'nden (HDP) bazı milletvekilleri ile çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri de protestolara destek verdi.

Sıklıkla “Özgür basın susturulamaz”, “Baskılar bizi yıldıramaz” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarının atıldığı protesto gösterisi sırasında, zaman zaman marşlar ve şiirler okundu. Göstericiler, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) aleyhine sloganlar da attı.

Yaşı nedeniyle gözaltına alınmadığı açıklanan Cumhuriyet gazetesini yöneten vakıf adına gazetenin imtiyaz sahibi Orhan Erinç, kendilerini yalnız bırakmayan okurlara bir basın açıklamasıyla teşekkür etti. Erinç, demokrasi ve özgürlük mücadelesini sonuna kadar sürdüreceklerini söyledi.

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç de, gazete önünde bir basın açıklaması yaptı. Türenç, Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarına yönelik operasyonun siyasi nitelikte olduğunu ifade etti.

Gazete önünde bekleyen pek çok protestocu da, benzer görüşler dile getirdi. 42 yaşındaki tercüman Gülsün Özdemir, “Gördüğünüz gibi burada gençler, yaşlılar hep beraberiz. Geldik ve bu iş çözülene kadar gitmeye niyetimiz yok” dedi.

70 yaşındaki işçi emeklisi Ramazan Gecenoğlu, yapılanları baskı olarak gördüğünü söyledi. Gecenoğlu, “Hiç araştırmadan, soruşturmadan gözaltına almak nedir? Basın-yayın organları baskı altında olursa, kapatılırsa, halk gerçek haberleri nereden alacak?” diye sordu.

21 yaşındaki üniversite öğrencisi Evrim, “Kültüre, sanata ulaşmamız engelleniyor. Bütün demokratik yaşamımızı etkileyen bir süreçten geçiyoruz. Bugün Cumhuriyet gazetesine olanlar da aynı şekilde. Yarın bizi nasıl bir geleceğin beklediği muamma. Haklarıma sahip çıkmak için buradayım” dedi.

Çocukluğundan bu yana Cumhuriyet okuru olduğunu söyleyen 49 yaşındaki mühendis Ayhan Aydemir de, Türkiye’de uzun zamandır hukuksuzluğun söz konusu olduğunu söyledi. Aydemir, “Bu durumun, bir diktatörlüğün adımları, hazırlıkları olduğunu düşünüyorum. Çünkü, artık Türkiye’de muhalif olan herkesi içeri almaya, pasifleştirmeye niyetleri var” diye konuştu.

Banu Güven: İmkansız kalmadı

Protestoculara destek verenler arasında çok sayıda gazeteci de vardı. Kapatılan İMC televizyonunun programcılarından Banu Güven de bunlar arasındaydı. Güven, Cumhuriyet’e yönelik operasyonu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu, medyada kontrol edilemeyen neresi kaldıysa, kontrol altına alınması ve susturulması operasyonu. Her yere gidebilir artık. Yani, imkansız olarak nitelendirebileceğimiz hiçbir şey kalmadı.”

İsmail Saymaz: FETÖ soruşturması sulandırılıyor

Hürriyet gazetesi muhabiri İsmail Saymaz da, bu operasyonu, ciddiyetine ve yapılması gerektiğine inandığı Fethullahçı Gülen Örgütü (FETÖ) soruşturmasının sulandırılması olarak gördüğünü söyledi. Saymaz, şöyle devam etti: “Zira, Cumhuriyet’in son 10 yıllık tarihine bakarsak, iktidarı ele geçirmek amacıyla devlet içine çöreklenen FETÖ’cülerin Cumhuriyet gazetesine saldırılarını ve Cumhuriyet gazetesi ve yazarlarının buna direnişini görürüz.”

© Deutsche Welle Türkçe

Kürşat Akyol / İstanbul

 

Reklam