Pelosi: Trump ulusal güvenliğimiz için bir tehdit | DÜNYA | DW | 18.12.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

DÜNYA

Pelosi: Trump ulusal güvenliğimiz için bir tehdit

Görevden azil oylaması öncesinde konuşan Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi, Trump’ı ulusal güvenlik açısından bir tehdit olarak nitelendirdi ve azil soruşturması konusunda Trump’ın başka seçenek bırakmadığını söyledi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi

Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi

ABD Temsilciler Meclisi'nde görevini suistimal etmek ve Kongre’de soruşturmayı engellemeye çalışmakla suçlanan Başkan Donald Trump’ın görevinden azledilmesi konusunda yapılacak oylama öncesindeki oturum başladı.

Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, oturumun açılışında yaptığı konuşmada Başkan Trump’ı ABD ve ülkenin demokrasisi açısından bir tehdit olarak nitelendirdi. "Büyük bir üzüntü" ile oturumu açtığını belirten Pelosi, ancak "Eğer şimdi harekete geçmezsek, görevimizi ihmal etmiş oluruz" dedi. Başkan Trump’ın "sorumsuzca eylemlerinin" azil sürecini başlatmaya neden olduğunu belirten Demokrat siyasetçi, "Bize başka bir seçenek bırakmadı" ifadesini kullandı. Pelosi sözlerini "Başkan’ın ulusal güvenliğimiz, seçimlerimizin bütünlüğü, demokrasimizin temeli açısından tehdit oluşturduğu bir gerçek” şeklinde sürdürdü. Trump’ın kişisel çıkarı için görevini suistimal ettiğini belirten Pelosi, Kongre’nin soruşturma başlatmasını engellemeye çalıştığını da söyledi. Pelosi, Başkan Trump’ın "yasaların üstünde duruyormuş gibi davrandığını” sözlerine ekledi.

Trump'a destek veren Cumhuriyetçiler ise azil sürecini eleştiriyor. Oturumda söz alan Temsilciler Meclisi Hukuk Komitesi Başkanı Doug Collins, bu azil sürecinin "varsayımlara” dayandığını söyledi. Cumhuriyetçi siyasetçi, azil sürecinin "adil” olmadığını ve "gerçeği” yansıtmadığını savundu.

Hukuk Komitesi Başkanı Doug Collins

Hukuk Komitesi Başkanı Doug Collins

Trump'a yönelik suçlamalar

Trump'a yönelik suçlamaların odağında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Selenski ile 25 Temmuz tarihinde yaptığı telefon görüşmesi bulunuyor. Trump'ın, Ukrayna’ya askeri yardım karşılığında 2020 yılında yapılacak başkanlık seçimlerinde olası rakibi Joe Biden ve oğlu hakkında soruşturma açılması için Selenski'ye baskı yaptığı iddia ediliyor. İsminin açıklanmasını istemeyen bir istihbarat görevlisinin şikayeti üzerine telefon görüşmesinin ayrıntıları ortaya çıkmış, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi de 24 Eylül'de Trump'a yönelik azil soruşturmasının başlatıldığını duyurmuştu.

Görevden azli beklenmiyor

Demokratların çoğunluğu elinde bulundurduğu Temsilciler Meclisi'nde Trump’ın görevden azlinin kabul edilmesi bekleniyor.  Ancak Trump hakkında nihai karar Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato’da alınacak. Azil süreci kapsamında Senato bir mahkeme işlevi görecek.  Ocak ayında başlayacak olan davada yüksek yargıç John Roberts mahkeme başkanlığını üstlenecek. Senatörlerin jüri ve Temsilciler Meclisi'nden üyelerin davacı işlevi göreceği davada, Trump’ın avukatları savunma yapacak. ABD Kongresi’nin üst  kanadı olan Senato'da Trump’ın görevden azledilmesi için üyelerin üçte ikisinin oyu gerekiyor. Bunun için Demokratların yanı sıra en az 20 Cumhuriyetçi üyenin daha Başkan’ın azledilmesi yönünde oy kullanması şart. Ancak Cumhuriyetçiler Başkan Trump’a destek verdiği için bu mümkün görünmüyor. Cumhuriyetçilerin Senato'daki lideri Mitch McConnell, Temsilciler Meclisi'ndeki oylama öncesinde Fox News kanalına  yaptığı açıklamada "Başkanın görevinden azledilmesinin imkanının bulunmadığını" vurguladı.

Buna rağmen, hakkında başlatılan azil soruşturması Trump’ın başkanlığına büyük leke düşürdü. Trump, ABD tarihinde hakkında azil soruşturması başlatılan üçüncü başkan oldu. Hükümet üyelerinin belirlenmesinde Kongre'yi dikkate almadığı gerekçesiyle 1868 yılında Andrew Johnson'un, stajyeri Monica Lewinsky ile ilişkisini gizlemeye çalıştığı gerekçesiyle 1998 yılında da Bill Clinton’ın görevinden azledilmesi istenmiş, ancak her iki azil talebi de Senato’da kabul edilmemişti.  Watergate skandalı nedeniyle 1974 yılında Richard Nixon hakkında da azil soruşturması gündeme gelmiş ancak görevinden istifa etmesi nedeniyle buna gerek kalmamıştı.

AFP,Reuters,dpa/JD,BK

© Deutsche Welle Türkçe

 

Önerdiğimiz linkler

Reklam