Osman Kavala: Tutukluluğumun sürdürülmesi yargısız infazdır | GÜNDEM | DW | 08.10.2021

Yeni DW ile tanışın

Yeni DW'nin beta sürümüne herkesten önce göz atın. Görüşünüzü bize bildirerek yeni DW'yi daha da geliştirmemize yardımcı olabilirsiniz.

  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

GÜNDEM

Osman Kavala: Tutukluluğumun sürdürülmesi yargısız infazdır

Sanıkları arasında iş insanı Osman Kavala'nın da olduğu Çarşı ve Gezi Parkı davalarının birleştirilmesinden sonraki ilk duruşma bugün yapıldı. Kavala'nın tahliye istemini reddeden mahkeme, duruşmayı 26 Kasım'a erteledi.

Osman Kavala

Osman Kavala

Birleştirilen Çarşı ve Gezi davalarının ilk duruşması bugün İstanbul'da 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 52 sanığın yargılandığı davada mahkeme, sanık avukatlarının usüle ilişkin itirazlarını reddedip 4 yıldır tutuklu yargılanan Osman Kavala’nın tutukluluğunun devam etmesi yönünde karar verdi.

Çok sayıda milletvekili, siyasetçi, diplomat ve hak örgütü temsilcisinin izlediği duruşma, kalabalık nedeniyle 13’ncü Ağır Ceza Mahkemesi salonu yerine 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmada sanık ve avukatlar, yoklamanın ardından usule ilişkin itirazlarını sundu. Birleştirme kararını veren hakimin aynı zamanda birleştirme talebinde bulunan mahkemenin geçici başkanı olduğuna dikkat çeken sanık avukatları, yargılamanın usülen yanlış olduğunu savundu.

Avukat Tuğçe Duygu Köksal

Avukat Tuğçe Duygu Köksal

"Birleştirme kararsız geçersiz"

Gezi Parkı davası sanıklarının avukatlarından Tuğçe Duygu Köksal, "Bu karar (birleştirme) geçersiz, hatta yok hükmündedir” derken Çarşı grubunu temsil eden avukatlardan Ömer Kavili ise birleştirme kararının hukuka aykırı olduğunu savundu. Kavili, “Bu dava yargılama değil siyasi bir intikam davasıdır. Üç hakimden, sizin kendi meslek ilkelerinize ve yargı kültürüne sahip çıkmanızı istiyorum” dedi ve dosyaların ayrılmasını talep etti. Sanık avukatlarından Yıldız İmren ise isnat edilen suçlar arasında “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçu olduğuna vurgu yaparak, “Bu, siyasi iktidarın Gezi’nin bir darbe olduğu siyasi tezine yargısal bir destek vermek için, Adalet Bakanlığı, başsavcılık ve bu karara imza atmış hakimler tarafından verilmiş siyasi bir karardır” dedi. Sözlerini, Bu bozma kararı, siyasi iktidarın suçladığı bir ismi (Osman Kavala’yı) hapiste tutmaya katkı sunacak bir garnitür olarak da sunulmuştur. Bu açıkça hukuka aykırı ve yargı darbesi niteliğinde bir karardır. Bundan dönülmeli, yeniden tefrik kararı verilmez, birleştirmede ısrar edilirse bu mahkemenin bir infaz mahkemesi olduğu ortaya çıkmış olacaktır” diye sürdürdü. İmrek, mahkeme heyetini davadan çekilmeye çağırdı.

Çarşı avukatları salonu terk etti

Mahkemenin sanık avukatlarının usule ilişkin itirazlarını kabul etmemesi üzerine Çarşı grubu avukatları mahkeme salonunu terketti.  Çarşı avukatlarından Ali Rıza Dizdar, mahkeme heyetine hitaben “Size saygısızlık değil ama biz bu celse verdiğiniz kararlardan dolayı salonu terkediyoruz” dedikten sonra salondan alkışlar yükseldi.

Duruşmada söz alan sanıklardan Mücella Yapıcı savunmasında, “Aynı iddianame ile iki kere yargılanan biriyim. Beraat ettim. Kesinleşti. Aynı iddianame ile tekrar yargılandım. Yine beraat ettim. Yine burdayım. Söylenecek çok şey var. Bu davayı geldiği bu haliyle hukuken, vicdanen, aklen ve ahlaken asla kabul etmiyorum. İddianameyi de kabul etmiyorum. Şunu da söylemek istiyorum: Bu davaları bu kadar karıştırarak Gezi’yi kriminalize edemezsiniz. Gezi onurumuzdur” dedi.

 Mücella Yapıcı

Mücella Yapıcı

Yapıcı’nın ardından sanık sıfatıyla söz alan Can Atalay, "Gezi direnişi, bu memleketin yaşayan bir organizma olduğunun kanıtıdır. Gezi’nin suçlulaştırılmasına, biz ya da başka insanlar vesile kılınarak kriminalize edilmesine izin vermeyeceğiz. Gezi, bu toprakların ve Ortadoğu’nun eşitlik özgürlük ve adalet umududur” diye konuştu.

Kavala: Yargısız infaz

Yaklaşık dört yıldır tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala, duruşmada en son söz alarak savunmasını yaptı. Silivri Cezaevi'nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılan Kavala iddianamede kendisine isnat edilen suçların somut delillere dayanmadığını savunarak, “Sudan bahanelerle tutukluluğumun sürdürülmesi yargısız infazdır, algı yaratma çabasıdır, AİHM’in kararının etrafından dolanma girişimidir. Umarım, davaların birleştirilmesi, Türk yargısının karşı karşıya olduğu tehditlerin daha iyi anlaşılmasına vesile olur. Umarım ülkemizde bir daha böyle bir iddianame hazırlanmaz, böyle şey bir daha yaşanmaz” dedi.

Savunmasında Çarşı davasının Gezi davası ile birleştirilmesine de değinen Kavala, “Gezi’den önce de Gezi sırasında da, Çarşı davasında suçlananlarla tanışıklığım, irtibatım olmadı. Onların da beni tanımıyor olmaları hayatın doğal akışına uygundur” dedi. Kavala, “Bildiğim kadarıyla bir futbol takımı taraftarlarının iktidardakileri devirmek için eyleme geçmeleri de dünyanın hiçbir yerinde görülmüş bir vaka değildir” diye devam etti.

Buğra: İddia makamı soru sormuyor

Kavala’nın eşi Ayşe Buğra duruşmanın ardından basın açıklaması yaptı. Buğra, “Kendimi duruşmadan çıkmış biri gibi hissetmiyorum” diyen Buğra, “İddia makamının hiçbir şey merak etmediğini, soru sormadığını görüyorum ve bu beni şaşırtıyor. Bu davanın iddianamesini hazırlayan savcıların kendisini sorguya çekmemiş olmasını anlamıyorum.

Avukatlar devamlı olarak hangi somut delil ve eylemden söz edildiğini soruyor. Her seferinde aynı yanıt veriliyor: Tutukluluğun devamına…” diye konuştu. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Osman Kavala’nın tahliye edilmemesi halinde uygulanacak yaptırımlarla ilgili açıklama yaptığına dikkat çeken Buğra, “Bu sadece yakınları için değil bu ülke için üzerine düşünülmesi gereken bir şey” vurgusu yaptı.

Mahkeme, bir sonraki duruşmayı 26 Kasım 2021 tarihine erteledi. Avrupa Konseyi, Kavala'nın 30 Kasım'a kadar serbest bırakılmaması halinde Türkiye hakkında AİHS'yi ihlal ettiği gerekçesiyle yasal süreç başlatılacağı uyarısında bulunmuştu.

Ne olmuştu?

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin ilk dava, 2014 yılı Mart ayında başlamıştı. Şubat 2015'te sanıkların beraat ettiği bu davanın ardından 2019 yılında ikinci bir dava açıldı. Şubat 2020'de bu dava da sonuçlandı ve sanıklar "hakkındaki suçların somut ve kesin delillere dayanmaması" sebebiyle beraat etti. Ancak savcılığın itirazı üzerine, istinaf mahkemesi, davanın yeniden görülmesi yönünde karar verdi. Bu arada, İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve iş insanı Osman Kavala'nın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ile "siyasal ve askeri casusluk" suçlarından yargılandığı davanın, Şubat 2021'de Gezi davası ile birleştirilmesine karar verilmişti.

Suçlamalar neler?

657 sayfalık Gezi Parkı iddianamesinde 16 sanığa isnat edilen suçlar arasında "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs," "mala zarar verme," "nitelikli yağma," "Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" gibi suçlar var. Sanıkların 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar ceza almaları talep ediliyor. Dosyası birleştirilen Osman Kavala ise "siyasal ve askeri casusluk" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ile suçlanıyor. Beşiktaş Çarşı taraftar grubu üyelerinin de içinde bulunduğu 35 kişinin yargılandığı davada yöneltilen suçlar arasında ‘hükümeti devirmeye teşebbüs' ve ‘suç örgütü kurma ve yönetme' var.

Deniz Barış Narlı / İstanbul

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler