Netflix ve sansür: İnternet platformlarının ikilemi | YAŞAM | DW | 05.01.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

YAŞAM

Netflix ve sansür: İnternet platformlarının ikilemi

Netflix’in Patriot Act dizisinin bir bölümünü Suudi Arabistan'da yayından kaldırması tepki çekti. Olay Netflix benzeri platformların yasalar, değerler ve ticari çıkarlar arasında kaldığını ortaya koydu.

33 yaşındaki Hasan Minhaj kameraya bakarak, "bir Müslüman ve bir Amerikalı olarak Suudi Arabistan ile ilişkileri gözden geçirme zamanının geldiğini" söylüyor.

Bu sahne ekim ayında gösterilen "Patriot Act" dizisinin ikinci bölümünden alınma. Minhaj 20 dakika boyunca gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesinden bahsediyor. Amerikan Senatosu Kaşıkçı'nın öldürülmesinde Suudi Arabistan'ı sorumlu bulmuştu. Minhaj cinayetten, Suudi aktivistlerin tutuklanmasından, Riyad'ın Yemen anlaşmazlığındaki rolünden ve öncelikle de Muhammed Bir Selman'dan söz ediyor. "The Daily Show" adlı Amerikan televizyon programında kendini tanıtan komedyen Minhaj veliaht prensi yerden yere vuruyor.

Bütün dünyada izlenebilen internet dizi ve film platformu Netflix'in yapımının bu bölümü Suudi Arabistan'da seyredilemiyor. Financial Times gazetesinde yer alan bir habere göre, Amerikan Netflix şirketi Riyad yönetiminin talebi üzerine dizinin bu bölümünü Suudi Arabistan yayınından kaldırmıştı.

Netflix'in sözcüsü gazeteye yaptığı açıklamada "sanatın özgürlüğünü bütün dünyada önemle desteklediklerini" ve "söz konusu bölümü hükümetin geçerli hukuki talebi üzerine ve yerel yasaları ihlal etmemek düşüncesiyle Suudi Arabistan'da göstermediklerini" söyledi.

Netflix gazeteye Suudi Arabistan Enformasyon Bakanlığı'nın talebini siber suçlarla mücadele yasasına dayandırdığını açıkladı. Yasada "enformasyon kanalları veya internet üzerinden kamu düzenini, dini değerleri, örf ve adetleri ya da vatandaşın özel yaşamını etkileyici yayınların suç teşkil ettiği ve beş yıla kadar hapisle cezalandırılabileceği" yer alıyor.

"Ürkütücü ama şaşırtıcı değil"

Aynı yayın Suudi Arabistan'daki YouTube kullanıcıları tarafından izlenebiliyor. Bundan da Riyad yönetiminin Google'ın yan kuruluşu YouTube'dan videoyu kaldırmasını istemediği anlaşılıyor. Sansür Suudi Arabistan'daki internet kullanıcılarının sert tepkisiyle karşılaştı. Bir kullanıcı "Netflix'in Ortadoğu ve Kuzey Afrika yayınlarını başlatmasıyla sansürden kurtulacağımızı sanmıştık. Demek ki yanılmışız" mesajını paylaştı.

Bir diğer Twitter mesajında ise "Teknoloji şirketlerinin otoriter rejimlere ters düşmemek için ellerinden geleni yapmalarının üzücü olduğu ama sürpriz sayılamayacağı" yorumu yapıldı. Washington Post editörü Karen Attiah, Kaşıkçı'nın da talep ettiği Arap ülkelerindeki fikir hürriyetinin sadece gazetecileri değil "sanatçıyı, komedyeni, karikatüristi, müzisyeni, aktivisti ve toplum hakkındaki görüşlerini dile getirmek isteyen herkesi ilgilendirdiği" görüşünü paylaştı.

İnsan hakları savunucularından da sert protestolar geldi. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün bir sözcüsü "çalışmaları Netflix'te yayımlanan her sanatçının alıngan Kraliyet ailesinin şikâyeti üzerine şirketin bir komedi programını sansür etmesine tepki göstermesi gerektiğini" söyledi. Uluslararası Af Örgütü New York Times kanalıyla "Netflix'in Suudi Arabistan'ın fikir özgürlüğüyle ilgili sıfır tolerans politikasını kolaylaştırıp, resmi makamların haberleşme hürriyetini kısıtlama girişimlerini destekler konuma düşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu" duyurdu.

Netflix ‘hukuka uygun' davranıyor

Olay medya hukuku açısından ise farklı bir görünüm arz ediyor. Dijital akım ve diğer internet platformları yayınlarının izlenebildiği her ülkenin yasalarına uymak zorundalar. Köln Üniversitesi Medya ve Komünikasyon Hukuku Enstitüsü üyelerinden Nima Mafi-Gudarzi "Patriotic Act'ın söz konusu bölümü gerçekten Suudi yasalarıyla çelişiyorsa Netflix hukuka uygun davranmış sayılır” dedi. Almanya'da da konunun farklı değerlendirilmediğini belirten medya uzmanı "Örneğin bir programda Yahudi soykırımının inkâr edilmesi Alman yasalarına göre suçtur ve internet platformları da böyle bir yayını Almanya'da izlettirmemeye dikkat edecektir” dedi.

Münster Üniversitesi medya hukuku uzmanı Profesör Bernd Holznagel ise "kapsamlı ceza yasalarının bulunduğu bazı ülkelerde yargı kontrolünün yetersiz kaldığını ve hükümetlerin bu boşluktan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanabildiklerini" söyledi. Holznagel "bu uygulamaya hukuk devleti prensiplerinin geçerli olmadığı anti demokratik ülkelerde rastlandığını" da sözlerine ekledi.

Ancak aynı zamanda ticari çıkarların rol oynadığı da unutulmamalı. Borsa değeri 142 milyar doları aşan Netflix son yıllarda hızla büyüdü. 2016 yılından itibaren Suudi Arabistan'ın dâhil olduğu 130 ülkede daha film ve dizi platformunun yayınları izlenebiliyor. Amazon Video'nun yayınları da 2016'dan bu yana birkaç istisna dışında neredeyse bütün dünyada gösterilebiliyor. Profesör Holznagel, "Özel şirketler halkı esenliğe kavuşturma kurumu değildir, tek amacı para kazanmaktır. Çin pazarına girmek isteyen Amerikan holdingleri gerektiği yerde taviz vermektedir” yorumunda bulunuyor.

Hassas denge

Mufi Gudarzi özel şirketlerin ticari çıkarlarının inandıkları değerlerle örtüşmesi gerektiğini ve hassas dengeyi tutturmaya çalışırken ortaya çıkan ikilemin "kültür hizmetlerinin ve kültürel görüşlerin ihraç edilmesinden kaynaklandığını" belirtti. Mufi Gudarzi, küresel genişleme gayreti içindeki özel şirketlerin ulusal hukuka uymaları gerektiğinin şimdiye kadar tartışma konusu edilmediğini ancak şimdiki kadar da derinlemesine tartışılmadığını ifade etti.

Mufi Gudarzi sözlerini şöyle sürdürdü: "McDonald's Asya, Afrika ya da Güney Amerika'da şube açacağı zaman anlaşmazlık çıkmaz. Çünkü tek dikkat etmesi gereken gıda ve sağlık mevzuatına uygunluğu ve Arap ülkelerinde de domuz eti kullanılmamasıdır. Ama burada kültür, sanat ve fikir özgürlüğü söz konusu olduğundan, son derece farklı ahlaki hususların göz önünde bulundurulması gerekiyor.”

Kasım ayında Hindistan yüksek mahkemesinin Netflix, Amazon Prime ve benzeri platformlardaki "ahlak dışı" içeriklerin yasaklanması için hazırlanan başvurunun hükümet tarafından değerlendirilmesini istediğine dair haberler çıkmıştı. Bir Amerikan radyosunun haberine göre Netflix Singapur hükümetinin talebi üzerine uyuşturucuya olumlu imaj kazandıran üç diziyi yayından kaldırmıştı. Ancak internet platformları her ülkede uzlaşma gönüllülüğü göstermeye yanaşmıyor. Çin, Kuzey Kore, Suriye, ve Kırım'da Netflix izlenemiyor. Amazon Video ise bu ülkelerin dışında Küba ve İran'a yayın yapmıyor.

Helena Kaschel

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler