1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Moldava'nın Avrupa yanlısı Cumhurbaşkanı Maia Sandu
Moldava'nın Avrupa yanlısı Cumhurbaşkanı Maia SanduFotoğraf: Dursun Aydemir/AA/picture alliance

Moldova: Adım adım AB'ye doğru ilerleyen ülke

Robert Schwartz
23 Haziran 2022

Ukrayna'nın yanı sıra Moldova'ya da AB liderler zirvesinde aday ülke statüsü tanınması bekleniyor. Adaylık statüsü, AB'nin doğu sınırındaki bu küçük ülke için tarihi bir karar olacak.

https://www.dw.com/tr/moldova-ad%C4%B1m-ad%C4%B1m-abye-do%C4%9Fru-ilerleyen-%C3%BClke/a-62227313

Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı savaş dördüncü ayını doldururken, Avrupa Birliği (AB) net bir siyasi mesaj vermek istiyor: 23-24 Haziran tarihlerinde yapılacak AB liderler zirvesinde Ukrayna ve Moldova için adaylık statüsü tanınması öngörülüyor. Rus işgali göz önünde bulundurulduğunda, yaklaşık sekiz yıl önce AB anlaşmalarına imza atan her iki ülke için de AB perspektifi sunulması güçlü sembolik anlam taşıyan tarihi bir karar olacak.

27 ülkeli AB'nin oybirliği ile karar alması gerekiyor. Her iki ülkeye de aday statüsü verileceğine kesin gözüyle bakılıyor. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İtalya başbakanı Mario Draghi ve Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis 16 Haziran tarihindeki Kiev ziyaretleri sırasında zaten adaylık lehine açıklamalarda bulundular. AB Parlamentosu ve AB Komisyonu da Ukrayna ve Moldova'nın üyeliğe kabul edilmesi yönünde tavsiye bulundu. Ancak üyelik sürecinin ilerlemesi bazı somut koşullara bağlandı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Ukrayna'nın da, Moldova'nın da "önemli reformları" uygulamak zorunda olduğunu söyledi.

Avrupa yanlısı çizgi

AB üyesi Romanya sınırında olan Moldova AB üyeliği için resmi başvuruyu Mart 2022'de yaptı. Şimdi bu küçük ülkenin hayalini gerçekleştirip gerçekleştirmemek AB'ye kalmış durumda. Kasım 2020'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Rus yanlısı aday Igor Dodon'a karşı zafer kazanan Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu hedeflerini DW'ye anlatmıştı. Ülkesinin yolsuzluk ve kötü yönetimden kurtulmasını istediğini söyleyen Sandu, bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlı kalacağını ve "Avrupa'ya entegrasyonun cumhurbaşkanı" olacağını söylemişti. Bundan altı ay sonra Batı yanlısı partisi PAS genel seçimlerde yüzde 52 oy alarak zafer kazanmıştı.

Moldovalılar AB'ye vizesiz seyahat edebiliyor

AB halihazırda Moldova'nın en büyük ticari ortağı konumunda. Moldova ihracatının yüzde 70'ini başta Almanya ve Romanya olmak üzere AB ülkelerine yapıyor. Yurt dışında çalışmak için Moldova'yı terk eden yaklaşık 1 milyon Moldovalının çoğu AB'de yaşıyor ve çalışıyor. Bu kişilerin yaptıkları para transferleri gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 30'una tekabül ediyor. Romanya ile tarihsel bağları nedeniyle Moldovalıların üçte birinin Romanya vatandaşlığı da bulunuyor. 2014 yılından bu yana Moldova vatandaşlarının Schengen Bölgesi'nde vizesiz seyahat etmesi mümkün.

Doğuda sağlam bir ortak

Moldovalılar adaylık statüsünün AB'ye hızlı bir girişi garanti etmediğini biliyor. Ancak birçoğu için AB, hükümetin reform politikası açısından büyük önem taşıyor. Moldova Cumhurbaşkanı Sandu Avrupa Parlamentosu'nda 18 Mayıs'ta yaptığı ateşli konuşmada ülkesinin başvurusu için destek istedi. Sandu, AB sürecinin demokrasi ve özgürlüklerini korumak isteyen Moldovalıların yararına olacağını söyledi. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve ülkesinin savaşa yakınlığı göz önünde bulundurulduğunda Moldova'nın AB üyeliğinin, doğusunda istikrarlı ve güvenilir bir ortağa sahip olacak AB'nin de yararına olacağını sözlerine ekleyen Sandu büyük alkış aldı.

Moldova Parlamento Başkanı Igor Grosu da DW'ye verdiği söyleşide ülkesinin izlediği tutumun AB'nin "medeniyet modeli" çizgisinde olduğunun altını çizdi. Grosu "24 Şubat 2022'den bu yana dünya dramatik bir biçimde değişti. Şu an önümüzde iki tane net şablon var. Biri Rusya'nın Ukrayna işgali ile tanık olduğumuz gibi demokratik değerler, çoğulculuk, muhalefeti dikkate almayan ve saldırgan.  Diğeri ise Avrupa'nın barışçıl ve refaha dayanan medeniyet modeli" ifadelerini kullanarak Moldovalıların büyük çoğunluğunun Avrupa modelini seçtiğini söyledi.

Moldova Parlamento Başkanı Igor Grosu
Moldova Parlamento Başkanı Igor GrosuFotoğraf: Simion Ciochina/DW

Transdinyester sorunu

Düşünce kuruluşu WatchDog.MD tarafından son yapılan bir anketin sonucu da Moldova Cumhurbaşkanını destekliyor. Ankete göre Moldovalıların yüzde 55'i ülkelerinin AB'ye katılımını desteklerken, yüzde 22'si ise Rusya liderliğindeki Avrasya Birliği'ne katılımdan yana. Ancak anket Avrupa yanlısı diasporayı ya da Transdinyester'deki Rusya yanlısı ayrılıkçı nüfusu içermiyor.

Rus ordusunun halen Transdinyester'de konuşlu olması Moldova'nın AB üyeliğini kolaylaştırmıyor. Moldova 1994 tarihli anayasasında tarafsızlığını korusa da Transdinyester konusu halen çözümsüz durumda. Uluslararası hukuka göre Gürcistan'a ait olan Abhazya ve Güney Osetya bölgelerindeki durum buna örnek gösteriliyor. Gürcistan da AB üyeliği için başvurmuştu ancak adaylık statüsünün onaylanması daha ileri bir tarihe kalacak gibi görünüyor.

Batı dayanışması ve Rusya'nın suçlamaları

Uluslararası toplumun Moldova'ya bakış açısı ise Ukrayna savaşı başladıktan sonra değişti. Berlin'de Nisan ayında yapılan uluslararası bağış konferansında üç AB ve NATO üyesi ülke, Almanya, Fransa ve Romanya Moldova'nın yanında olmak için bir destek platformu fikrini ortaya attı. 30 ülke ve yedi uluslararası kuruluştan ülkeye 700 milyon Euro destek sözü çıktı.

Batı ülkelerinin Moldova ile gösterdiği dayanışma Moskova'nın tepkisine yol açtı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov AB'yi "saldırgan ve militan bir aktör" olmakla suçladı. Lavrov Rus televizyonuna verdiği demeçte Batı'nın Moldova'yı "ikinci bir Ukrayna'ya" dönüştürmek istediğini öne sürdü. Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu'nun cevabı ise kısa ancak netti: "Moldova bağımsız ve egemen bir devlettir. Vatandaşlarımız, kendilerine saygı duyulan ve refahın inşa edilebileceği özgür bir ülkede yaşamayı seçmiştir."

Şimdi Moldova ve Ukrayna'ya aday ülke statüsü verme kararı AB'de. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock iki ülkeyi 23-24 Haziran'daki AB zirvesine davet etmemek "ölümcül bir hata olur" dedi.