′Kutuplaşmanın giderilmesi gerekiyor′ | ALMANYA | DW | 19.10.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

'Kutuplaşmanın giderilmesi gerekiyor'

Türkiye’de seçimler öncesindeki durumu değerlendiren SPD Genel İdare Kurulu Türkiye Koordinasyon Grubu Başkanı Dietmar Nietan, ülkedeki kutuplaşmanın giderilmesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sorumluluk düştüğü görüşünde.

DW Türkçe: Ankara’da düzenlenen saldırıların ardından Türkiye’de siyasi atmosferin çok gergin olduğu gözlemleniyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nietan: Şunu görmek gerekiyor; barış için gösteri yapmak veya daha önce olduğu gibi mültecilere, zarar görmüş kentlere yardım etmek isteyen, çoğu genç olan insanların böyle acı saldırılarda öldürülmüş olması toplumda huzursuzluk yaratıyor. İnsanlar bunun günlük hayatın bir parçası haline gelmesinden endişe duyuyor. Bugünlerde yaşadığımız siyasi tartışmalardaki kutuplaşma nedeniyle komplo teorileriyle de karşılaşıyoruz; bu saldırıların arkasında kim var? Devlet insanların güvenliğini yeterince sağlayabildi mi? Bu çerçevede, kanımca Türkiye’deki bütün siyasi güçlerin durumun daha kötüleşmemesi ve kutuplaşmanın artmaması için insanlar arasında uzlaşma sağlanma yönünde çaba göstermesi büyük önem taşıyor. Çünkü aksi takdirde, bu kutuplaşma Türkiye’yi istikrarsızlığa doğru sürükleyecek.

DW Türkçe: Geçen hafta Federal Parlamento'da, saldırılar sonrası Türkiye’deki durumun ele alındığı oturumda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ülkede uzlaşma sağlanması ve kutuplaşmaya son verme çağrısında bulundunuz. Sizce Erdoğan neden ülkeyi kutuplaştırmak istiyor, bu durumdan nasıl bir çıkarı var?

Nietan: Bu konuda bir örnek vermek istiyorum. Eğer kendi partisinin yandaşları veya üst düzey yöneticileri gazetecilere saldırılması yönünde çağrıda bulunuyorsa, AKP'den üst düzey bazı kişiler, saldırgan bir grubun gazetenin bürosuna düzenlediği saldırıda yer alıyorsa, bir cumhurbaşkanının şunu söylemesi gerekiyor: Ben cumhurbaşkanı olduğum sürece her gazeteci özgürce çalışabilir; HDP'den, MHP'den, CHP'den veya AKP’den her milletvekili düşüncesini özgürce ifade edebilir. Ama cumhurbaşkanı susuyor ve tam tersine kendisini eleştirenleri vatan hainliğine yakın görüyorsa, halk arasında uzlaşma yerine kutuplaşmaya katkı sağlar ve ben bunun Türkiye için iyi olmayacağına inanıyorum.

DW Türkçe: Peki bu kutuplaşma sizce Türkiye’deki seçimleri nasıl etkiler?

Nietan: Bunu söylemem oldukça zor. Ben Türk vatandaşı değilim. Almanya’da yaşıyorum ve Türkiye’deki bir kentte veya bir köyde insanların olanları nasıl tartıştığını takip etmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim; bir demokraside seçimlere nefret ve korkunun eşlik etmesi kesinlikle olumlu değil. Bunu kanıtlayamam ama tahminlerime göre kasım ayının başındaki seçimlerde de bir iki puan farkla geçen seçimlerin benzeri sonuçlar alınacak. O zaman şunu sormak lazım, zamanı boşa harcamadık mı? Mesela Cumhurbaşkanı makamını kullanarak, partilere bir hükümet üzerinde uzlaşılması yönünde baskı yapamaz mıydı? Ancak Cumhurbaşkanı bunu yapmadı. Tam tersine, bazılarının ileri sürdüğü gibi, Erdoğan arka planda uzlaşma sağlanmaması için açıkça çaba gösterdi. Hatta HDP’nin yüzde 10’luk barajı aşamaması ve böylelikle parlamentoda dengelerin değişmesi için seçimlerin tekrarlanmasını umut etti. Bunlar iyiye işaret değil. Demokratik seçimlerin ardından demokratik partilerin uzlaşabilmesi gerek. Eğer önümüzdeki seçimlerde de benzer sonuçlar alınırsa, Cumhurbaşkanı’nın partiler arasında makul bir uzlaşma sağlanması ve parlamentoda çoğunluğu sağlayacak iki veya üç partiden oluşan bir hükümetin kurulması için gereken katkıyı sağlaması şart.

DW: Seçimlerin ardından Türkiye’de yeniden tam anlamıyla istikrarın sağlananacağını düşünüyor musunuz?

Nietan: Bu, taraflara bağlı. Seçimlerin ardından öncelikle Türkiye’de istikrarlı bir hükümetin kurulmasını diliyorum. İkinci olarak, (Kürtlerle) barışçıl yollardan uzlaşma sağlanabilmesi için görüşmelere yeniden başlanmasını ve PKK ile ateşkes sağlanmasını diliyorum. Bir diğer dileğim de, gazetecilerin hayatlarından kaygı duymaması, bürolarının saldırıya uğramasından korkmamaları veya siyasetçiler tarafından neredeyse vatan haini olarak görülmemeleri. Bunları ümit ediyorum. Ancak bu dileklerim gerçekleşir mi bilemiyorum. Çünkü bu Türkiye’de iktidarda olan kişilerin halk arasında yeniden uzlaşmanın sağlanması için kendilerine düşen sorumluluğu üstlenmelerine bağlı.

@ Deutsche Welle Türkçe

Söyleşi: Jülide Danışman

Önerdiğimiz linkler

Reklam