Kilise duvarında dans: Üç kişi serbest bırakıldı | Türkiye | DW | 12.07.2021

Yeni DW ile tanışın

Yeni DW'nin beta sürümüne herkesten önce göz atın. Görüşünüzü bize bildirerek yeni DW'yi daha da geliştirmemize yardımcı olabilirsiniz.

  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

Türkiye

Kilise duvarında dans: Üç kişi serbest bırakıldı

Kadıköy'deki Surp Takavor Ermeni Kilisesi'nin duvarında dans eden ve hakimliğe sevk edilen üç kişi serbest bırakıldı. DW Türkçe'ye konuşan kilisenin üyesi Murad Mıhçı, "Tekil bir olay değil, bir zihniyetin ürünü" dedi.

Pazar gecesi İstanbul Kadıköy'de bulunan Surp Takavor Ermeni Kilisesi'nin kapı duvarının üstüne çıkan üç kişi hakkında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı açıklama yaptı. Açıklamada üç şüphelinin de, "Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama" suçundan konutu terk etmemek şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildiği belirtildi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan gelen açıklamada "12 Temmuz 2021 günü saat 01.30 civarında Kadıköy'de bulunan Surp Takavor Ermeni Kilisesi'nin önüne araçla gelen şüphelilerden O.Y.'nin müzik yayını yapmak ve onunla beraber olan şüpheliler Y.E.U. ile Ö.F.A.'nın da kilisenin ön duvarına çıkıp oynamak suretiyle suç işlediklerinin ihbarı üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızca derhal soruşturma başlatılmış ve kimlikleri belirlenen şüpheliler aynı gün yakalanıp gözaltına alınmıştır" denildi. Hakimliğe çıkartılan üç kişinin serbest bırakıldığı öğrenildi.

Kadıköy'deki Khalkedon Meydanı'ndaki Surp Takavor Ermeni Kilisesi'nin duvarına çıkıp dans eden üç kişinin görüntüleri sosyal medyada büyük tepki çekmişti.

Söz konusu görüntülerde, kilisenin önündeki meydanda çalan müzik eşliğinde eğlenen kalabalık bir gruptan üç kişi kilisenin giriş kapısı üzerindeki duvara çıkıp dans ederken görülüyor.

Bu görüntüler sosyal medyada ibadethaneye "saygısızlık" yapıldığı ve "dini ve manevi değerlerin aşağılandığı" tepkisine neden olurken olaya, başta Türkiye'deki Ermeni toplumu olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden ve siyasetçilerden tepkiler yağdı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Kutsala hürmet etmeyene hürmet edilmez. Bu çirkin fiile karşı hukuken gereği yapılacaktır" paylaşımı yaparken iktidar kanadında çok sayıda vekil olaya sosyal medyadan tepki gösterdi. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, "Surp Takavor Kilisesi'ne yönelik bu saygısızlığı kınıyoruz. Mabetlere yapılan saygısızlık herkese karşı saygısızlıktır. Camileri, kiliseleri, havraları hedef alan, dini mekanların saygınlığına yaraşmayan her türlü eylemi provokasyon olarak değerlendiriyoruz ve insanlık adına mahkum ediyoruz" paylaşımı yaparken Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, "Kutsallara saygı, en temel değerlerimizden biridir. Hangi inancın olursa olsun mabetleri, kutsalları saygıyla korumak ve yaşatmak ortak hassasiyetimizdir" diye yazdı. Muhalefetten ise HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, "Kadıköy'deki kilisemize saygısızlık yapanları ve yol verenleri kınıyorum. İçişleri Bakanlığı derhal her daim polis olan o noktadaki polisler hakkında soruşturma açmalıdır" diye yazdı. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise Kadıköy'deki Surp Takavor Kilisesi'nin giriş kapısının üzerindeki duvara çıkarak dans edenlere müdahale edilmediğine dikkat çekti.

Surp Takavor Kilisesi üyesi Murad Mıhçı

Surp Takavor Kilisesi üyesi Murad Mıhçı

'Bu işin içkiyle alakası yok'

DW Türkçe'ye değerlendirmelerde bulunan Surp Takavor Kilisesi üyesi, aktivist ve yazar Murad Mıhçı, polisin olaya müdahale etmemiş olmasına dikkat çekti. Mıhçı "Oradaki kaygı verici olaylardan birisi, o üç kişinin kapının önünde o dansları ederken, o kadar toplumun içinde birinin 'Arkadaşlar nereye çıktığınızın farkında mısınız?' demeyişi… Emniyet'in de bunu görüp, görmezden gelişi. Çünkü şikayetten dolayı, Emniyet'ten de gelmişler o saatte. Bunun hiçbir şekilde alkolle ilgisi olmadığını düşünüyorum. Bu tamamen zihniyetin göstergesidir." diye konuştu. Mıhçı, pandemi yasaklarının kalkmasından sonra Kadıköy'e çok farklı bir kitlenin geldiğine vurgu yaparak "Özellikle pandemi yasakları gevşetildikten sonra değişik yerlerden değişik kitlelerin, değişik plakalarla geldikleri söyleniyor; ve bunu görüyoruz" dedi. Kilisenin önündeki meydanda önceden basın açıklaması okunmasına bile izin verilmediğini söyleyen Mıhçı, "iki kişinin bile sesinin yükseltilme imkanını verilmediği bir yerde, böyle bir kalabalığa izin verilmesine" dikkat çekti. Mıhçı, benzer olayların hem Surp Takavor Kilisesi'nde hem de diğer Ermeni ve Rum kiliselerinde yaşandığını hatırlatırken, "Ben bunun tekil bir olay değil, bir zihniyetin ürünü olduğunu düşünüyorum" değerlendirmesini yapıyor.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan

'İktidarların sürdürdüğü politikaların bir sonucu'

Olayın ardından İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada üç şüphelinin gözaltına alındığını duyuruldu ve "Konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmıştır. İbadethaneye yapılan bu çirkin davranışı kınıyoruz" denildi.

Ancak DW Türkçe'ye konuşan Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, cezai yaptırımın tek başına çözüm olmayacağı kanaatinde. Danzikyan, "Şu an için daha derinlemesine, daha toplumsal, daha kültürel jestlerle sağlamak mümkün. Bu kişilerin yakalanması önemli bir şey. Ama hapse atılmalarının, bu konuyu çözeceğini düşünmüyorum" diyor ve söz konusu kişilerin doğrudan gidip kiliseyi hedef alma niyetleri olmadığı tahminde bulunuyor: "Yine bu Ermenilere ve azınlıklara yönelik nefret söyleminin ya da onları görmezden gelmenin bir parçası. Bu insanlar böyle bir şeyi bir camii önünde yapamazlar. Camiinin tepesine çıkamazlar. Akıllarından bile geçmez."

Yaşananları, birlikte yaşama bilincinin kaybolmasına bağlayan Danzikyan'a göre bu bilincin kaybolmasında Türkiye'deki iktidarların ve yaratılan toplumsal-siyasi kültürün payı var:

"Bu ülkede yüzlerce yıldır birlikte yaşayan insanların, birlikte yaşama bilinci artık yok. Kalmadı. Birçok nedeni var bunun ama esas sorun şu ki bir bilinçsizlik var. Her türlü azınlık haline getirilmiş toplumun da bu ülkede bulunduğunu, yaşadığını, onların haklarının da en az kendi hakları kadar kıymetli ve değerli, onların ibadetlerinin de kendi ibadetleri kadar değerli olduğu algısı unutuldu artık. Bilinmiyor. Bu tabii siyasetten bağımsız bir şey değil. Siyasetin ürettiği nefret söyleminden bağımsız bir şey değil. Bütün bu nefret söyleminin sonucu olarak Ermeni, Rum ve Yahudileri bu ülkeyi terk etmesinden, göç etmesinden bağımsız bir şey değil. Her şey birbirine bağlı. Dolayısıyla sadece şuursuzluk deyip geçemiyorum, tüm iktidarların yıllar boyunca sürdürdüğü politikaların bir sonucu olarak görüyorum."

DW,dha / DBN, AÜ

©Deutsche Welle Türkçe