1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Hukuk ve AdaletTürkiye

Kavala’yı hapiste tutmak size ne kazandırıyor?

Türkei Banu Güven
Banu Güven
23 Nisan 2022

"Erdoğan’ın bu acayip tutukluluktan sağlayabileceği hiçbir siyasi çıkar yok. Kaybı ise çok." Banu Güven, Pazartesi günü karara bağlanacak Osman Kavala ve Gezi Davası öncesinde DW Türkçe için yazdı.

https://www.dw.com/tr/kavalay%C4%B1-hapiste-tutmak-size-ne-kazand%C4%B1r%C4%B1yor/a-61568416
Osman Kavala
Osman Kavala Fotoğraf: Kerem Uzel/dpa/picture alliance

Dört buçuk yıldır yazıp duruyoruz. Osman Kavala dört buçuk yıldır savunmalarında tane tane izah ediyor. İddia edilen suçlar yok, delil ya da şüphe bile yok, ama ceza var. Osman Kavala 4,5 yıldır hapiste tutularak cezalandırılıyor. Gezi'de yargılananlar, sırf Kavala hapiste tutulabilsin diye, tekrar tekrar ağırlaştırılmış müebbetlik ya da 20 yıla kadar varan cezaların tehdidi altında hayatlarını sürdürüyor. Davalar bir birleştiriliyor, bir ayrılıyor. Osman Kavala hakkında çeşitli suçlamalardan bugüne kadar, aleyhinde delil olmadığı ve tutukluluğu açısından yargıya ayrılan sürenin sonuna gelindiği için, bir beraat, iki kez tahliye kararı verildi. Ama Kavala salıverilmek yerine, hukukta yeri olmayan suçlar icat edilerek tekrar tekrar tutuklandı. Osman Kavala'ya atfedilen, toplumun sosyal, kültürel özellikleri ile ilgili önemli bilgiler temin etmek suretiyle casusluk yapma suçunun bir benzerini hiçbir yerde bulamazsınız mesela. Otoriter rejimlerin hüküm sürdüğü ülkeler dışında. Çünkü ancak otoriter rejimlerde her türlü suç, delil falan olmadan insanlara yamanabilir ya da bu son davada olduğu gibi, kapanmış dosyalar yeniden açılıp birbirine eklenebilir.

Dolayısıyla davaya ilişkin yapılacak hukuki bir değerlendirme falan kalmadı. Bunu bir tek ben söylemiyorum. Anayasa Mahkemesi'nin iki üyesinin Kavala'nın tutukluluğuna dair verilen bir karara koydukları şerh gerekçeleri de bu gerçeğe işaret ediyor. Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'a göre, "suçun varlığına dair kuvvetli belirti bir yana basit şüphe dahi yok.” Üyelerden Engin Yıldırım'a göre, Kavala'nın aynı olguya dayalı suçlamalarla iki kez tahliye edilip, üç kez tutuklanması "Kafkaesk bir hukuk sarmalına" benziyor.

Kavala'nın savunma ekibinin davanın son duruşmasından önce hazırladığı bilgi notunda dikkat çekilen saçmalıklar da Osman Kavala ve Gezi Davası'nda yargılananların neyle karşı karşıya olduğunu çok iyi anlatıyor. Kısmen doğrudan aktarıyor, kısmen özetliyorum:

"Özellikle 2020 kışında yaşanan süreç, hukuk skandalının kural tanımazlığında müstesna örneklerle dolu. Kavala 18 Şubat'ta Gezi Davası'nda beraat etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan karara 'manevra', yandaşları 'darbe' dedi ve Kavala bırakılmadı. Birkaç ay önce tahliye edildiği 15 Temmuz soruşturması gerekçe gösterilerek tekrar tutuklandı. Bu tutuklamanın 'çürüklüğü' ortaya çıkınca, casusluk suçlamasıyla yeni bir tutuklama kararı daha verildi. On gün sonra, daha önce iki kere yapıldığı gibi '15 Temmuz dosyasından' tekrar tahliye edildi. Kavala'nın tutukluluğunun devamı için seferber olan yargı, bir ay içinde, üç ayrı suçtan, bir beraat, iki tutuklama ve iki tahliye kararı vererek olağanüstü bir performans gösterdi.”

"Arzu edilen karara göre mahkeme heyeti değiştirildi. Savcılar yazım hatalarını bile düzeltme gereği duymadan kes - yapıştır iddianameler ve mütalaalar hazırladı."

Kavala'nın tutukluluğunun süresini uzatmak için, bazen aynı dosyadan daha önce kapatılmış davalar yeniden açıldı ve Osman Kavala davasına yamandı. Nasıl mı?

İstinaf mahkemesi Gezi Davası'ndaki, Yargıtay ise Çarşı Davası'ndaki beraat kararlarını bozdu. Bozma kararlarında, Çarşı, Gezi, 15 Temmuz, Kavala ve Barkey davalarının irtibatlandırılması istendi. Birleştirme taleplerine muvafakat vermeyen mahkeme başkanları değiştirildi.

Banu Güven
Banu GüvenFotoğraf: Privat

Bu davalar birkaç ay sonra, Çarşı davasında olduğu gibi, bu kez Avrupa Konseyi'nde başlayan süreç nedeniyle tekrar ayrıldı. Osman Kavala son savunmasında bu durumu şöyle özetledi:

"Anladığımız kadarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin tutukluluğumun devam etmesine yönelik uygulamaları incelemesi için AİHM'e başvurma kararından sonra davanın hızla hükme bağlanmasına karar verildi. Kanıtsız ve mantıksız olarak birleştirilen davalar (Çarşı davası) ayrıştırıldı. Mütalaada görüldüğü gibi, artık ihtiyaç kalmadığı için tutukluluğumu uzatmak için icat edilmiş suçların, ipe sapa gelmez iddiaların yer aldığı ikinci iddianamenin kullanım süresi sona ermiş oldu."

Otoriter rejimlerin hep bir tehdit ve düşman anlatısına ihtiyaçları vardır. Recep Tayyip Erdoğan da böyle bir anlatıya başvuruyor ve bu rol için Osman Kavala'yı seçmiş görünüyor. Ne var ki, yargı ne yaparsa yapsın, bu rolü Osman Kavala'ya bir türlü giydiremiyor. Dolayısıyla Kavala'yı içeride tutma ya da cezalandırma çabası çok sakil bir görüntü veriyor. 

Bu durumda artık doğrudan şu soruyu sormak istiyorum: "Osman Kavala'nın 4,5 yılı bulan tutukluluğu Recep Tayyip Erdoğan'a ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor?" "Ne kazandırıyor" kısmına herkesin vereceği cevap herhalde "Hiçbir şey" olacak. Osman Kavala'yı içeride tutmak seçim falan kazandıracak olsa… O da mümkün değil. Kısacası Erdoğan'ın bu acayip tutukluluktan sağlayabileceği hiçbir siyasi çıkar yok. Söz konusu kişisel bir mesele, intikam alıp rahatlama ihtiyacı falan ise, o zaman da 4,5 yıl yetmedi mi?

"Ne kaybettiriyor" sorusuna verilecek cevap ise çok daha uzun olabilir, ama özetle "Çok şey" diyelim. Bu hukuksuz tutukluluk (ve daha niceleri) Erdoğan'ı, dünyada en hafif tabiriyle "otokratik liderler" klasmanında üst sıralara yerleştiriyor. Bu inat, Türkiye'yi kurucu üyelerinden olduğu Avrupa Konseyi'nden dışlanmak tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Ne kadar meydan okursa okusun, "dünya lideri" olma iddiasındaki Erdoğan'ın bunu istemeyeceğini biliyoruz. 

Son olarak, Pazartesi günü karar açıklayacak mahkeme heyetine dair bir soru var aklımda. AKP-MHP ve Erdoğan'ın 2023'te demokratik şekilde yapılacak bir seçimde iktidarı kaybetme ihtimalini herkes gibi onlar da düşünüyorlardır herhalde. Hukukun üstünlüğünü hatırlamak için, 2023'teki seçimin sonucunu beklemek geç olmaz mı? Bugün kaybedebilecekleri mevki, tümden kaybedecekleri itibarın yanında ne kadar önemli?

Türkei Banu Güven
Banu Güven Gazeteci ve TV moderatörü. Türkiye, Almanya ve dünyadaki gelişmeler üzerine yazılar kaleme alıyor.