Kâbus geri mi döndü? | EKONOMİ | DW | 08.07.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Kâbus geri mi döndü?

Brüksel’de bir araya gelecek AB maliye bakanlarının gündeminde ilk sırada Portekiz ve Yunanistan'ın durumu yer alıyor.

Portekiz hükümeti kriz nedeniyle sallanırken, kreditör ülkeler Yunanistan’da aksayan reformlar konusunda hükümetle tartışma içinde bulunuyor. Yatırımcılar devlet tahvilleri için Portekiz'den yüzde 8'in üzerinde faiz talep ediyorlar. AB, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası temsilcilerinden oluşan Troyka’ya bağlı denetimciler ise temmuz ayının sonuna kadar Yunanistan için öngörülen 8 milyar 100 milyonluk kredi diliminin serbest bırakılması için bu ülkenin gerekli ön şartları yerine getirip getirmediğini inceliyorlar.

Ekonomik kriz geri döndü mü?

UniCredit Deutschland’ın baş iktisatçısı Andreas Rees, medyada borç krizinin yeniden alevlendiğine dair haberler okuduğunda gözlerine inanamıyor. Rees, elbette ki Portekiz’de siyasî bir takım gerginlikler var diyor ve ekliyor:

“Ama ülkelerin hem yapısal reformlar, hem de tasarruf önlemleri anlamında ne gibi ilerlemeler kaydettiğine baktığımda, ben krizin geri döndüğüne inanmıyorum.”

Finans uzmanı Wolfgang Gerke aynı kanıda değil. Gerke açısından kriz hiçbir zaman yok olmamıştı:

“Kriz sadece Merkez Bankası’nın büyük miktarlarda sıcak para aktarması ve kurtarma fonları sayesinde uzaklaştırılmıştı. Şimdilerde piyasaların yeniden gerginleşmesine, alınan önlemlere yeteri kadar güven duyulmamasına hiç şaşırmamak gerek. Bu gibi nedenlerle borç krizi bence tüm hızıyla devam ediyor.”

Portekiz'e ikinci kurtarma paketi olasılığı

Krizli ülkelerin başında Portekiz geliyor. Hükümetin tartışmalı tasarruf politikalarına daha fazla ortak olmak istemeyen iki bakan istifasını verdi. Uluslararası Para Fonu (IMF), ekonomik gelişmesi beklenenden daha kötü gittiği takdirde Portekiz’in devlet borçlarının gelecek yıl ülkenin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 140’ına çıkması tehlikesine işaret ediyor. O yüzden de Portekiz’in 2014 yılında euro ülkelerinin ve Troyka’nın kredi yardımları sona erdiğinde piyasalarda kendi kendini finanse etmesinin büyük olasılıkla mümkün olmayacağı vurgulanıyor. Başka bir deyişle Portekiz için ikinci bir kurtarma paketinin gündeme gelebileceğine dikkat çekiliyor.

Yunanistan'daki tasarruf önlemleri yetersiz kalıyor

Bu durum ise ikinci büyük sorunu olan Yunanistan’ı akıllara getiriyor. Troyka uzmanları bu ülkenin bundan sonraki kredi dilimi için gerekli şartları yerine getirip getirmediğini inceliyorlar. 3 Temmuz günü bir açıklama yapan Yunan hükümeti, kamu sektöründe istenilen ölçüde işten çıkartma yapamayacağını bildirdi. Özelleştirmelerde de ilerleme kaydedilemediği belirtiliyor. Ve tüm tasarruf çabalarına rağmen ülkenin borç oranının Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 175’ine yükseldiğine işaret ediliyor. Kreditörlerin önlerine koydukları, 2020 yılına kadar bu oranı yüzde 110’a düşürme hedefinin yerine getirilmesi gerçekçi görünmüyor. Çok sayıda uzman bu nedenle Yunanistan için yeni borç tıraşının kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Yunanistan’ın devlet borçlarının yüzde 80’inin kamu sektörüne kayması nedeniyle de böyle bir durumda Alman vergi mükelleflerinin etkileneceği söyleniyor. Bu tabii Almanya’daki seçimler açısından hassas bir konu. Wolfgang Gerke, bu yüzden seçimler öncesinde Yunanistan’a yeni bir borç tıraşı girişiminde bulunulmayacağını tahmin ediyor. Gerke, "Piyasalardaki fiyatlar daha şimdiden neredeyse böyle bir gelişmeye göre ayarlanmış durumda” diyor.

"Kurtarma politikaları sorumlu"

Gerke’ye göre Yunanistan’ın çoktan bir yeniden yapılanma programının refakatinde Euro Bölgesi’nden çıkması gerekliydi. Ancak bu yöndeki tartışmalar sona ermiş görünüyor. Ancak talihini Euro Bölgesi dışında aramaya başlayan bir ülke daha var, o da üçüncü sorunlu ülke olan Kıbrıs Cumhuriyeti. Yapılan güncel bir ankette Kıbrıs Rum kesiminde halkın yüzde 67’si euroyu istemiyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Troyka’dan 10 milyar kredi alabilmesi için halkın 13 milyar dolayında tasarrufa gitmesi şart koşulmuştu. Lefkoşa'nın kısa bir süre önce Brüksel'e gönderdiği yardım çağrısı, yanıtsız kaldı. Finans uzmanı Gerke, Kıbrıs Cumhuriyeti, Yunanistan ve Portekiz'de halkın çaresiz durumundan AB'nin kurtarma politikalarının da sorumlu olduğunu şöyle ifade ediyor. Gerke, “Bankaların kurtarılmasına çalışıldı. Uluslararası büyük mal varlıkları kurtarıldı ama sorunların baş göstermesinde en az payı olan halkın omuzlarına bunun sorumluluğu yüklendi” diyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Danhong Zhang/Çelik Akpınar

Editör: Başak Özay

Reklam