İran'da insani kriz: Sağlık sistemi çöküyor
19 Mart 2026
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta bilanço ağırlaşıyor, ölü sayıları gün geçtikçe artıyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) son verilerine göre, savaşın başlangıcından bu yana sadece İran'da bin 300'ü aşkın kişi saldırılarda öldürüldü.
Sağlık hizmeti veren 18 tesisin hedef alındığı, en az 13 sağlık personelinin hayatını kaybettiği, 100'ü aşkın sağlık görevlisinin de yaralandığı bildiriliyor.
DSÖ, "Bu savaş, hayat kurtarmayı amaçlayan sağlık hizmetlerini de zora sokuyor" uyarısını yaptı.
Füzelerden kaçıp, daha güvenli bir yere sığınmak isteyen milyonlarca İranlı yerinden edildi, halk sağlığı hizmetleri giderek kötüleşiyor.
Yeni bir insani krizi tetikleyen savaş, özellikle hayatta kalmaları düzenli ilaç kullanımı ve doktor nezaretinde tedavilere bağlı olan savunmasız milyonlarca kişiyi çaresizliğe sürüklüyor.
"Acil ameliyat olmam gerekiyor"
Kanser hastası Fatemeh S. onlardan biri. DW'ye konuşan Fatemeh S. durumun kritik olduğunu "Acil ameliyat olmam gerekiyor" diyerek ifade ediyor.
Doktoruna ulaşamadığını söyleyen Fatemeh S., kendisine ameliyat randevusunun da ancak Nisan ayında, Nevruz Bayramı sonrasında verilebileceğinin bildirildiğini, çaresizlik hissettiğini aktarıyor.
Kesintisiz kemoterapiye ihtiyaç duyan kanser hastaları, özel ilaç kullanmak zorunda olan Multiple Skleroz (MS) hastaları, insülin olmadan akut tehlike altında olan diyabet hastaları, düzenli kan transfüzyonuna ihtiyaç duyan Talasemi (Akdeniz Anemisi) hastaları veya en küçük yaralanmaların bile hayati tehlike oluşturabileceği Hemofili hastaları, risk altındaki gruplardan sadece bazıları.
Savaş nedeniyle İran'da özel kliniklerin ve bazı tıbbi merkezlerin kapatıldığı, bazı doktorların yoğun saldırıların hedefindeki kentleri terk ettikleri bildiriliyor.
Hekimlerden "insani kriz" uyarısı
İran kökenli iki hekim DW'ye, İran'daki hastanelerde personel eksikliği yaşandığını, planlanmış ameliyatların ertelendiğini, aşı ve kronik hastalıkların tedavisi gibi hayati hizmetlerin de kesintiye uğradığını doğruladı.
Avusturya'da yaşayan ve İran'daki sağlık personelleri ile iletişim halinde olan Dr. Hassan Naib Hashem ve Dr. Hamid Hematpour, İran sağlık sisteminin çökmesinin yol açacağı insani krizin sonuçları konusunda uyarıyor.
Dr. Hamid Hematpour "Tahran'daki bazı uzman doktorlar şu anda 200 ila 300 hastaya bakmak zorunda, bu kabul edilebilir kapasitenin çok ama çok üstünde" diyor.
Saldırıların, hastaneleri felç eden ve doktorların işini zora sokan elektrik ve iletişim kesintilerine yol açtığını söyleyen hekimler, bunun tıbbi koordinasyonu, sağlık hizmetlerini neredeyse imkansız hale getirdiğine, birçok kronik hastalıkla mücadele eden hastanın artık ne doktorlara, ne de acilen ihtiyaç duydukları ilaçlara erişebildiğine işaret ediyorlar.
Dr. Hassan Naib Hashem, "Savaşlarda ilk önce temel hakları en önemlisi yani yaşam hakkı tehlikeye girer. Bu temel hak tehlikeye girdiğinde, sağlık ve tıbbi bakım hakkı gibi hakların ihlali de neredeyse kaçınılmaz hale gelir" diyor.
İlaç kıtlığı endişesi büyüyor
Elektrik kesintileri, İran'daki ilaç güvenliğini de tehlikeye sokuyor. Bozulmamaları için bazı ilaçların belirli sıcaklıklarda muhafaza edilmesi gerekiyor, elektrik kesintileri ise bunu neredeyse imkansız hale getiriyor.
Ayrıca ilaç dağıtımının sekteye uğraması, tıbbi malzeme ve ilaç ithalatındaki güçlükler, pek çok ailenin hayati ilaçları temin etmesini giderek zorlaştırıyor.
İran Sağlık Bakanlığı, "yeterli stratejik stoklara sahibiz" yönünde açıklamalar yapıyor. Ancak birçok aile ilaçlara erişemediklerini söylüyor. Dolayısıyla ya bu stoklar gerçekte mevcut değil, ya da ilaçlar dağıtılamıyor.
Dr. Hamid Hematpour, bu durumun Hemofili hastaları veya genetik hastalıkları olan insanlar için hayati tehlike oluşturduğuna dikkat çekiyor, ilaç kıtlığının sürmesi halinde de İran'da geri dönüşü olmayan bir sağlık krizi yaşanayacağı konusunda uyarıyor.
Saldırılarda yaralanların sayısının gittikçe arttığını söyleyen Dr. Hematpour, İran'ın bazı bölgelerinde çok temel ilaçlar ve antibiyotiklerde halihazırda kıtlık yaşandığı bilgisini paylaşıyor.
Dr. Hassan Nayeb-Hashem ise geçmiş savaşlarda tanıklık edilen acı bir gerçeğe işaret ederek bir diğer endişesini dile getiriyor.
Savaşlarda yaralananların sayısının, ölenlerden genelde üç ila altı kat daha fazla olduğuna işaret eden Dr. Nayeb-Hashem, yaralıların kime zaman uzak soluklu tedavilerinin de sağlık sistemi üzerindeki baskıyı artıracağını ve bir çoğunun da ömür boyu sürecek sakatlıklarla yaşamak zorunda kalacaklarını söylüyor.
DSÖ, savaşın başlamasından bu yana İran'ı hedef alan saldırılarda yaralananların sayısının 10 bini bulduğunu duyurdu.