İran ve ABD'nin ince hesapları
4 Mart 2008
Bush memnun olmuştur!
Bu arada son yaptırım kararı, ABD Başkanı Bush'u da ziyadesiyle memnun etmiş olmalı. Zira, daha önceki yaptırım kararları alınırken, Güvenlik Konseyi'nin veto hakkına sahip daimi üyelerinden Rusya ve Çin, kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda bazı istisnalar koparmayı başarmışlardı. Ancak bu kez Moskova ve Pekin, herhangi bir çekince ileri sürmeden 'evet' oyu kullandı.
Tahran'ın yolundan dönmesi zor
Peki, Güvenlik Konseyi'nde sağlanan bu birliğin etkisi ne kadar büyük olur? Aslında Tahran'a karşı yaptırımların serteştirileceği, Konsey'in beş daimi üyesi ve Almanya'nın, bu yılın başında Berlin'de sağladıkları mutabakatın ardından hemen hemen kesinleşmişti ve dolayısıyla İran zaten buna hazırlıklıydı. Kaldı ki, sözkonusu yaptırım kararı, İran'ı gerçek anlamda cezalandırmıyor. Zaten varolan 'kara listeye' İran'dan birkaç firma ya da kişi daha ilave edilecek ve bazı malların bu ülkeye ihracatına son verilecek. Ama bu önlemlerin, Tahran'ı yolundan döndürmede yeterli olacağını düşünenler varsa yanılıyor. Bu yaptırımlar sadece, İran'ın izlediği tutumdan duyulan rahatsızlığın daha resmi bir şekilde formüle edilmesinden ibarettir, hepsi o kadar.
İran'ın uranyum zenginleştirme hakkı var mı?
Nükleer programlarının dayandığı temel gerekçeyi sadece İranlılar bilebilir kuşkusuz. Ancak dışa karşı sürekli 'barışçı' bir amaç güdüldğü izlenimi verilmeye çalışılıyor ve uluslararası antlaşmalardan doğan 'uranyum zenginleştirme hakkının' kullanıldığı ifade ediliyor. Bu gerekçenin ikinci bölümü, yani 'uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin uluslararası antlaşmaların tanıdığı bir hak' olması, başta ABD olmak üzere bu programın muhaliflerini de zor durumda bırakıyor. Gerçekten de Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na imza atan bir ülke olarak İran -bu antlaşmaya aykırı bir durum tesbit edilemediği sürece- uranyum zenginleştirme faaliyetlerinde bulunabilir. Dolayısıyla, uluslararası toplum da bu ülkeye karşı herhangi bir yaptırım uygulayamaz. İran'ın, antlaşmayı ihlal ettiği ileri sürülse de henüz ortada bu yönde somut bir kanıt bulunmuyor.
Ahmedinejad'ın destek arayışları
Bu ise Tahran yönetiminin işini kolaylaştırıyor: 'ABD'nin yine İran karşıtı bir politika izlediği' argümanını ileri süren Molla rejiminin bu tezi, sadece kendi halkının onayını almakla kalmayıp, aynı zamanda başka ülkeler tarafından da destek görebilir. Özellikle Arap dünyasında -hatta eski düşman Irak'ta bile- bu görüşü onaylayanlar çıkabilir. İşte Mahmud Ahmedinejad'ın Bağdat ziyareti vesilesiyle karşılıklı işbirliğini güçlendirme girişimi de Tahran'ın destek ve yandaş arayışlarının önemli bir parçası olarak algılanmalıdır.