′Irklar değil, sınıflar çatışıyor′ | DÜNYA | DW | 26.11.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

'Irklar değil, sınıflar çatışıyor'

ABD'de Michael Brown adlı siyah genci vuran polisin yargılanmayacak olması bütün ülkede tansiyonun yükselmesine neden olduı. Uzmanlar da ABD'deki ırkçılık iddialarını tartışıyor.

ABD'nin Ferguson kentinde geçen ağustos siyah bir genci 12 kurşun sıkarak öldüren polis memuru hakkındaki dava talebinin jüri tarafından reddedilmesinin ardından başlayan olaylar bütün ülkeye yayıldı. Yaşanan şiddet olayları ABD'de ırkçılık tartışmasını gündeme getirdi.

"İnsan doğuştan ırkçı olmaz"

Missouri – St. Louis Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Joyce Mushaben, "Jürinin dava talebini reddetmesi ABD'deki iki farklı adalet sistemi olduğunu göstermiyor mu?' şeklindeki sorusunu şöyle yanıtladı:

“İki sınıflı sistem olduğu kesin. Ama bu ırkçılık suçlarının değerlendirilmesinde değil, kimin iyi avukata verebilecek parası olduğu ve kimin daha nezih muhitlerde oturabilecek mali durumda olduğuyla ilişkili. Varlıklı zümre daha iyi eğitim alma ve daha kazançlı iş bulma imkânına sahip. Bütün bunlar mali kaynağın eşit dağılmamasının, sorunun temelini oluşturan eğitim sistemimizde yol açtığı farklılıklardan doğuyor. Kentin kuzeyindeki okulların akreditasyonu iptal edildiğinden 2000'li yıllardan itibaren beyaz nüfus Ferguson'u terk etmeye başladı. Örneğin Almanya gibi bir ülkenin bazı yerlerinde orta dereceli okul açılmasına izin verilmediğini tasavvur edebilir misiniz?”

Medyanın rolü

Profesör Joyce Mushaben, "polis tarafından öldürülen Michael Brown'un sorununun tenin renginden değil, fakir bir muhitte yaşamasından mı kaynaklandığı" şeklindeki soruyu yanıtlarken de şunları söyledi:

“Evet, ten rengi dar gelirlilerin çoğunlukla azınlıklardan oluşması bakımından rol oynuyor. Maddi imkanları sınırlı olduğundan kirada oturmak zorundalar. Kiracı olduklarından daha az emlak vergisi tahsil ediliyor ve okulların masrafını karşılamak zorlaşıyor. Konunun teorik analizine girmeden şunu söyleyebilirim: Eğitim, meslek öğrenme ve çalışma eşitliğini sağlamak için yeni yollara başvurmak zorundayız. Medyada, televizyonda ve sinema filmlerinde hep bu tür basmakalıp ırkçı konular işlenmesi bakımından ten rengi önem kazanıyor. Buna, isteyen herkesin silah taşıyabilmesini de eklemek gerekir. Bu durumda polisin refleks halinde tepki göstermesi anlaşılır bir davranış. Zenci genci vuran Wilson'un yanında tabancasından başka hiçbir silah yoktu.”

Amerikalı polis ırkçı mı?

Profesör Mushaben, Deutschlandfunk radyosuna verdiği mülakatta "Amerikan polisinin ırkçılık sorunu olup olmadığı" şeklindeki soruyu yanıtlarken de insanın doğuştan ırkçı olabileceğine inanmadığını ve bunun nasıl yetiştirildiğiyle ve farklı ırklardan kişilerle ne kadar tanışma imkânı bulmuş olmasıyla açıklanabileceğini söyledi. Joyce Mushaben sözlerini şöyle sürdürdü:

“Temel sorun bölgemizdeki polislerin çoğunlukla beyaz olmasından ve diğerlerinin görevlendirilememesinden kaynaklanıyor. Polisten görev bölgesinde oturması isteniyor. Çoğu, öncelikle şehir merkezindeki okulların kötü olması yüzünden buna yanaşmıyor. Irkçılık, 1940 ve 50'li yıllardaki gettolaşmayla başlayan ve ırkların birbirini tanımasını zorlaştıran kentleşmeden kaynaklanıyor. Polis yaya dolaşsa ve komşu mahalledeki insanlarla tanışıp konuşsa, karşılıklı güven ortamı oluşturulabilir. Ama sadece aracında oturur ve yanından geçen herkesin silah taşıdığından kuşku duyarsa, sonu iyi olmaz.”

© Deutsche Welle Türkçe

Tobias Armbrüster

Önerdiğimiz linkler

Reklam