1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Hukuk ve AdaletTürkiye

İstismar davası: Anne ve kızın ölümü hakkında bilinenler

4 Mart 2026

İstanbul'da istismara karşı mücadele eden anne ve kızı ölü bulundu. 5 Mayıs'ta karar duruşması beklenen dava ve anne ile kızın şüpheli ölümleri hakkında neler biliniyor?

https://p.dw.com/p/59nLK
Bir cenaze tabutunu omuzlarında taşıyan kadınlar
Anne ve kızın cenazesini bugün İstanbul'da kadınlar kaldırdıFotoğraf: Gülseren Karapınar/DHA

İstanbul'da istismara karşı adalet mücadelesi veren anne F.N.Ç ile kızı H.İ.Ş.'nin ölü bulunması kamuoyunda infial yarattı.

F.N.Ç., Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi A.Ş. tarafından yıllar önce çocuk yaşta istismara uğradığını, daha sonra bu kişiyle evlendirildiğini, kızı H.İ.Ş.'nin de 3 yaşından itibaren istismara maruz kaldığını açıklamıştı.

Açılan dava devam ederken F.N.Ç., bir süredir İstanbul Kartal'daki Anadolu Adliyesi önünde adalet talebiyle nöbet tutuyordu.

Pazartesi akşamı Zeytinburnu Kazılıçeşme sahilinde bulunan cesetlerin anne ve kızına ait olduğu ortaya çıkması, konuyu tekrar gündeme getirdi.

F.N.Ç., başına bir şey gelmesi durumunda sorumlunun "karanlık yapı" olduğunu söylemişti. Avukatları, anne ve kızın ölümünün "şüpheli" olduğunu söyleyip Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nı sorumlu tutarken, bakanlık da medya ve sivil toplum kuruluşlarını suçluyor.

F.N.Ç. ve kızı H.İ.Ş'nin ölümü hakkında bilinenleri derledik.

Dava dosyasına konu olay ne?

Geçtiğimiz ay soL Haber'e konuşan F.N.Ç.,'nin anlattığına göre, 2016'da hayatına giren Ayhan Ş. tarafından tecavüze uğradı ve ailesinin zoruyla evlendirildi. Buna göre F.N.Ç., evde cinsel saldırı ve şiddete maruz kaldı ve yaşadıklarını anlatmaması için vakıf tarafından baskılandı.

Habere göre söz konusu baskılardan dolayı Ayhan Ş.'den boşanan F.N.Ç., çocuğunun üç yaşındayken babası tarafından istismara uğradığını öğrenmesinin ardından 2023'te Ayhan Ş.'ye dava açtı.

Anne ve kızın avukatlığını üstlenen Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği bugün yayınladığı açıklamada yargı süüreci boyunca "F.N.Ç.'nin mahkemede hakim tarafından aşağılandığını, H.İ.Ş'nin istismarı görüşme odasında uzmanlar yerine mahkeme salonunda herkesin önünde anlatmak zorunda kaldığını, süreç boyunca anne ve çocuğun psikolojik bütünlüğünü koruyacak bir yaklaşım benimsenmediğini" kaydetti.

Delil yetersizliğiyle kapatılan dosyanın karar duruşması, savcının Ayhan Ş. hakkındaki beraat istemiyle 5 Mayıs'ta karar duruşması görülecek.

F.N.Ç. nöbetinde neler söylemişti?

Ocak ayı başından bu yana İstanbul Anadolu Adalet Sarayı önünde nöbet tutan F.N.Ç., CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka'ya konuşmuştu.

"Ben öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum" diyen F.N.Ç., "karar duruşmasına kadar hayatta kalabileceğini düşünmediğini" söylemişti.

Mikrofonlara konuşan F.N.Ç.
F.N.Ç., yaklaşık iki aydır nöbetteydiFotoğraf: ANKA

F.N.Ç., başına bir şey gelmesi durumunda sorumlunun "karanlık yapı" olduğunu söyleyerek bu "karanlık yapı"nın kendisini intihara zorladığını belirtmişti.

"İntihar etmeyeceğini, başına bir şey gelirse intihar süsü verilmesini istemediğini" söyleyen F.N.Ç., "çocuğunun elinden alınmasıyla tehdit edildiğini" anlatmıştı.

Ölümler hakkında ne biliniyor?

Pazartesi saat 22.00 sıralarında Zeytinburnu Kazılıçeşme sahiline balık tutmak için gelenler denizde hareketsiz duran bir kişiyi fark ederek polis ve sağlık ekiplerine haber verdi.

Olay yerine gelen sağlık ekipleri, sudan çıkarılan kadının hayatını kaybettiğini belirledi. Çevredekilerin ifadeleri üzerine denizde başka bir kişinin olma ihtimaline karşı sahil güvenlik ekipleri ikinci bir kişinin cesedine daha ulaştı.

Söz konusu cansız bedenlerin 30 yaşındaki F.N.Ç. ve sekiz yaşındaki H.İ.Ş. olduğu ortaya çıktı.

Bir sahilde bekleyen ambulans ve polis ekipleri
Cansız bedenlerin tespitinin ardından olayla ilgili yayın yasağı getirildiFotoğraf: DHA

Olay mahallinde bulunan tanıklardan Abdülaziz A., anne ve kızı su kenarında otururken gördüklerini söyledi.

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olaya ilişkin ilk açıklamasında "Müvekkillerimiz gericilerin kuşatmasına ve kendilerine yaşatılan bu ağır acıya daha fazla dayanamadılar" diye yazarak "hesap sorma" sözü verdi.

Davaya dahil olan Avukatın Sesi İnisiyatifi ise ölümleri "şüpheli" olarak nitelendirerek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın F.N.Ç.'yi "eyleme devam etmesi halinde çocuğunu elinden almakla tehdit ettiğini" söyledi.

Bakanlık hakkındaki suçlamalar neler?

Birçok dernek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nı suçlarken bakanlık topu basın ve sivil toplum kuruluşlarına atıyor.

Tozbey ayrıca T24'e verdiği demeçte "annenin bir süredir kızının elinden alınmasıyla tehdit edildiğini ve psikolojik şiddete maruz kaldığını" söyleyerek şunları dedi "Bu kararın en büyük korkusu olan evladından koparılma ihtimalini tetikleyen bir unsura dönüşüp dönüşmediğini, ölümlerin ardındaki tüm ihmalleri ve karanlık noktaları aydınlatana kadar titizlikle araştıracağız."

Bugün anne ve kızın cenazesinde konuşan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Müjde Tozbey, H.İ.Ş'nin şırıngayla günde iki kez beslenen, bir böbreği olmayan ve kalp rahatsızlığı olan bir çocuk olduğunu söyledi.

Ölümlerin ardından yayınlanan bakanlık açıklamasında ise "çocuğun sağlık kontrollerinin düzenli yapılmadığı için tedavi sürecini aksatmamak için çalışmalar yürütüldüğünü ancak annenin reddi nedeniyle yönlendirmelere olumlu yanıt alınamadığı" yazıldı.

Açıklamada, çocuğun 13 Şubat 2026 tarihinde özel bir vakıf hastanesine yatırıldığı ve tedavi sürecinin takip edildiği belirtilerek, "Sağlık kurulu raporunda çocuğun yatılı psikiyatrik tedavisinin gerekli olabileceği belirtilmiştir. Buna rağmen annenin önerilen tedavi ve sevkleri kabul etmediği uzmanlarca bildirilmiştir" diye yazıldı.

İki tane cenaze tabutunu omuzlarında taşıyan kadınlar
Fotoğraf: Gülseren Karapınar/DHA

"Çocuğun sağlık durumunun risk altında olduğu" gerekçesiyle 2 Mart'ta acil koruma kararı çıkartıldığı aktarılan açıklamada, "aynı gün adrese gidilmesine rağmen kimseye ulaşılamadığı" iddia edildi.

"Çocuğun gerçek ihtiyaçlarını karşılayan bir sağlık desteği sağlanmadı"

Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği ise bu açıklamayı reddediyor.

Derneğin açıklamasında, "annenin tedaviyi reddetmediği, aksine çocuğuna nitelikli ve erişilebilir bir tedavi sağlanabilmesi için uzun süre boyunca ciddi bir çaba sarf ettiği" yazıldı.

Açıklamada şunlar dendi: "Ancak kamu otoriteleri tarafından sunulan sağlık hizmeti, evden çıkamayacak durumda olan bir çocuk için yatılı tedavi ya da evden sağlık hizmeti vermek yerine ayaktan hastane randevu verilmesi gibi fiilen yararlanılması mümkün olmayan uygulamalarla sınırlı kalmıştır. Bu nedenle sunulduğu iddia edilen hizmetlerin çocuğun gerçek ihtiyaçlarını karşılayan bir sağlık desteği sağladığını söylemek mümkün değildir."

Dernek ayrıca bakanlığın "gerçekleri çarpıttığını ve kurumsal sorumluluğu gizlemeye çalıştığını" söyledi.

Açıklamada "gerekli koruyucu, destekleyici sosyal tedbirlerin zamanında alınmadığı, sağlık ve sosyal hizmet mekanizmalarının işletilmediği" yazıldı.

Bugün anne ve kızın cenazesinde konuşan Müjde Tozbey,  "Mücadeleye devam edeceğiz, boyun eğmeyeceğiz. Şüpheli ölümlerinin arkasında duracağız, soruşturmayı yürüteceğiz" diye konuştu.

DW,DHA,ANKA / SÇ,HS

DW Türkçe Türkiye, Almanya ve dünyadaki gelişmeleri ve olayların perde arkasını DW Türkçe'den takip edin.dw_turkce