1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
İrini Operasyonu kapsamında görev yapan Hamburg fırkateyni
İrini Operasyonu kapsamında görev yapan Hamburg fırkateyniFotoğraf: Sina Schuldt/dpa/picture alliance
İnsan HaklarıLibya

İrini Operasyonu'nu hak ihlallerine rağmen sürdürme çağrısı

25 Ocak 2022

Avrupa Birliği'nin İrini Operasyonu ile ilgili hazırlanan bir iç raporunda Libya sahil güvenliğinin verilen eğitime uygun davranmadığı ve sığınmacılara orantısız güç kullandığı kabul edildi.

https://www.dw.com/tr/i%CC%87rini-operasyonunu-hak-ihlallerine-ra%C4%9Fmen-s%C3%BCrd%C3%BCrme-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1/a-60546127

İrini Operasyonu olarak da bilinen Avrupa Birliği’nin (AB) Libya silah ambargosu denetim misyonunu komuta eden Tuğamiral Stefano Turchetto’nun imzasını taşıyan askeri rapora Associated Press (AP) haber ajansı ulaştı. Avrupa Birliği yetkililerine dağıtılan raporda Libya sahil güvenlik ve donanmasını eğitmeyi ve donatmayı öngören misyonun sürdürülmesi çağrısı yapılıyor.

Raporda Libya’da "siyasi bir açmaz" yaşandığı ve bunun da Avrupa’nın eğitim programına engel teşkil ettiği kaydediliyor. Ülkedeki bölünmenin "bilhassa düzensiz göçmenlere yaklaşım söz konusu olduğunda, insan haklarıyla uyumlu uygun davranış standartlarının" hayata geçirilmesini zorlaştırdığı ifade ediliyor.

Deutsche Organisationen retten Migranten im Mittelmeer
Fotoğraf: Mission Lifeline/dpa/picture alliance

Raporda Libya sahil güvenlik birimlerinin Akdeniz'de sığınmacılara karşı "aşırı fiziksel güç kullandığı" kabul ediliyor. 15 Eylül tarihinde yaşanan bir olayda yaklaşık 20 göçmen taşıyan ahşap bir tekneye Libya sahil güvenlik birimlerinin devriye sırasında müdahale ettiği kaydediliyor. Libya güçlerinin müdahale sırasında "daha önce görülmemiş ve Avrupa Birliği eğitimiyle ve uluslararası düzenlemelerle uyumlu olmayan" taktikler kullandığı belirtiliyor ancak tam olarak neyin yaşandığı anlatılmıyor. Tüm bunlara rağmen askeri raporda İrini misyonunun sürdürülmesi çağrısı yapılıyor.

Farklı silahlı gruplar ve yabancı hükümetlerce desteklenen iki hükümetin bulunduğu Libya'da insan kaçakçılığı şebekeleri yıllardır faaliyet gösteriyor. Yüz binlerce Afrikalı sığınmacı Akdeniz üzerinden Avrupa'ya geçiş umuduyla ülkeye geliyor.

Avrupa Birliği’nin İrini Operasyonu Libya sahil güvenlik birimlerinin sığınmacılara yönelik kötü muamelesi nedeniyle eleştirilerin hedefinde yer alıyor. AB’nin aralarında kadın ve çocukların olduğu 10 binlerce sığınmacının Avrupa’ya geçişine engel olması için Libya'ya destek vermesi, tepki topluyor.

Libyalı ve Avrupalı yetkililerin yanı sıra, insan kaçakçıları ve milislerin insanlığa karşı suç işlendiği iddiasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yapılmış en az üç başvuru bulunuyor. Birleşmiş Milletler'in Ekim ayında yaptığı bir soruşturma da Libya'daki insanlık dışı muamelelerin insanlığa karşı suç olarak nitelenebileceğini ortaya koyuyor.

Avrupa Birliği Komisyonu ve Avrupa Birliği Dış Eylem Servisi, söz konusu raporla ilgili AP'ye yorum yapmaktan kaçındı. Ancak Avrupa Dış Eylem Servisi Sözcüsü Peter Stano, AB'nin Libya sahil güvenlik personelinin eğitimi ve Libya'nın Akdeniz'de geniş bir bölgede arama kurtarma faaliyetlerini yönetme kapasitesini artırmada kararlı olduğunu söyledi.

Seenotrettung im Mittelmeer
Fotoğraf: Hermine Poschmann/Mission Lifeline/dpa/picture alliance

"Denizde hayat kurtarma"

Sözcü Stano, AB eğitim programının "Libya yetkililerinin denizde hayat kurtarma kapasitesini artırma" hedefinden vazgeçmeyeceğini söyledi.

Geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ülkelere "sığınmacı ve göçmenleri denizde engellenmesini ve Libya'ya geri gönderilmesini destekleyen politikalarını gözden geçirme" çağrısı yapmıştı. Bu eleştiriyi reddeden Sözcü Stano "Konu göç olduğunda hedefimiz insan hayatı kurtarmak, ihtiyacı olanları korumak ve insan kaçakçılığıyla mücadele etmek" diye konuştu.

Sığınmacılar gözaltı merkezlerine konuyor

Libya'da Akdeniz'de geçişine engel olunan sığınmacıların konduğu gözaltı merkezleri bulunuyor. Burada bulunanlar şiddete ve istismara maruz kalıyor. Tajoura’daki gözaltı merkezinde kalan ve 700 dolar fidye karşılığında serbest kalan Kamerunlu bir kadın AP’ye yaptığı açıklamada "İnsan hayatını kurtarmak diye buna mı diyorlar? Eğer bu hayatlar kurtarıldıktan sonra işkenceye uğruyorsa bu nasıl hayat kurtarmak oluyor?" diye tepki gösterdi.

Sözcü Stano Libya'daki gözaltı merkezleriyle ilgili "Bunlar kabul edilemez. Şu andaki keyfi gözaltı sistemi sona ermeli" açıklamasını yaptı. Ancak bu açıklamalar sahadaki durumu değiştirmiyor. Libya’da hükümet sığınmacılara yönelik istismarlarla adı anılan Muhammed El Hoca isimli bir milis liderini geçen ay Düzensiz Göçle Mücadele Bölümü'nün başına getirdi. Söz konusu birim gözaltı merkezlerinin denetiminden sorumlu.

Londra Queen Mary Üniversitesi göç hukuku programının kurucusu Violeta Moreno-Lax Libya’daki durumu ilişkin "İnsan kaçakçılığı şebekesini dağıtmakla görevlendirilen kişiler insan kaçakçılarının bizzat kendisi" yorumunu yaptı.

Geçen yıl Libya sahil güvenlik birimlerinin 32 bin sığınmacıyı Libya'ya geri getirdiği ve bu rakamın 2020'nin neredeyse üç katına tekabül ettiği bildirildi.

Ancak Libya'ya denizde hayat kurtarma için sağlanan ekipman ve eğitimlere rağmen bin 500'den fazla sığınmacının hayatını kaybettiği ya da kaybolduğu belirtiliyor.

AP / EC, SSB

Deutsche Welle Türkçe