′Hayvanat bahçesindeki′ insanlar | YAŞAM | DW | 29.10.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

'Hayvanat bahçesindeki' insanlar

Eskiden Alman İmparatorluğu’nda yabancı ülkelerden getirilen insanlar hayvanat bahçelerinde vahşi hayvanlar gibi teşhir ediliyordu. Teşhir edilenler tam bir kâbus geçiriyordu.

Theodor Wonja Michael, yüzyıl başında dönemin Alman kolonisinden Alman İmparatorluğu'na gelen bir Kamerunlunun en küçük oğlu. O dönem Paris'ten Riga'ya, Bern'den Varşova ve Bükreş'e kadar hemen hemen bütün Avrupa'yı dolaşan Michael, sirklerde ve yabancı halk ve ırkların teşhirinde nasıl rol aldığını hâlâ çok net hatırlıyor. Bugün 88 yaşında olan Michael, uzun süre o dönemden hiç bahsetmek istememiş. Yabancı halk ve ırkların teşhiri ve sirklerde yer almaktan çok erken yaşta nefret etmeye başladığını kaydeden Michael, yıllar sonra kendi ve ailesinin hikâyesini anlatan bir kitap yazmaya karar vermiş. Kitabın adı “Alman ve Üstüne Bir De Siyahî Olmak”.

Michael, “Biz siyahîlerden her zaman neler yapabildiğimizi kanıtlamamız ve yapmamız isteniyor. Benim ten rengime ve görünümüme sahip bir insan bir Alman gibi düşündüğünü nasıl kanıtlayabilir. Bana kimse güvenmek istemiyor. Sürekli bir şeyler kanıtlamak zorundayım. Bunun artık sona ermesini istiyorum. Alman olmanın da renkleri olduğu artık kabul edilmeli” diyor.

Babası, Theodor Wonja Michael'ı 19'uncu yüzyılın sonunda Avrupa'ya göndermiş. Ancak Berlin'e vardığında bir Alman kolonisinin vatandaşı olarak ülkede "normal" işlerde çalışamayacağını anlamış. Söz konusu gösteriler para kazanabilmesi için tek şansıymış.

Yabancı halk ve ırkların teşhirinde rol alanlar o dönem bugünkü müzisyenler ve müzik grupları gibi Avrupa'da turluyordu. Tarihçi Anne Dreesbach, kısıtlı zamanları olmasına rağmen bir günde çok sayıda gösteri düzenlendiğini kaydediyor: "Tabii ki kısmen sözleşmeler de vardı ancak insanlar uzun yıllar için Avrupa'ya gitmenin ne anlama geldiğini tasavvur edemiyordu. Tek başına 'Avrupa' kelimesi onlara hiçbir şey ifade etmiyordu. Kimse onlara ne olacağını tam olarak anlatmıyordu. Sanırım sadece bir şeylere söz veriyor ve neye bulaştıklarını bilmiyorlardı. Burada çok zorlu anlar yaşıyorlardı. Çoğu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti. Örneğin Eskimolar çok basit bir soğuk algınlığı nedeniyle öldü çünkü Avrupa'daki virüslerle başa çıkamadılar. Ayrıca yeterli beslenemiyorlardı da çünkü alıştıkları gıdaları bulamıyor, bazıları da sıla hasretinden hasta oluyordu."

Hastalıklara dayanamadılar

Bir İnuit ilesi 1880 yılında Hamburg ve Berlin'deki gösteriler sonrası suçiçeğinden ölmüştü. Bir grup Siyu yerlisi de verem, kızamık ve zatürre gibi hastalıklardan hayatını kaybetmişti.

Almanya'da 1930'lu yıllara kadar 400 adet yabancı halk ve ırk teşhiri yapıldı. En büyük gösteri 1874 yılında Avrupa'nın en önemli hayvan tacirlerinden biri olarak kabul edilen Hamburglu Carl Hagenbeck tarafından düzenlendi. Tarihçi Dreesbach, Hamburglu tüccarı şöyle anlatıyor: “Uzun süre hayvan tacirliği yaptı ve çok da başarılıydı. Hayvanat bahçesi henüz açılmamıştı ancak Hamburg'da büyük bir hayvan ticarethanesi vardı ve insanlar oraya hayvanlara bakmaya geliyordu. Bir süre sonra aklına sadece hayvanların değil insanların da orada sergilenebileceği fikri geldi. Tamamen yabancı bir dünyadan gelen insanların da getirilmesi gerektiğini düşündü. İnsanlar heyecanlandı çünkü bir düşünün o dönem televizyon yoktu, kitaplar ve hatta renkli resimlerin olduğu kitaplar da yoktu. İnsanların uzaklardaki insanlar hakkında hiçbir fikri yoktu.”

Theodor Wonja Michael, 1920'li yıllarında sonunda teşhir organizatörlerinin eline düşmüş. Diğer üç kardeşi de aynı kaderi paylaşmış. Günümüzde hayranları starları nasıl yakından görmek istiyorsa o dönem de izleyiciler uzak ülkelerden gelenleri, Eskimo ya da Samoalıları öyle görmek istiyordu. Örneğin 1881 yılındaki bir gösteri sonrası izleyiciler çitleri zorlayıp, bankları ve sandalyeleri parçalayıp engelleri aşarak merak ettikleri bu yabancılara ulaşmaya çalıştı.

© Deutsche Welle Türkçe

Annika Zeitler / Başak Sezen

Editör: Ercan Coşkun

Reklam