Havadaki tehlike | YAŞAM | DW | 05.03.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Havadaki tehlike

Kabin içi hava kirliliği aslında oldukça sık karşılaşılan bir durum. Peki, söz konusu koku neden oluşuyor, sağlığa zararlı mı?

Uçağa bindiniz. Kalkışa sadece dakikalar var ancak kabinin içi ağır bir kokuyla kaplandığı için nefes almakta güçlük çekiyorsunuz. Hayır, bu ne milyonda bir rastlanan istisnai bir durum, ne de bunun nedeni kokuya karşı çok hassas olmanız.

2013 yazında Alman Germanwings Havayolları’na ait bir uçağın pilot kabinindeki hava kalitesi o kadar bozuldu ki, nefes almakta zorlanan pilotlar uçağı son anda Köln/Bonn Havalimanı'na indirebildi.

Zaman zaman uçuş sırasında yolcu kabini veya kokpitteki hava kalitesinin nefes almayı neredeyse imkansız hale getirecek kadar kötüleşebildiği yıllardır biliniyor. Ancak bu problem havayolu firmalarının imajını zedeleyeceği endişesiyle pek sık dile getirilmiyor.

'Tekrar dolaşım sistemi'

Yaklaşık elli yıldan bu yana yolcu uçaklarında kabin ve kokpite “tekrar dolaşım sistemi” adı verilen bir sistemle temiz hava sağlanıyor. Sistemin kullanım amacı motordan alınan besleme havasını azaltarak yakıt tasarrufu sağlamak. Tekrar dolaşım sistemi kabinden aldığı havayı iklimlendirme paketlerinden gelen taze havayla belirli oranda karıştırarak dağıtım sistemine geri veriyor. Kabinden gelen hava, taze havayla karıştırılmadan önce HEPA filtrelerden geçirilerek temizleniyor.

EuGH Urteil über Zwangs-Ruhestand von Piloten

Pilotlar da kötü havalandırma koşullarından şikâyetçi

Bu aslında etkinliği ispatlanmış ve hesaplı bir sistem. Elbette uçakların düzenli olarak bakım ve kontrollerinin yapıldığı, uçak motor ve sistemlerinde herhangi bir yağ sızıntısı veya kaçak olmadığı takdirde. Aksi halde türbinden sızıp buharlaşan motor yağının az miktarda da olsa havalandırma sistemine karışması, kokpit ve kabinde hissedilir hale gelmesi mümkün.

Peki bu durum ne kadar ciddi?

Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı(EASA) eldeki güncel verilere bakıldığında konuyla ilgili hukuki bir yaptırım gerekmediğini vurguluyor. Bağımsız Kabin Görevlileri Organizasyonu’nun (UFO) bu konudaki görüşü ise çok farklı. Organizasyon her ay kendilerine kalkış ve iniş sırasında kokudan şikâyetçi olan meslektaşlarından yaklaşık 20 başvuru yapıldığını kaydediyor.

Organizasyonun temsilcilerinden Andreas Sitek "Çok şiddetli baş ağrısı, solunum yollarında tahriş… Bazı meslektaşlarımız mide bulantısından şikâyet ediyor. Bu gibi vakaların ardından uyku sorunlarından ve kas titremelerinden şikâyetçi olan meslektaşlarımız da var" açıklamasını yapıyor.

Sitek, Alman havayolu firmalarından kirli kabin havası nedeniyle kendilerine yaklaşık 30 uzun vadeli sağlık problemi bildirildiğini kaydediyor.

300'den fazla madde

UFO'nun verdiği bilgilere göre buharlaşan motor yağında sağlığa zararlı olabilecek 300'den fazla madde var. Bunların bir bölümünün sağlığa zararlı olduğu testlerle kanıtlanmış, geri kalan bölümüyle ilgiliyse henüz yeterli araştırma yapılmamış.

Eva Lichtenberger

Eva Lichtenberger

Sitek sorunun ciddiyetinin tespit edilmesi amacıyla objektif bir şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtiyor: "İlk olarak sorunu derinlemesine analiz edebilmek için kabindeki havanın bağımsız bir şekilde analiz edilmesini talep ediyoruz. Bu denetimin kapsamında elbette uçak içindeki hava kalitesini sürekli olarak denetleyecek sensorların takılması da var."

Kabin memurları ve pilotların asıl arzusu ise uçakların tekrar dolaşım sisteminin kullanılmadığı havalandırma sistemleriyle donatılması. Hâlihazırda bu tip bir teknoloji sadece Boeing'in Dreamliner serisinde kullanılıyor. Bu tip pahalı bir teknolojinin eski teknolojiyi tahtından edip etmeyeceğini ise zaman gösterecek.

Avrupa Birliği kabindeki havanın sağlığa olası olumsuz etkileriyle ilgili bir çalışma başlattı. Avusturya Yeşiller Partisi'nin Avrupa Parlamentosu Milletvekili Eva Lichtenberger, Avrupa Birliği Ulaştırma Komisyonu'nda görüşülmekte olan rapora dikkat çekiyor. Buna göre hava ulaşımında gelecekte sadece kazaların değil, kabin içi hava kirliliği gibi olayların da bildirilmesinin zorunlu hale getirilmesi hedefleniyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Martin Koch / Banu Wöltje

Editör: Ahmet Günaltay

Reklam