1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Foto: Arşiv
Foto: ArşivFotoğraf: Türkischer Ärztebund/TTB

Grevlerin gölgesinde 14 Mart Tıp Bayramı

14 Mart 2022

Türkiye’de 14 Mart yaklaşık yüz yıldır Tıp Bayramı olarak kutlanıyor ancak bu yıl bayram, sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlarla öne çıkıyor. DW Türkçe greve giden sağlık örgütlerine taleplerini sordu.

https://www.dw.com/tr/grevlerin-g%C3%B6lgesinde-14-mart-t%C4%B1p-bayram%C4%B1/a-61114326

14 Mart 1827’de II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet’in önerisiyle Türkiye’de ilk cerrahhane, Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kuruldu. Bu, modern tıp eğitiminin başladığı tarih olarak kabul edildi. 1919’un aynı gününde ise Tıbbiye öğrencileri İstanbul’un işgaline karşı mücadele başlattı. 14 Mart böylece Tıp Bayramı oldu.

Tıp Bayramı iki yıldır pandeminin gölgesinde geçti. Bu yıl ise normalleşme süreci ve maskelerin büyük ölçüde atılması ile salgın geri planda kaldı. Ancak Türkiye’de başta hekimler olmak üzere sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlar gündemde. Pek çok sağlık meslek örgütü bu sıkıntıları dile getirebilmek için 14 Mart’ta greve gidiyor. DW Türkçe, Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) ile sağlık çalışanlarının problemlerini konuştu.

"Şiddet en temel sorun"

Hekimlerin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu TTB’nin Başkanı Prof. Şebnem Korur Fincancı, “Doktorların sıkıntıları neler?” sorusuna ilk olarak“Sağlıkta şiddet”  yanıtını veriyor. Hastanelerde randevu aralığının 5 dakikaya kadar düşürülmesinin ve bu nedenle hastaların kaliteli sağlık hizmeti alamamasının şiddeti artırdığını dile getiriyor. Tıp alanında yapılan araştırmalarda, bu sürenin yirmi dakikaya çekilmesi makul görülüyor.

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı
TTB Başkanı Şebnem Korur FincancıFotoğraf: picture-alliance/dpa/M. Becker

245 bin üyesiyle sağlık ve sosyal hizmetler alanında yetkili sendika olan Sağlık-Sen’in Genel Başkanı Semih Durmuş şiddetin önüne cezaların artırılmasıyla geçilebileceğini belirtiyor. 75 ilde örgütlü olan AHEF’in Genel Sekreteri Dr. Orhan Aydoğdu ise şiddetin çok basit bir düzenlemeyle engellenebileceğini kaydediyor: “Sağlık alanında uygulanan fiziksel şiddette ceza iki yılı geçecek şekilde düzenlenirse, bu, tutuklu yargılama gerektirir, caydırıcı olur”

Sağlıkta şiddet hükümetin de gündeminde yer alıyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ geçtiğimiz hafta sağlıkta şiddeti tutuklamayı gerektiren katalog suçlara dahil edeceklerini açıklamıştı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da şiddetin malpraktisle birlikte en önemli sorun olduğunu dile getirmişti.

Sağlıkta şiddet Türkiye'nin gündeminde

"Malpraktis yüklü tazminatlar getiriyor"

Malpraktis, tıbbi yanlış uygulama anlamına geliyor. Sağlık çalışanları yaptıkları operasyonlar neticesinde istenmeyen sonuçlar ortaya çıktığında ciddi tazminat yüküyle karşı karşıya kalabiliyor. Sağlık-Sen Genel Başkanı Durmuş, “Sağlık hizmeti risk demek. Bir ameliyat yapacaksanız o ameliyatın riskleri de oluyor. Ancak malpraktis nedeniyle hekimler riskli ameliyatları yapmaktan imtina ediyor” diyor. Malpraktisin sağlık çalışanlarının başında bir ‘giyotin’ gibi durduğunu söylüyor.

Prof. Şebnem Korur Fincancı da malpraktis nedeniyle bir hekim arkadaşının 2 milyon TL’lik tazminat yüküyle karşı karşıya kaldığını, bu meblağı maaşıyla ödemesinin mümkün olmadığını anlatıyor; çözümü tazminat yükünü devletin ödemesinde buluyor. Yapılacak düzenlemeyle tıpkı yargı alanında olduğu gibi yanlış kararların tazminat yükünün devletçe karşılanması bekleniyor. Adalet Bakanı Bozdağ da geçtiğimiz hafta bu doğrultuda konuşarak, “Hekimlerimiz de hakimlerimiz gibi korunmalı” dedi.

"Ücretler düşük"

Ücretlerdeki yetersizlik de sağlık çalışanlarının sıkça dile getirdiği sorunlardan. TTB Başkanı Prof. Fincancı, bir yandan çalışıp bir yandan uzmanlık eğitimi alan hekimlerin aylık yaklaşık 9 bin lira kazandığını söylüyor. Fincancı, “Mesela İstanbul’da kiralar 6-7 bin civarında. Eskiden öğrencilik döneminde ev paylaşılırdı. Şimdi maaşlı bir hekim bile özellikle büyük şehirlerde tek başına ev tutamıyor, yanına arkadaş arıyor” sözlerini kullanıyor.

Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş da sağlık çalışanlarının maddi koşullarının son yıllarda çok geriye gittiğini belirtiyor. ‘Çalıştığın kadar kazanırsın’ şeklinde özetlenebilecek ‘performans sistemi’yle ilgili de eleştirilerde bulunan Durmuş, “Bu sistem sağlık çalışanlarının çalışma barışını bozdu. Her şeyi aynı olan iki uzman hekim farklı hastanelerde çalıştıkları için birbirinden çok farklı ücretler alabiliyor. Zamanında sağlıkta dönüşümün sihirli değneği olarak değerlendirdiğimiz performans sistemi, bugün sağlıkta dönüşümün dibine konulmuş bir dinamit görevi görüyor” diyor.

Aile hekimlerinin ise ücretin yanında farklı bir maddi sorunu daha var: Aile sağlığı merkezleri (ASM) masrafları. AHEF Genel Sekreteri Dr. Aydoğdu, “Çalıştığımız yerler tamamen özerk yerler. Buranın kirasını, elektriğini, doğalgazını biz ödüyoruz. Bunlar son bir yılda iki-üç katına çıkmışken bize bunları ödememiz için verilen ödenek yalnızca yüzde 41 arttı. Aile hekimleri bu masraflarla ASM’yi yürütemez, kapatır gider” cümlelerini kaydediyor.

AHEF Genel Sekreteri Orhan Aydoğdu
AHEF Genel Sekreteri Orhan AydoğduFotoğraf: privat

Doktorların maddi koşullarını iyileştirecek bir düzenleme geçtiğimiz Aralık ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilmiş ancak daha sonra diğer sağlık çalışanlarının tepkisi üzerine geri çekilmişti. Bu konuda yeni bir adım atılması bekleniyor.

Diğer sorunlar: Yönetmelik, istihdam…

Bu üç sorunun yanında öne çıkan başka problemler de var. AHEF Genel Sekreteri Dr. Aydoğdu, 2021’de yayımlanan Aile Hekimleri Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’nin aile hekimleri için bir ‘sopa’ niteliğinde olduğunu aktarıyor ve şu örneği veriyor: “Ben sizinle şu anda bir röportaj yapıyorum. Bunun cezası 50 puan. Sizinle bir kere daha konuşmuştuk. Birinci 50 puan, ikincide birincinin iki katı ceza veriyorlar, yani toplam 150 puan. 200 puanı doldurduğumda sözleşmem feshediliyor. Hatta 150 puanın üzerinde ise il sağlık müdürünün bu sözleşmeyi feshetme yetkisi var. İnsanların iş güvencesi böyle pamuk ipliğine bağlı olamaz”

Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş ise sağlık alanında istihdamın artırılması gerektiğini söylüyor. Son iki yılda 62 bin sağlık çalışanı istihdam edildiğini ancak buna rağmen toplam çalışan sayısının 5 bin azaldığını belirten Durmuş, “İnsanlar yoğun iş yükü nedeniyle emekli oluyor ya da başka bir kuruma geçiyor” diyor. TTB Başkanı Prof. Şebnem Korur Fincancı da uzun çalışma sürelerine ve nöbetlere vurgu yapıyor.

Sağlık-Sen Başkanı Semih Durmuş
Sağlık-Sen Başkanı Semih DurmuşFotoğraf: privat

“2021’de rekor düzeyde göç yaşandı”

Prof. Fincancı tüm bunların sonucunda son bir yılda 1405 hekimin yurt dışına göçmek üzere TTB’den iyi hal belgesi talep ettiğini aktarıyor. Bu sayının 2012 yılında 59 olduğunu söyleyen Fincancı, “Bu çok dramatik bir artış” diyor. Durmuş ise “Türkiye’de zaten her sektörde bir beyin göçü var. Bu sadece hekimlerle alakalı değil” ifadesini kullanıyor. Hem Fincancı hem Durmuş Türkiye’de bir doktorun, diğer Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkelerine göre 2,2 kat fazla iş yaptığı bilgisini paylaşıyor. Durmuş bu sayının hemşireler için 4,4 olduğunu söylüyor.

Doktorların göçü: "Dil kursundaki 700 kişinin 125'i doktor"

Üç gün grev yapılacak

Yaşanan bu sorunlar nedeniyle pek çok sağlık meslek örgütü 14 Mart haftasında greve gidiyor. Türk Tabipleri Birliği, 14 ve 15 Mart’ta acil sağlık hizmetleri haricinde iş bırakıyor. TTB’nin eylemine Türk Diş Hekimleri Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Dev Sağlık-İş, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Birlik ve Dayanışma Sendikası ile Genel Sağlık-İş katılıyor.

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu ise 14-15-16 Mart tarihlerindeiş bırakıyor. Dr. Orhan Aydoğdu bu iş bırakma eylemine on yedi sivil toplum kuruluşunun destek verdiğini belirtiyor. Son dönemde adları sıkça duyulan Hekimsen, Hekim Birliği Sendikası ve Tabip-Sen de bu üç günlük eylemde yer alıyor.

Sağlık-Sen Genel Başkanı Durmuş ise grevlerin ertesinde oluşabilecek hukuki problemlere karşı üç gün grev kararı aldıklarını ancak fiilen bunu gerçekleştirmeyeceklerini, çalışacaklarını belirtiyor. Sağlık Bakanlığı artan grevler üzerine 28 Şubat’ta “grev yapmanın disiplin soruşturması gerektireceğine” yönelik bir genelge yayımlamıştı. Sağlık alanında en fazla üyeye sahip ikinci sendika Türk Sağlık-Sen de 14 Mart’ta grev yapıyor.

Bugün düzenleme bekleniyor

Hükümet kanadında ise son bir hafta hareketli geçti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 8 Mart’ta hekimler için yaptığı “Gidiyorlarsa gitsinler” çıkışı pek çok doktorun tepkisini çekti. Sağlık Bakanı Koca ise bunun üzerine “Cumhurbaşkanımız hassasiyetlerini ifade ettiler” dedi. Ancak Koca bunun ertesinde doktorluk ile ilgili, “Altın yere düşürüldüğünde değeri düşmez” ifadesi ve 14 Mart için sağlık çalışanlarına yazdığı ‘özel mektup’ta yaşanan bazı sorunları kabul etti.

Koca yine geçtiğimiz hafta, “(Cumhurbaşkanının) 14 Mart günü Tıp Bayramı’nı nasıl kutladığını hep beraber izleyelim” dedi. Erdoğan’ın bugün saat 14.00’te Külliye’de gerçekleşecek Tıp Bayramı etkinliğinde yapılacak düzenlemeleri açıklaması bekleniyor.

Batu Bozkürk

©️ Deutsche Welle Türkçe