1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/dpaweb
Hukuk ve AdaletTürkiye

Gebze'deki cinsel saldırı davası: 13 yıl sonra yeniden

15 Kasım 2022

Gebze'de 2011 yılında açılan tecavüz davasında verilen karar bir kez daha bozuldu. Hukukçular, cinsel saldırı suçlarında soruşturmaların mağdur aleyhine yürütüldüğü uyarısını yapıyor.

https://p.dw.com/p/4JVeL

Gebze'de S.D. adlı bir kadının tecavüze uğradıktan sonra başlattığı hukuk mücadelesi 13 yıldır devam ediyor. Dava, kararın bir kez daha bozulmasından sonra bugün yeniden görülecek.

Feminist hukukçular, cinsel saldırı davalarında cezasızlığın delil yoksunluğundan değil, delillerin yorumlanma biçiminden kaynaklandığını söylüyor. Gebze'deki dava bu nedenle kadın hakları savunucuların tepkisine neden olan hukuki süreçlerden biri.

Gebze'deki davanın geçmişi

S.D., 2009 yılında Gebze'de A.A.'nın tecavüzüne maruz kaldı. 23 yaşındaki genç kadın, arkadaş ortamında tanıştığı tanınmış iş insanı tarafından tehdit edilerek cinsel saldırıya uğramıştı. Olayı anlattığı iş arkadaşının cesaretlendirmesiyle karakola giderek şikayetçi oldu. Adli Tıp raporları ile cinsel saldırı tespit edildi ve S.D.'nin travma sonrası stres bozukluğu yaşadığı ortaya kondu.

Olaydan iki yıl sonra yani 2011 yılında dava açıldı. Sanık A.A., suçlamaları reddederek S.D.'nin "rızası olduğunu" iddia etti. Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 2013 yılında sanığa "nitelikli cinsel saldırı" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından 13 yıl hapis cezası verdi. Ancak Yargıtay üç sene sonra yerel mahkeme kararını, "Sabah tarafların kahvaltı etmiş olmaları hayatın olağan akışına aykırıdır, yetersiz şüpheyle mahkûmiyet karar verilmiştir" diyerek bozdu. Yargıtay'ın bozma kararından sonra dosyaya yeni delil olarak üç tanık ifadesi, iki rapor, HTS kayıtları ve sanığın başka bir tecavüz girişiminden aldığı mahkeme kararı girdi.

 S.D.'nin avukatı Perihan Meşeli
S.D.'nin avukatı Perihan MeşeliFotoğraf: privat

"Sanık bir gün bile tutuklanmadı"

DW Türkçe'ye konuşan S.D.'nin avukatı Perihan Meşeli, "Sanık 2010'da başka bir kadına tecavüze teşebbüs etmiş, yargılanmış ve cezası kesinleşmiş. Yargıtay bozma ilamından sonra ilk duruşmaya açık cezaevinden gelince biz avukat olarak araştırdık. Mahkeme bunu kendiliğinden yapmadı" diyor. Tecavüze teşebbüsten 3 yıl 4 ay hapse çarptırılan A.A. bir süre sonra tahliye edildi. Yargıtay'ın bozma kararından sonra Gebze'de yeniden görülen davada ise sanık A.A., 2018 yılında 13 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya bir kez daha Yargıtay'a gitti. Yargıtay Başsavcılığı, yeni delillere rağmen aynı gerekçelerle karara itiraz etti. Ancak Yargıtay 14. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin hapis cezası kararını onadı.

A.A. hakkında cezası kesinleştikten sonra yakalama kararı çıkarıldı. Avukat Meşeli, "Maalesef ülkemizde tecavüz davalarında kamera ya da ses kaydı gibi çok açık ve net bir delil görülmediği sürece ceza kesinleşinceye kadar tutuklama söz konusu olmuyor. Bu da tecavüzcülerin kaçmasına sebebiyet veriyor. Nitekim bu kişi bir gün bile tutuklanmadı" diyor.

Ancak S.D.'nin hukuk mücadelesi, sanığa verilen cezanın kesinleşmesiyle sona ermedi. Sanık ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, avukat Meşeli'nin verdiği bilgiye göre, olağanüstü kanun yoluna başvurdu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı esastan incelemeksizin usulen bozdu. Kurul kararından sonra yapılacak duruşma, bugün Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek. Avukat Perihan Meşeli, mahkemenin önceki kararında direnmesini talep edeceklerini dile getirerek "Bu dosyada verilecek cezasızlık Türkiye'de yaşayan her kadın için büyük bir tehlike anlamına geliyor. Kadınlarda, 'Niye şikayetçi olayım ki? Zaten ceza çıkmıyor' anlayışı var. Cezasızlıkla sonuçlanırsa bu anlayış pekişecek" diyor.

"Savcılar kadının yalan söylediğini ispat çabasına girişiyor"

Türkiye'de görülen cinsel saldırı davaları kadın hakları savunucuları tarafından sık sık eleştiri konusu oluyor. Avukat Candan Dumrul, tecavüz davalarından mevcut delillerin değerlendirilme perspektifiyle ilgili bir sorun olduğunu söylüyor. "Kadın ve Kız Çocuklarına Karşı İşlenen Cinsel Şiddet Suçlarında Cezasızlık Sorunu" raporunun yazarlarından Dumrul, cinsel saldırı dosyalarında suçun işlenmiş olma ön kabulünün olmadığını belirterek "Kolluk aşamasından başlayarak kadının yalan söylediği varsayımı ile hareket ediliyor. Mağdurun beyanı değersiz ve hatta yalan kabul ediliyor. Savcılar, kadının yalan söylediğini ispat çabasına girişiyor" diyor.

Avukat Candan Dumrul
Avukat Candan DumrulFotoğraf: privat

Dumrul, başvuru ne zaman yapılırsa yapılsın savcılıkların yapılan başvuruları "geç başvuru" olarak nitelendirdiğini de savunuyor. "Bu perspektif de aslında travmanın varlığını görmeyen ve etkisini küçümseyen bir perspektif" diyen Dumrul, sözlerini "Suçun koşullarının tamamı faillin kontrolünde gerçekleşiyor" şeklinde sürdürüyor. Feminist avukata göre, tecavüz davalarında fail ve mağdur arasındaki eşitsizlik de dikkate alınmıyor:

"Biri 'Gaspa uğradım' dediğinde 'Sana öyle gelmiştir' diye sorulmaz ama cinsel saldırı olduğunda soruyor. Savcılık cinsel saldırı dosyalarında mağdurun karşısında yer alıyor. Deliller mağdur aleyhine, eril bir akılla yorumlanıyor."

Candan Dumrul'a göre cinsel saldırı dosyalarında karşılaşılan cezasızlık pratikleri, delil yoksunluğundan değil, delillerin yorumlanma biçiminden kaynaklanıyor.

Burcu Karakaş, DW-Mitarbeiterin in Istanbul
Burcu Karakaş Çalışmaları insan hakları alanında yoğunlaşan İstanbul merkezli gazeteci.
Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik
Sonraki bölüme git İlgili İçerikler

İlgili İçerikler