Güneydoğu′da şiddet sarmalı | TÜRKİYE | DW | 19.10.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Güneydoğu'da şiddet sarmalı

Türkiye seçime hazırlanırken ülkenin Güneydoğu illerinde gerginlik devam ediyor. Halk bölgenin kaosa sürüklenmesinden endişeli.

Molotof kokteylleri, ateşe verilen barikatlar ve silah sesleri bugünlerde Diyarbakır’da günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. Şehrin polis kordonu ile kapatılan sokaklarında süren çatışmalarda şiddetin seviyesi giderek yükseliyor. Sur ilçesinin eski Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, hastanedeki yatağından "Barış sürecinin bittiğini ve demokratik havanın kaybolduğunu" aktarıyor. Demirbaş reddettiği "yasadışı KCK örgütüne destek" ve diğer suçlamalar nedeniyle yazın tutuklanmıştı. Demirbaş salıverilmesinin ardından bacaklarındaki kan pıhtılaşması nedeniyle yoğun bakıma alınmıştı. Demirbaş yasadışı Kürt örgütlerini desteklediği gerekçesiyle tutuklanan ve hapse atılan seçilmiş liderlerden biri. Devletin tutumunun bölge halkında radikalleşme etkisi yarattığını aktaran Demirbaş "devletin yaptığı tek şey köprüleri yakmak" şeklinde konuşuyor.

Şehrin tarihi ilçelerinde tansiyon yükseliyor

Sokak çatışmalarının evlere ve iş yerlerine zarar verdiği ve elektriklerin kesilmesine neden olduğu Bağlar ilçesinde zaman zaman sokağa çıkma yasağı uygulanmakta. Bu atmosfer içerisinde sokakların kontrolü sürekli el değiştiriyor. Siyasiler ise kovuşturma tehlikesi nedeniyle militanlığı açıkça onaylamamaya dikkat ediyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) devletin güç kullanımını eleştirse de, yasadışı faaliyetleri desteklememeye özen göstermekte. Amcası yasaklı PKK örgütünün kurucularından olan HDP milletvekili Ziya Pir, "Taktiklerini desteklemesek de öfkelerini anlayabiliyoruz" şeklinde konuşuyor: "Polis insanları mahallelerinde tutukluyor ve insanların buna karşı çıkmak istemeleri normal."

Bu ortamda sivil kayıplar da kaçınılmaz oluyor. 11 Ekim günü on iki yaşındaki Helin Şen sokağa çıkma yasağı sırasında – iddialara göre polis güçleri tarafından – vurularak öldürüldü. Valilik Helin’in ölümünü doğruladı ancak kimin sorumlu olduğunu açıklamadı. Arkadaşları ve komşuları küçük kızın polis eliyle öldürüldüğü konusunda emin olduklarını söylüyorlar ve Helin’in vurulduğu yeri gösteriyorlar. Yaşından küçük gösteren ancak bir yetişkin edasıyla konuşan 14 yaşındaki Veyser, "Evi buradaydı, ekmek almaya gidiyordu. Açılan ateşte vuruldu ancak kimse onu oradan alamadı" şeklinde konuşuyor. Etraftaki duvarlar ise PKK’nın tutuklu lideri Abdullah Öcalan’a bağlılığı ile bilinen milis grup Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi’nin (YDG-H) yazıları ile dolu. YDG-H ile ilgili görüşleri sorulunca Veyser "bir fikrim yok" diye mırıldanarak cevap veriyor ve ekliyor: "Ama onları polise tercih ederim, çünkü bizi öldürmüyorlar."

Karşı tarafta ise 16. yüzyıldan kalma bir caminin duvarına – muhtemelen güvenlik güçleri tarafından – "devlet burada" ve "Türk'ün gücünü göreceksiniz" gibi yazılar yazılmış. Çapraz ateşte kalan tarafsız insanlar da oluyor. 34 yaşındaki Leyla, oğlunun PKK yandaşı bir yazının üstünü boyamasını izlerken "Artık yeter, mahallemizde şiddet istemiyoruz. Normal bir hayat yaşamak istiyoruz" diyor.



Cizre gergin

Diyarbakır’da sokak çatışmaları git gide sıklaşıyor. Geçtiğimiz günlerde dokuz günlük sokağa çıkma yasağı ile uluslararası basında gündeme gelen Cizre ise Suriye sınırında yer alıyor. İlçede sokağa çıkma yasağı boyunca güvenlik güçleri ile YDG-H çatışmış ve halk evinden çıkamaz olmuştu. Hükümet yetkilileri otuzdan fazla milisin öldürüldüğünü açıklarken, bölge halkı bunların en az 23'ünün sivil olduğunu savunuyor. Çatışmalar bölgedeki özerklik ilanlarının ve YDG-H’nin barikatlar oluşturmasının ardından başladı. Yetkililer barikatların tahrik amaçlı olduğu ve güvenlik güçlerinin görevlerini yapmalarını engellediği görüşünde. Ancak yasadışı örgütlere yardım ettiği gerekçesiyle görevden alınan Cizre Belediye Başkanı Leyla İmret, devletle ortak paydada buluşma girişimlerinin sonuç getirmediğini belirtiyor: "Vali ile müzakere edip barikatları kaldırdık ancak polis gelip üç sivili öldürdü. Valiye gidip bunu niye yaptıklarını sordum. Devlete olan güven duygumu o zaman kaybettim."

Şiddet günlük hayatı zorlaştırıyor

Çatışmalar günlük hayatın akışını imkansız hale getiriyor. Beden eğitimi öğretmeni olmak isteyen on sekiz yaşındaki Naziye Menekşe, birçok arkadaşının dağlara çıkıp PKK’ya katıldığını aktarıyor. O ise çatışmakla ilgilenmiyor. Kardeşi Yahya 12 yaşındayken 2008 yılındaki bir gösteride zırhlı bir aracın kendisini ezmesi sonucu hayatını kaybetmiş. Menekşe, "Hayat burada gençler için çok zor. Birçok kişi her şey bizim için bir sorun olduğundan okula gitmiyor" diyor. Bazıları YDG-H’nin gençler arasındaki aşırılaşmanın göstergesi olduğunu düşünürken diğerleri örgütün PKK’nın bir kolu olduğu kanısında. YDG-H’nin PKK'nın onayı olmadan hareket edebileceğinin zor olacağı belirtiliyor.

Hukukçu Osman Baydemir gibi HDP kadrosundaki tecrübeli isimler gençlerin git gide daha da aşırılaştığı ve hükümet barış sürecini başlatana kadar durumun kötüye gideceği görüşünde. Baydemir, "Yeni nesil öfkeleniyor, bu yüzden de inisiyatifi kendi ellerine almak istiyor. Bu grupların üstünde kimsenin herhangi bir kontrolü yok ve bu savaşı bitirmezsek son fırsatımızı kaçıracağız" diye konuşuyor.


© Deutsche Welle Türkçe


Jacob Resneck

Önerdiğimiz linkler

Reklam