Evcil hayvanlarda şişmanlık alarmı | YAŞAM | DW | 07.01.2018
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Evcil hayvanlarda şişmanlık alarmı

Çoğu evcil hayvan sahibi, tıka basa doyurduğu can yoldaşına iyilik yerine kötülük yaptığını anlamıyor. Obez kedi ve köpeklerin sayısı giderek artıyor.

İnsanlar gibi evcil hayvanlar arasında da fazla kiloluların sayısı artıyor. Almanya'daki "şişman" evcil hayvanların oranı yüzde 40 ila yüzde 60'ı buluyor. Aynı insanlarda olduğu gibi fazla kilo sadece kozmetik bir sorun değil ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Veterinerliğin yanı sıra kedi, köpek ve atların beslenme uzmanlığını da yapan Kathrin İrgang "hayvana mama verip beslemenin ‘insani bir ihtiyaç' olduğunu ve bunu hayvan sevgisinin bir ifadesi sayan sahiplerinin daha az mama vermeyi içlerine sindiremediklerini" söylüyor. Öncelikle yaşlı ve iğdiş edilmiş evcil hayvanlar metabolizmalarının yavaşlaması ya da eklem rahatsızlıkları nedeniyle daha az hareket edebildiklerinden kısa zamanda mayalı hamur gibi şişiyorlar.

Hayvanı beslemeyi sevgi gösterisi olarak görmek kadar ölçüsüzlük ve bilgisizliğin de beslenmede önemli rol oynadığını belirten veteriner İrgang "bazı evlerde yem kabının hiç boş bırakılmadığını ve bu nedenle hayvanın günde ne kadar yediğinin ölçülemediğini" söylüyor.

İyi niyet kötülüğe yol açabiliyor

İnsan gibi hayvandaki kilo fazlası da refah toplumunun giderek yaygınlaşan hastalığı olarak görülüyor. Veteriner İrgang sonuçlarının da insan ve hayvanda aynı olduğunu, aşırı kiloların yaşlı kedi ve köpeklerde ortaya çıkan eklem bozukluklarına tuz biber ektiğini ve çoğunun şeker hastalığına da yakalandığını anlatıyor. Veteriner, şişmanlıktan bedeninin her yerini temizleyemeyen kedilerde cilt iltihaplanması ortaya çıktığını ve bu hayvanlarda kalp yetmezliği teşhis edildiğini belirtiyor. Aşırı kilo alan hayvanların başında kedi, köpek ve atlar geliyor.

Aşırı beslenme yüzünden yağlanan evcil hayvanların sahiplerini aydınlatmakta güçlük çektiklerini belirten Kathrin İrgang "canları gibi sevdikleri hayvanların fıçıya dönmesinin son derece sakıncalı olduğuna sahiplerini ikna etmekte zorlandıklarını ve kendisinin Body Control Score'u (BCS) tez olarak kullandığını" söylüyor.

BCS yardımıyla veterinerler kadar sahipleri de hayvanlarının bedenindeki yağlanmayı tespit edip hayvanın aşırı şişman olup olmadığını anlayabiliyorlar. Hayvanın kaburgaları fazla yoklamadan ele gelebilmeli. Yandan bakıldığında hayvanın göğüs kafesi ile alt karın arasındaki bölümünün arkaya doğru incelmesi ve sarkmaması gerekiyor. Yukardan bakıldığında da kedi ya da köpeğin fıçıya benzemeyip, bel kısmının görülebilir olması kilo fazlası olmadığını gösteriyor.

Hayvanını seven diyetine katlanır

İrgang hayvan sahiplerine önce ev ödevleri veriyor. Onlardan gün boyunca ne kadar yem verdiklerini soru formuna yazmalarını istiyor. Irgang, hayvan sahiplerinin kalori değeri yüksek olmasına rağmen atıştırmalıkları yemden saymadığına ve soru formuna eklemediklerine dikkat çekiyor.

Formdaki cevaplara göre hayvan için beslenme ve spor programı hazırlanıyor. Ama bu planın uygulanmasında da sahiplere büyük sorumluluk düşüyor. İki hafta uyguladıktan sonra veterinerin verdiği reçetenin bir kenara bırakılması en iddialı zayıflatma programının bile başarısızlığa uğramasına yol açabiliyor. Veteriner İrgang "Perhiz programı hayvan sahibinin günlük programıyla uyumlu olmalı. Hayvanın bazı gıdalara alerjik tepki gösterebileceği unutulmamalı. Tıpkı insanda olduğu gibi evcil hayvanın da doğru beslenip bol hareket etmesi kısa zamanda forma girmesine yardımcı olabilir. Kilo verdirme programındaki en önemli husus ise azimli olmak. Aralıksız üç ila altı ay uygulanacak diyet programıyla sonuç alınabilir”, diyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Julia Vergin

 

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam