1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Nükleer santralin sorunlu sökülüşü

27 Ağustos 2015

Federal Çevre Bakanı Hendricks’in eski Doğu Alman nükleer santraline yaptığı ziyaret bir bir gerçeği tekrar vurguladı: Artık hiçbir reaktör işletilmese bile, nükleer enerjinin neden olduğu sorunlar sürüyor.

https://p.dw.com/p/1GN6F
Lubmin Bundesumweltministerin Hendricks auf Sommerreise
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/S. Sauer

Greifswald yakınlarındaki Lubmin’de bulunan eski Doğu Alman nükleer santrali Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin elektrik ihtiyacının yüzde 11’ini karşılıyordu. 1995 yılında kapatılan bu dev santralin beş reaktörü bir kilometre uzunluğunda dev bir binada bulunuyordu. Şimdi tüm tesis yıkılacak, daha doğrusu teknik terimle “sökülecek.”Reaktör güvenliğinden de sorumlu olan Federal Çevre Bakanı Sosyal Demokrat Barbara Hendricks, faturanın neden yüksek olacağının bilincinde, zira yapılacak çok iş var. Eskiden üretim yapılan alandaki en ufak parçanın bile olası bir radyoaktif kirlenmeye karşı incelenmesi gerek. Buradaki uzmanlar özel dekontaminasyon metodu geliştirmiş, beton veya çelik parçalar fosforik asit ile temizleniyor. Federal Çevre Bakanı Hendricks bu metodun ileride Almanya’nın ihracatında önemli bir kalem olabileceğine, eskiden olduğu gibi nükleer santrallerin inşasının değil, profesyonelce bertaraf edilmelerinin gözde olacağına inanıyor.

Çalışanlara göre ciddi sorunlar var

Nükleer santralin gerektiği şekilde sökülmesinden eski Doğu Alman işletmeci kurumun halefi olan devlet kuruluşu sorumlu. Zamanında 15 bin kişinin çalıştığı nükleer santralde, şimdi yüzlerce uzman tesisin sökülmesi ile meşgul. Bu işlemin vergi mükelleflerine 4 milyar eurodan pahalıya patlayacağı tahmin ediliyor.

Lubmin Bundesumweltministerin Hendricks auf Sommerreise
Fotoğraf: picture-alliance/dpa/S. Sauer

Radyoaktif kirlenmeye maruz kalmış her parça sıkıştırılıyor, özel olarak paketleniyor ve işletmenin arsasındaki nükleer ara depoya konuyor. Federal Çevre Bakanlığı nükleer uzmanı Bernhard Massing, bir nükleer santralin toplam kütlesinin sadece yüzde ikisinin radyoaktif kirlenmeye maruz kaldığını, denetimden geçirilmesi gereken bölümün ise yüzde 23 olduğunu, yaklaşık dörtte üçlük bölümün sorunsuz olduğunu belirtiyor. Ancak isimlerini vermek istemeyen bazı çalışanlar, Lubmin’de faaliyette olan beş reaktör basınç kabının henüz ellenmediğini ve burada çıkması beklenen sorunlar nedeniyle belki de ayrı bir özel temizleme binası inşa edilmesi gerekeceğini söylüyorlar. Bu ve benzeri sorunlar nedeniyle yaklaşık dört milyarı bulacağı hesaplanan masrafların daha yüksek olacağı tahmin ediliyor.

Atıklar nereye?

Sökme, bertaraf etme ve nihai depolama... Gelecekte Almanya’da nükleer enerjiden bahsedildiğinde en sık telaffuz edilecek terimler bunlar olacak. 2011’de Fukuşima’da yaşanan felaketin ardından Almanya nükleer enerjiye veda etme kararı almıştı. Hepsi Almanya’nın batı eyaletlerinde bulunan 17 nükleer santralin dokuzu bugüne kadar kapatıldı. 2022 yılına kadar da diğer sekizi devre dışı bırakılacak. Bu da, 17 nükleer santralin Lubmin örneğinde olduğu gibi sökülmesi anlamına geliyor. Ancak Lubmin’dekinin aksine bu sürecin faturasını işletmeci özel sektör üstlenmek zorunda. Bunun için ayrılan 39 milyar euronun yetip yetmeyeceği ise tam olarak bilinmiyor. Tüm nükleer santraller söküldükten sonra toplanan nükleer atıklar da çok önemli bir nokta. Almanya'da atıkların akibeti onyıllardır hararetli tartışmalara konu oluyor. Nihai depolamanın adresi olarak belirlenen Aşağı Saksonya Eyaleti'ndeki Gorleben köyü nükleer enerji karşıtı hareketin sembolü haline gelmiş durumda.

Şimdi ise Gorleben'in dışında başka yerlerin de nihai depo olarak saptanması gündemde. Kesin olan, atıkların mümkün olduğunca derine konacağı, belki bir tuz madenine ya da granit kayalarının içine. 2016 ortasında uzmanların bir ön seçim sunmaları, ardından olasılıkların tartışılması bekleniyor. Federal Çevre Bakanı Barbara Hendricks de “O zaman da ben ‘İşte şuraya ve buraya belki bir nihai depo yapılacak' diyerek ülkenin en sevilmeyen politikacısı olacağım” şeklinde konuşuyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Jens Thurau