Erdoğan′ın siyasi hayatının dönüm noktaları | Türkiye | DW | 21.05.2017

Yeni DW ile tanışın

Yeni DW'nin beta sürümüne herkesten önce göz atın. Görüşünüzü bize bildirerek yeni DW'yi daha da geliştirmemize yardımcı olabilirsiniz.

  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

Türkiye

Erdoğan'ın siyasi hayatının dönüm noktaları

Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan referandumu sonrası yapılan anayasa değişikleri çerçevesinde bugün AKP'ye genel başkan olarak seçildi. Bu, Cumhurbaşkanı'nın siyasi kariyerinde bir başka dönüm noktası niteliğinde.

Türkiye'nin 12'inci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yaşamı 1970'li yıllarda Milli Selamet Partisi'nin Gençlik Kolları üyeliği ile başladı.

Darbe ve siyasi yasaklara sahne olan 1980'lerin başını takiben Erdoğan, Necmettin Erbakan'ın himayesinde, çeşitli partilerin çatısı altında Milli Görüş hareketinde önde gelen isimlerinden birisi haline geldi.

Erdoğan için ilk siyasi dönüm noktası henüz 40 yaşındayken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesi oldu. Bu göreve geldiği 1994 yılı, daha sonra hem onun hem de Türkiye'nin siyasi yaşantısında büyük kırılmalarla anılacak başka dönüm noktalarının başlangıcı oldu.

Hüküm giymesi ve AKP'ye giden yol

Belediye Başkanlığı döneminde Siirt'te okuduğu bir şiir dolayısıyla hüküm giydi ve görevinden düşürülerek siyasetten men edildi. Hüküm giydiği dava sonucunda para ve dört ay hapis cezasına çarptırıldı.

Refah Partisi'nin 1998 yılında "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak" gerekçesiyle kapatılması sonrası kurulan Fazilet Partisi'nde (FP) kuşaklar arası bakış açısı farkları da su yüzüne çıkmaya başladı.

Siyasi yasağı devam eden Erdoğan partinin ilk kongresine katılamadı, ancak Erbakan kanadının aday olarak gösterdiği Recai Kutan'ın karşısına Abdullah Gül'ün çıkarılmasıyla iki kamp arasındaki görüş ayrılıkları gelenekçiler ve yenilikçiler şeklinde bir daha geri dönülmeyecek şekilde kemikleşti.

FP'nin de kapatılmasıyla birlikte Erdoğan ve beraberinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) kurucu ekibini oluşturacak isimler yenilikçi kanat olarak 2002 yılındaki genel seçimlere girdi ve yaklaşık yüzde 35 oyla tek parti olarak iktidara geldi.

Ancak Yüksek Seçim Kurulu'nun "seçimlerde aday olamaz" kararı verdiği Erdoğan, ilk AKP hükümeti kurulduktan sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) desteğiyle yapılan anayasa değişikliği uyarınca milletvekili seçilebildi.

2002 seçimlerinde aday olmasına izin verilmeyen Erdoğan'ın yasağı kalkana kadar Abdullah Gül başbakanlık görevini yürütmüştü.

2002 seçimlerinde aday olmasına izin verilmeyen Erdoğan'ın yasağı kalkana kadar Abdullah Gül başbakanlık görevini yürütmüştü.

Reform çağı

Erdoğan'ın, kurucularından olduğu partinin tekrar başına geçmesiyle birlikte Türkiye, takip eden yaklaşık 10 yıl boyunca göreceli bir siyasi ve ekonomik istikrar dönemine girdi.

Bir önceki koalisyon hükümetinin Avrupa Birliği ile attığı somut adımları devralan Erdoğan yönetimindeki AKP, 1980 anayasasındaki birçok antidemokratik maddeyi AB uyum yasaları çerçevesinde değiştirdi ve yasalardan kaynaklanan siyasi baskıları bir nebze olsun hafifletti.

O dönemde hem Türkiye'de hem de ülkenin yakın coğrafyasında kemikleşmiş bazı sorunların çözümünde adımlar atıldı. AB ile ilerleyen ilişkilere ek olarak, Kıbrıs meselesinde yapıcı çözüm arayışları, Ortadoğu'daki ülkelerle ticaret hacminin arttırılması gibi girişimler, AKP'nin ilk döneminde başlıca dış politika hamleleri oldu.

Ordu ile ilişkiler

Erdoğan, siyasi kariyeri boyunca dönem dönem asker ile karşı karşıya geldi ve tüm karşılaşmalardan galibiyetle ayrıldı.

İlki Temmuz 2007'de AKP'yi ikinci kez iktidara taşıyan genel seçimler öncesi Nisan ayında Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yaptığı bir açıklama oldu. "E-muhtıra" olarak da bilinen ve hükümete karşı kaleme alınan bildiri karşısında geri adım atmama kararı alan Erdoğan ve kurmayları, ertesi gün "Başbakanlığa bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı'nın herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması demokratik hukuk devletinde düşünülemez" şeklinde bir açıklama yaptı.

Ardından "Ergenekon" ve "Balyoz" davalarıyla ilgili süreç başladı ve askerin siyasetteki rolü cumhuriyet tarihinde belki de hiç olmadığı kadar törpülendi.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, soldan üçüncü, ve birçok kuvvet komutanı Balyoz davasını protesto ederek 29 Temmuz 2011'de görevlerinden ayrılmıştı.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, soldan üçüncü, ve birçok kuvvet komutanı Balyoz davasını protesto ederek 29 Temmuz 2011'de görevlerinden ayrılmıştı.

Gezi süreci ve yolsuzluk operasyonları

Erdoğan liderliğindeki ikinci AKP hükümeti ilk kitlesel protestolarla Mayıs 2013'te karşılaştı. Gezi Parkı protestoları her ne kadar doğrudan hükümeti tehdit etmese de Erdoğan'ın protestolara karşı tutumu ve göstericilere karşı kullanılan sert müdahale yöntemleri ülkede bir süredir devam etmekte olan kutuplaştırmayı tırmandırdı.

Protestoları takiben aynı yılın sonunda bazı bakanlar ve üst düzey bürokratlar hakkında başlatılan yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları Erdoğan'ın yakın çevresine kadar uzadı.

Erdoğan bu operasyonlardan "paralel yapı" ismini verdiği Fethullah Gülen cemaatini suçladı ve o günden itibaren kendi liderliğindeki hükümet ile Gülen takipçilerinin konuşlandığı devlet kurumları içinde bir mücadele başladı.

Gezi Parkı protestoları boyunca Erdoğan göstericileri aşırıcı kesimlerin organize ettiğini söylemişti.

Gezi Parkı protestoları boyunca Erdoğan göstericileri "aşırıcı kesimlerin" organize ettiğini söylemişti.

Cumhurbaşkanlığı ve 2015 seçimleri

AKP iç tüzüğü itibariyle üç dönemden uzun süre başbakanlık koltuğuna oturması mümkün olmayan Erdoğan, Ağustos 2014'te görev süresi dolacak olan Abdullah Gül'ün yerine aday olarak Türkiye'de halk tarafından doğrudan seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.

Ancak cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte başlayan anayasal tarafsızlık ve yürütme organına müdahale tartışmaları gölgesinde Haziran 2015'teki genel seçimlere kadar Türkiye siyasi durağanlığa sahne oldu.

AKP'nin, başında Erdoğan olmadan girdiği ilk seçimler olan 7 Haziran oylamasında geçmiş performanslarına göre oylarının düşmesi ve tek başına iktidar olacak yeterli meclis çoğunluğuna ulaşamaması Erdoğansız partinin eski gücünü kaybettiği şeklinde yorumları da beraberinde getirdi.

Kurucusu olduğu parti güç kaybettikçe, Erdoğan'ın partili kimliği cumhurbaşkanlığı kimliğinin üzerine eklenerek devam etti ve Kasım ayında, Erdoğan'ın da partiye açık desteğiyle yenilenen seçimlerle birlikte AKP tekrar tek başına hükümet kuracak sandalye sayısına ulaştı.

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, anayasal yetkilerinin tanımlandığı alanlarda esnek davranışı ve yürütme organına dolaylı müdahaleleri, kendisinin de yıllardır talep ettiği Cumhurbaşkanlığı yetkilerinin genişletilmesi ve anayasanın bu doğrultuda yeniden tanımlanması tartışmalarına yol açtı.

Erdoğan, 10 Ağustos 2014'te Türkiye siyasi tarihinde halkoylaması ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu.

Erdoğan, 10 Ağustos 2014'te Türkiye siyasi tarihinde halkoylaması ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu.

15 Temmuz darbe girişimi ve 2017 referandumu

Cumhurbaşkanlığı yetkileri ve başkanlık sistemine geçiş tartışmaları gündemdeki yerini korurken, bir yandan da Gülen cemaatine karşı sürdürülen operasyonlar sürdürüldü.

Soruşturmalar ve operasyonlar kapsamında Türkiye'de on binlerce devlet memurunun yeri değiştirildi, görevleri askıya alındı ya da meslekten uzaklaştırıldı. İçerideki siyasi istikrarsızlık, ekonomik durgunluk ve Türkiye'nin yakın çevresinde devam eden krizler nedeniyle ülke zor günlerle karşı karşıya kaldı.

Erdoğan, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminden ordu içindeki Gülenci bir grubu sorumlu tuttu. Takip eden süreçte ilan edilen olağanüstü hal şartlarında Erdoğan bir yandan yürütme yetkilerini resmen elinde toplamak için hükümet nezdinde anayasa değişikliği çalışmalarını hızlandırdı, bir yandan da sürdürülen hukuki operasyonlardan sayıları yüz binleri bulan kişi etkilendi.

Olağanüstü hal ortamında 16 Nisan 2017'de yapılan anayasa referandumu sonucu Erdoğan istediğini az bir farkla elde etti. Yapılan değişikliler uyarınca da cumhuriyet tarihinde çok partili dönemde ilk kez partili cumhurbaşkanlığının önü açıldı.

Erdoğan 16 Nisan referandumunun ardından tekrar AKP'ye üye oldu.

Erdoğan 16 Nisan referandumunun ardından tekrar AKP'ye üye oldu.

©Deutsche Welle Türkçe

Çağrı Özdemir 

Önerdiğimiz linkler