1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ErdoğanFotoğraf: Reuters/U. Bektas

Erdoğan'ın LGBTİ çıkışına hukukçular ne diyor?

7 Ekim 2022

Kılıçdaroğlu’nun "başörtüsü" çıkışı üzerine "anayasa değişikliği"ni gündeme getiren Erdoğan, Anayasa'da LGBTİ bireyleri hedef alan değişiklik yapacakları sinyalini verdi. Hukukçular DW Türkçe'ye değerlendi.

https://p.dw.com/p/4HuXI

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun başörtüsüne "yasal güvence" çıkışına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasa değişikliği teklifiyle yanıt vermesi ve ardından LGBTİ bireyleri hedefe koyması tartışmanın boyutunu değiştirdi.

Erdoğan'ın anayasada "kadının ve erkeğin birlikteliğinden oluşan aile kurumunu güçlendirerek, ilave değişiklikler yapılması" talimatı vermesinin ardından,  Adalet Bakanı Bekir Bozdağ başkanlığındaki AKP heyeti çalışmalara başladı.

Çekya dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, "aile kavramını güçlendirme" çalışmasında hedefin LGBTİ bireyler olduğunu açıkça ifade etti.

AKP ve MHP'nin milletvekili sayısı yetmiyor

Ancak AKP ve MHP'nin anayasa değişikliği için yeterli milletvekili sayısı bulunmuyor. Anayasayı değiştirmek için 400 milletvekilinin, referanduma götürmek için ise 360 vekilin oyu gerekiyor. AKP ve MHP'nin vekil sayısı 334. Bu nedenle olası bir değişikliğe muhalefetin de destek vermesi gerekiyor.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na bu nedenle "ne kadar samimisin, göreceğiz" çıkışında bulundu. Erdoğan'a "başörtülü kadınları rehine olarak elinde tutmak ve konuyu alakasız yerlere taşımak" suçlaması yönelten Kılıçdaroğlu, teklife destek vermeyecekleri mesajını verdi. Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde başörtüsüyle ilgili düzenlemeyi anayasaya da geçireceği sözünü verdi.

AKP'nin hedefi LGBTİ evlilikler mi?

İktidar kulislerine göre, kendi tabanının talebi üzerine bu değişikliği planladığını belirten AKP'nin temel amacı LGBTİ bireylere iktidar değişikliğinde verilecek olası hakların önünü kesmek. Bunun başında da "eşcinsel evlilikler" geldiği iddia ediliyor.

Bu kapsamda Anayasa'nın ailenin korunmasını düzenleyen 41'inci Maddesinde değişiklik planlanıyor. 41'inci Maddede yer alan "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır" ibaresindeki "eşler" ifadesinin "kadın ve erkek" şeklinde somutlaştırılacağı belirtiliyor. İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesinin bunun ilk adımı olduğuna işaret ediliyor.

Hukukçular tartışmaya nasıl bakıyor?

Peki LGBTİ bireyleri hedef alacak bu anayasa değişikliği planlarına hukukçular nasıl bakıyor? DW Türkçe'ye konuşan Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Sibel İnceoğlu, böyle bir düzenlemenin temel hak ve özgürlüklere aykırı olacağı görüşünde.

Anayasanın 41'inci maddesinde hükmün ailenin korunması bakımından yeteri kadar açık bir pozitif yükümlülüğü devlete verdiğine işaret eden İnceoğlu, şunları kaydetti:

"Ayrıca ailenin korunması için yeni bir düzenlemeye gerek olmadığı kanaatindeyim. Bu maddeye ailenin kadın ve erkekten teşkil edeceğine dair bir cümlenin eklenmesi ise söz konusu hükmü daraltır, diğer bir deyişle böyle bir düzenleme devletin koruma yükümlülüğünü sadece kadın erkek arası ilişkiye indirger."

İnceoğlu: İnsan haklarına aykırı

Anayasa Hukukçusu İnceoğlu, Anayasa'ya LGBTİ bireylere yönelik, onların özel yaşamlarını sınırlayacak sonuçlar doğuracak değişik getirmenin insan hakları ile çelişeceğini vurguladı. İnceoğlu, Türkiye'nin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) bu konudaki yaklaşımının, aynı cinsten olanların evlilikleri için de yasal bir statü tanınması gerektiği yönünde olduğuna işaret etti. Bunun eşcinsel evlilikleri doğrudan resmi evlilik olarak tanımak anlamına gelmeyeceğini dile getiren İnceoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) böyle bir yükümlülük de yüklememektedir. Evliliğin sadece kadın ve erkekler arasında olabileceğini düzenleyen Rusya'ya ilişkin verdiği kararda (Fedotova v. Russia), bu tür fiili birliktelik içinde olanların haklarını düzenleyen yasal bir statü ihtiyacı olduğunu belirtmekte ve bu eksikliğin 8'inci maddedeki özel yaşam hakkının ihlali anlamına geldiğini tespit etmektedir. Dolayısıyla Anayasa'ya LGBTİ bireylere yönelik, onların özel yaşamlarını sınırlayacak sonuçlar doğuracak değişik getirmek insan hakları ile çelişir, Anayasamızın değiştirilmesi mümkün olmayan 2'nci maddesindeki 'insan haklarına saygılı devlet'  ilkesine aykırı olur. Ayrıca hak ve özgürlükleri genişletmek için ortaya atılan 'kadının giyimine müdahale edilememesine yönelik' bir yasa değişikliği teklifinin, Anayasadaki hak ve özgürlükleri daraltmak için adeta bir 'fırsata' dönüştürülmek istenmesi, anayasacılığın anlamı ile de çelişir. Anayasacılığın gelişim tarihi, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması mücadelesine dayanır, Anayasa'nın telos'u (ana ereği) hak ve özgürlükleri korumaktır, eğer bir Anayasa'nın telos'u özgürlükleri daraltmak ise ona modern dünyada Anayasa denemez."

Karınca: Amaç seçmen kitlesindeki kaymayı engellemek

Peki, LGBTİ bireyler aleyhinde neden bir anayasal düzenleme getirilmek isteniyor? Emekli Aile Mahkemesi Hâkimi, Avukat Eray Karınca, konunun hukuki değil siyasi amaç taşıdığına işaret etti:

"Buradaki amaç kendi seçmenini konsolide etmek, kendi seçmenini bir arada tutmak diye düşünüyorum. Çünkü en büyük endişesi, kendi seçmen kitlesinden muhalefete oy kaymasıdır. Bunu önlemek olacak. Çünkü bu tip duyarlılığı olan kesimler, ülkede muhafazakâr diye bildiğimiz kesimlerdir. O kesimlerin de duyarlılığını okşayan bir ifade bir çıkış."

"Medeni Kanun'a göre zaten evlenemezler"

Avukat Eray Karınca, böyle bir Anayasa değişikliğine ihtiyaç olmadığını kaydetti. Mevcut yasal düzenlemelerde zaten LGBTİ bireylere tanınmış özel bir hak olmadığını savunan Karınca, "Hem Medeni Kanun'da açıkça kimlerin evlenebileceği düzenlenmiş. 134'üncü maddede, kadın ve erkekten söz ediliyor. Diğer maddelerde eş denmekle birlikte burada temel madde başlangıç maddesi olan 134'üncü maddede, evlendirme memuruna kadın ve erkeğin birlikte başvuracağını öngörüyor. Bu nedenle LGBTİ bireylerin ülkemizde en azından evlenebilmeleri söz konusu değil. Nafaka da alamazlar, evlatlık da edinemezler" ifadesini kullandı.

Bu somut durum karşısında, iktidarın konuyu bir de anayasaya taşımasının olumsuz etkisinin olacağını belirten Karınca, iktidar ve toplumun bazı kesimleri tarafından LGBTİ bireylerin hor görüldüğüne vurgu yaptı. Karınca, "Elbette ki bir anayasa değişikliği,  onlar hakkındaki olumsuz algıyı pekiştirecek. Zihinlere daha çok olumsuz kod olarak gönderecek ve daha çok mağdur edilecekler uygulamada" ifadesini kullandı.

Türkei DW Mitarbeiter Alican Uludağ
Alican Uludağ 2008'den bu yana gazetecilik yapan Alican Uludağ, yargı ve insan hakları gibi konulara odaklanıyor.alicanuludag