Ekonomistler tedirgin | EKONOMİ | DW | 09.01.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Ekonomistler tedirgin

17 Aralık’ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının siyasetteki etkileri ekonomiye de uzandı. Türkiye ekonomisinin istikrarlı büyüyen bir ekonomi olduğu algısı giderek daha çok yara alıyor.

Ekonomik dengelerin yerinden oynadığı ve özellikle döviz piyasalarında çalkantının hâkim olduğu Türkiye, 2013'te yükselen piyasa ekonomileri içinde para birimi en çok değer kaybeden ve dış açığı büyüyen ekonomilerden biri olmuştu. Siyasi tansiyonun yükseldiği son dönemde ise TL, dolar karşısında yüzde 7’nin üzerinde değer kaybetti. Gelinen noktada, yatırım ve tüketim kararlarının güven ortamına doğrudan bağlı olduğu, cari işlemler açığı yüksek, finansmanı yabancı sermaye girişine bağlı olan Türkiye'de, mevcut siyasi risk yatırımcıları da korkutuyor. Piyasadaki düşüşler kısa süreli olsa da, altında yatan nedenlerin etkisinin uzun sürebileceği endişesi dile getiriliyor.

Ekonomi yönetimi ise türbülansın geçici olduğunu savunuyor. Son olarak Japonya’da konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Cari açığı Türkiye ekonomisini tedirgin edecek noktaya getirmedik, yatırımları sağlıklı sürdürdük. 3-5 yıl içinde cari açık tamamıyla Türkiye için bir tehlike olmaktan çıkacaktır” dedi. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da, “Türkiye’nin siyasi ve ekonomik erozyona uğramasına izin vermeyiz” sözleriyle güven mesajı verdi. Ancak aynı fikirde olmayanlar da var.

Kredi derecelendirme kuruluşları temkinli

Kısa süre önce kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, yaşananların henüz kredi notunda bir değişikliği gerektirmediği değerlendirmesinde bulunurken, “Ne var ki süregelen sıkıntıların devamı olabilir ve bu da ekonomik istikrarı tehlikeye sokabilir” uyarısında bulundu. Üç büyük kredi derecelendirme kuruluşundan bir diğeri Moody’s ise iç siyasetin Türkiye için belirgin risk oluşturduğuna katılarak, Türkiye’nin BAA3 olan kredi notu ve durağan not görünümünün bu riskleri barındırdığını açıklaması yaptı. “Siyasi riskin azalması, başka iyileşmeler olmadığı sürece, kredi notunda yukarı yönlü hareketi tetiklemek için yeterli değil” ifadesini kullanan kurum, “Kamu maliyesindeki iyileşmenin belirgin şekilde tersine dönmesi veya sermaye akışlarının ani ve kalıcı şekilde durması kredi notunda aşağı yönlü risk oluşturur” ifadesiyle risklerin altını çizdi.

Kırılgan Beşli’de

Türkiye ekonomisi, iktisadi açıdan benzer ülkelerle karşılaştırıldığında, son beş yıldır süren bol ve ucuz likidite döneminin sonuna gelindiği 2013’ün ikinci yarısından itibaren en kırılgan ülkelerden biri olarak gösteriliyor. “Kırılgan Beşli” (Fragile Five) olarak adlandırılan grupta başta cari açık olmak üzere yapısal sorunlarıyla öne çıkan Türkiye, Hindistan, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika yer alıyor. Bu ülkeler arasında ABD Merkez Bankası FED'in tahvil alımlarının azaltılacağı kararına en çok tepki veren ülke, siyasi krizin de etkisiyle Türkiye oldu. Analistler, oluşan siyasi belirsizlik ortamında tahmin yapmakta zorlanıyor. Buna karşılık, gelişmelerin yarattığı siyasi gerginlik ortamı ve riskin devamı halinde uzun vadeli beklentilerin bozulacağını dile getirmekten de çekinmiyorlar.

Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Erinç Yeldan, “2013’te patlak veren siyasi gerginlik, sadece krizi tetikleyen bir unsur, krizi yaratan önkoşullar ise ekonomi idaresinin on yıllık birikiminde” diyor. Erdan, “On yıllık cari işlemler açığı bilançosu, bir yandan dış kırılganlığın ve finansal istikrarsızlığın, diğer yandan da ulusal sanayide yaşanmakta olan göreceli üretim kayıplarının ve süregelen yüksek işsizliğin ana nedeni” değerlendirmesini yapıyor.

Garanti Yatırım Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç da, “Ekonominin bazı yönleri güçlüyken gelen para, tampon etkisi yaratır, önlemleri alırsınız. Ama hasta olduğunuz bir ortamda yeni önlem alarak bozulmayı düzeltmek ile Türkiye’nin dinamiklerini ileri taşımak ayrı şeyler” uyarısında bulunuyor. Altınsaç, makro açıdan büyüme veya enflasyondan birinden feragat etmek zorunda kalınan bir süreçte olunduğuna işaret ediyor.

Değişimle başa çıkabilir

Mart 2012'de Türkiye pazarına giriş yapan Rus finansal kurumu Renaissance Capital’in başekonomisti Charles Robertson, “Yabancı yatırımcılar, 10 yıllık AKP iktidarı sonrası görüşlerini yeniden gözden geçiriyorlar. Mali politika konusunda daha endişe söz konusu, ama yargı bağımsızlığı ve yükselen siyasi tansiyon nedeniyle büyük endişeler var. Fakat Türkiye 10-20 yıl öncesinden daha istikrarlı görünüyor, değişimle başa çıkabilir. Yine de faizler ve para birimi, kırılgan ülkelerden biri olan Türkiye'de baskı altında kalmaya devam edecek” diyor.

Uluslararası kredi derecelendirme şirketi Euler Hermes’in Başekonomisti Ludovic Subran da iyimser seslerden. Döviz borcu olan şirketlerin sermaye çıkışlarını ve TL’deki değer kaybını hissedeceği uyarısında bulunsa da, değerlendirmelerinde iyimser duruş sergiliyor: “Volatilite ve dış şoklara karşı kırılganlık devam ediyor. Fakat Türkiye ilk kez bu durumla karşı karşıya değil; yavaş ama doğru yolda ilerliyor. TL’nin değerinin düşmesiyle rekabet gücü de artabilir.”

© Deutsche Welle Türkçe

Kıvanç Özvardar / İSTANBUL

Editör: Başak Özay

Reklam