Domates Balığı Projesi | YAŞAM | DW | 02.07.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Domates Balığı Projesi

Kaynakların daha verimli kullanılmasına yönelik çalışmalar ilginç fikirlerin de hayata geçirilmesine sebep oluyor. Balık tanklarında kullanılan suyla üretilen domatesler bunlardan biri.

9. BMBF-Forum für Nachhaltigkeit, Wissenschaftsjahr 2012 - Zukunftsprojekt ERDE, Containerfarm Tomatenfisch © FONA - Forschung für Nachhaltige Entwicklungen

Der Tomatenfisch

Hızla artan dünya nüfusu, şehirleşme ve iklim değişikliği... Bu gelişmeler karşısında, Berlin'de bulunan Leibniz Su Ekolojisi ve Nehir ve Göllerde Avlanma Enstitüsü ilginç bir proje geliştirdi. Proje kapsamında, aynı serada balık ve domates yetiştiriliyor, hem de çevreye yük olmadan. Projenin adı, Domates Balığı Projesi.

Leibniz Su Ekolojisi ve Nehir ve Göllerde Avlanma Enstitüsü'ne ait alanda balıklara yem veriliyor. Üstü açık bir plastik tankta, çiklitgillerden 100 kadar tilapiini balığı yüzüyor. Su tankına düzenli olarak bir miktar taze su pompalanıyor.

Tankın önünde duran biyolog Hendrik Monsees, elini bir kaba daldırıyor ve "Şu ufak plastik kapta her yerde satılan bildiğimiz balık yemi var. Aman dikkat, tilapiiniler açlarsa, suya yem atınca çok su sıçratırlar. Biraz dikkat etmek lazım… Bir deneyeyim şimdi" diyor.

Hendrik Monsees yemi tanka atar atmaz, suyun üstü de balıklarla doluyor. Burada yaklaşık bir düzine balık tankı var. Camdan bir seranın çatısı altındalar. Serada aynı zamanda domates de yetiştiriliyor.

Topraksız üretim

Hendrik Monsees "Bu gördüğünüz domateslerin kökleri açıkta, zira toprağa gerek yok, buna hidrokültür diyoruz. Bakın hepsi yeşil yeşil olmuş bile. İlk olgun domatesleri de görebilirsiniz” şeklinde konuşuyor.

Bu bir yenilik değil. Dünyanın dört bir köşesinde seralarda sebze meyve yetiştiriliyor. Bu tür balık çiftlikleri de yeni değil. Ama yeni olan, balık tanklarındaki kullanılmış suların, domates üretimi için kullanılması. Bu projenin arkasındaki isim, Werner Kloas.

Kloas "Bizde bu iki sistem, birbirinden ayrı iki devridaim içinde. Bitkilere sadece balıkların suyundan veriyoruz. Yani domateslerin su ve besleyici madde ihtiyacını balık tanklarından sağlıyoruz” açıklamasını yapıyor.

Araştırmacılar burada balıkların suya amonyum salmasından yararlanıyor. Bu su tilapiini balıkları için zehirli ama amonyumlu su bitkiler için ideal gübre görevini görüyor. Bunun için de, dev bir siyah tankta yer alan bir biyofiltre devreye giriyor.

Kloas bu süreci "Burada ufak plastik parçacıklar var. Bu parçacıkların üzerinde havada da bulunan zararsız bakterilerden biyolojik bir ince tabaka oluşuyor. Ve bu bakteriler de amonyumu nitrite, nitritten de nitrata çeviriyor" şeklinde açıklıyor.

'Yüzde 10 temiz su yeterli'

Bu şekilde işlemden geçen balık tanklarının suyu, borularla domateslerin saksılarına iletiliyor. Bitkiler de sudan nitratı alıp gerisini yaprakları aracılığıyla su buharı olarak dışarı veriyor. Buharlaşan su da özel soğutucu ile yoğunlaştırılarak tekrar balık tanklarına yönlendiriliyor. Böylece içeride su döngüsü sağlanmış oluyor. Kloas, balık ve sebze üretiminde normalde sürekli taze suyun kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor:

"Buradaki gibi bir devridaimde, balıkların tankına günde sadece yüzde 10 temiz su pompalamamıza gerek var. Kullanılan ve besleyici maddelere doymuş suyun da yüzde 10'unu tanktan almamız yetiyor. Yani sonuçta büyük bir su tasarrufu söz konusu ve bu da sürdürülebilirliğe çok iyi bir örnek."

Enerji tüketiminde de sürdürülebilirliği sağlamak için, bölgesine göre sanayi tesislerinde üretim sürecinde açığa çıkan ısının kullanılması öneriliyor. Werner Kloas, özellikle büyük şehirlerde ve çevrelerinde bu tür tesislerin yüksek sayıda bulunduğunu ve bu yerleşim merkezlerinde kurulacak çifte işlevli seraların bu enerji fazlasından yararlanabileceğini kaydediyor. Afrika, Asya veya Güney Amerika'nın tropikal iklimli ülkelerinde ise sanayi tesislerine de ihtiyaç olmadığı, zira güneş enerjisi ile tüm yıl boyunca enerji ihtiyacının karşılanabileceği belirtiliyor.

Bu proje kapsamında domates dışında başka sebze türlerinin de yetiştirilmesi üzerine deney yapılıyor. Biyolog Hendrik Monsees, seradaki gezinti sırasında olmuş bir salatalığı uzatıyor. Lezzet testi, salatalıkların da gayet iyi yetiştiğini kanıtlıyor. Diğer seralarda yetişen salatalıklardan bir farkları yok. Neyse ki insanın ağzına balık tadı da gelmiyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Thomas Gith / Aydın Üstünel

Editör: Başak Özay

Reklam