Devlet eliyle hanedan ekonomisi | DÜNYA | DW | 14.04.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Devlet eliyle hanedan ekonomisi

Dünya Bankası'nın Tunus'ta Bin Ali ailesinin baş döndürücü servetiyle ilgili yaptığı araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor.

Sülale iktidarları, siyasî erkin keyfine göre çıkarılan yasalar, akraba kayırma, halkın sırtından kazanılan milyarlarca dolar… Özellikle geri kalmış ülkelerde kulağa tanıdık gelen bu yapılar pek çok ülkede hanedanların sonunu getirdi. Dünya Bankası, bu ülkelerden birini, Tunus’u mercek altına alan araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırmada 2011 yılında devrilen Zeynel Abidin Bin Ali ve sülalesinin baş döndürücü serveti ve bu duruma nasıl gelindiği analiz edildi.

Tunus'ta özel sektörde elde edilen kârın beşte birinden fazlası eski devlet başkanı Zeynel Abidin Bin Ali ve ailesinin kasasına giriyordu. Bu, Dünya Bankası araştırmasının ortaya koyduğu en çarpıcı sonuçlardan biri. Araştırmada Tunus’ta Bin Ali’nin devrilmesinin ardından 2011 Ocak ayında devletin el koyduğu 220 şirket analiz edilmiş. Araştırmaya göre Bin Ali ailesi çok kârlı sektörlere el attığı için istihdamın sadece yüzde birini karşılamasına rağmen, özel sektördeki toplam kârın yüzde 21'ini kasasına sokmayı başarıyordu. Telekomünikasyon, ulaştırma ve emlak sektörlerini elinde bulunduran aile, monopol konumu sayesinde fiyatları da istediği gibi belirleyebiliyordu.

Araştırmanın yazarlarından Antonio Nucifora, "Bin Ali’nin ailesine ait şirketlerin faaliyet gösterdiği alanların seçimi tesadüfî değildi. Son derece yüksek bir pazar payına sahiplerdi ve oligopol, monopol yapılar söz konusuydu. Bu yapılar sayesinde fiyatları istedikleri gibi yükseltebiliyorlardı. Bu sayede tüketicinin ve diğer şirketlerin sırtından son derece büyük kârlar elde edildi" diyor.

Weltbank-Vertreter Antonio Nucifora

Antonio Nucifora

Çıkara göre yasal düzenleme

Tunus hükümetinin tahminlerine göre Bin Ali ailesinin, iktidar dönemi sonu itibariyle serveti, 13 milyar dolardı. Bu, Tunus’ta devlet bütçesinin yaklaşık dörtte birine denk geliyor. İktisatçı Nucifora, Bin Ali ailesinin yasadışı hareket etmediğini, mevcut yasal düzenlemeleri kendi çıkarları için kullandıklarını belirtiyor: “Dar açıdan bakıldığında yasadışı değillerdi. Rakipleri sindirmek için mevcut düzenlemeleri kullandılar. Yasal düzenlemeler aslında tüketicileri ya da gelişmekte olan ülkelerde yeni oluşan bir sanayi dalını korumak içindir. Tunus’ta bu düzenlemeler tüketicileri koruma amaçlı diye satıldı, ama gerçekte sadece küçük bir elit bundan kâr etti.”

Örneğin 1993 yılında çıkarılan yatırım yasası ailenin çıkarlarıyla örtüşüyordu. Yeni şirketlere piyasaya girişi zorlaştıracak 25 kararname çıkarıldı ve bunlar kamuoyuna tüketici haklarını koruma önlemi diye lanse edildi. Nucifora, Bin Ali’yi zenginleştiren düzenlemelerin Tunus’ta varlığını sürdürdüğünü, eski yapılara geri dönüşün ihtimal dışı olmadığını belirtiyor.

'Sadece Tunus'a özgü değil'

Ancak bu sadece Tunus'a özgü bir sorun da değil. İktisatçı Nucifora bu sorunun Arap dünyasında, ayrıca Rusya ve Ukrayna’da da geçerli olduğunu belirtiyor ve 1920’li yıllarda Amerikalı petrol baronlarının da benzer önlemlere başvurduğuna dikkat çekiyor.

Nucifora, "Bu Arap dünyasında genel bir sorun. Tunus tek bir örnek değil, bu sorun pek çok ülkede var. Akraba kayırma ve bundan kâr sağlayan elitler dünya çapında pek çok ülkede mevcut" şeklinde konuşuyor.

Nucifora, benzer ekonomik yapılara sahip diğer Arap ülkeleriyle ilgili bir araştırmayı da haziran ayında yayınlamayı planladıklarını belirtiyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Sarah Mersch, BK

Editör: Ercan Coşkun