1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş
Eski HDP Eş Başkanı Selahattin DemirtaşFotoğraf: HDP

Demirtaş: Muhalefet mesafe aldı ama heyecan yaratamadı

12 Mayıs 2022

Muhalefetin ittifak arayışlarına, Edirne Cezaevi’nden hem katkı hem de eleştiri geldi. Eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, gazeteci ve aydınlara yazdığı mektupta önemli mesajlar verdi.

https://www.dw.com/tr/demirta%C5%9F-muhalefet-mesafe-ald%C4%B1-ama-yeterince-heyecan-yaratamad%C4%B1/a-61766755

Eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, aralarında DW Türkçe İstanbul Koordinatörü Bülent Mumay'ın da olduğu bir grup gazeteci ve aydına mektup göndererek 2023 seçimleri yaklaşırken muhalefetin izlediği tutumla ilgili görüşlerini paylaştı. Edirne Cezaevi'nden eşi Başak Demirtaş aracılığıyla mektubunu ileten Demirtaş, "ülkenin içinde bulunduğu kaos ve sürüklendiği çöküş"ten çıkmak için tüm kesimlerin farklılıklarıyla birlikte ve ortak akılla hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi. Muhalefetin "önemli ve anlamlı" mesafeler aldığını, ancak "yeterince toplumsal heyecan ve kolektif umut" yaratamadığı eleştirisinde bulundu. Sol, sosyalist güçler ile Kürt ve Alevilerin bu süreçin dışında tutulduğunu savunan Demirtaş, 2023 seçimleri öncesinde gazetecilerin, aydınların ve sivil toplum örgütlerinin bir "Demokrasi Sözleşmesi" hazırlamasını ve bunun siyasi liderlerin imzasına açılmasını önerdi. 5 yılı aşkın bir süredir cezaevinde bulunan Demirtaş, mektubunda özetle şu görüşlere yer verdi:

"İktidarın en çok çekindiği şey…"

"Elbette hiçbirimizin elinde sihirli değnek yok. Ülkemizin içinde bulunduğu kaos ve sürüklendiği çöküşten çıkışın biricik yolu farklılıklarımızla birlikte, ortak akılla hareket etmektir. Aynı denizde buluşan ayrı nehirler olarak akmak bir zaaf değil, demokrasinin gücü ve güzelliğidir. İktidarın en çok çekindiği ve engellemeye çalıştığı şey de budur. Bu nedenle kesintisiz bir kirli propaganda çalışması yürüterek başta HDP olmak üzere tüm muhalif kesimleri düşmanlaştırmaya, kriminalize etmeye çalışıyorlar.

Oysa muhalif kesimlerin hiçbiri ne halk ne de Türkiye düşmanıdır. Herkes, hepimiz tüm iyi niyetimizle ülkede yaşanan çöküşü durdurmaya, toplumu felaketten kurtarmaya çalışıyoruz. Kimliklerimiz, inançlarımız, siyasi görüşlerimiz birbirinden farklı olmasına rağmen Türkiye'nin aydınlık ve ortak geleceğine olan inancımız nedeniyle akla en uygun olanda yani demokrasinin temel ilkelerinde buluşmaya çalışıyoruz.

"Önemli ve anlamlı mesafeler alındı ama…"

Tüm bozma girişimlerine karşın bu doğrultuda önemli ve anlamlı mesafeler de alınmıştır. Bunu görmezden gelmediğimi belirtmeliyim. Ne var ki gelinen aşamada, giderek büyüyen bir riskin de altını çizmek zorundayım. Muhalefetin farklı şekillerde bir araya gelme girişimleri henüz yeterince toplumsal heyecana, kolektif bir umuda yol açmamış, toplumun çoğunluğunu tatmin edememiştir. Kanımca bunun temel nedeni, köklü bir zihniyet devrimi ve yapısal değişiklikler yerine, genelde iktidar değişimini hedefleyen yetersiz yaklaşımlardır. Muhalefet, bu haliyle bir kısır döngü içindeymiş görüntüsü veriyor. Eski düşünce kalıpları ve yüz yıllık gereksiz korkular ile milliyetçi reaksiyonların rengini verdiği tutumlar hiçbirimize yeni bir yaşam vaat etmiyor. Temel hedef, taktiksel iş birlikleriyle seçim kazanmaya çalışmak olmamalıdır. Tam tersine asıl hedef, seçimler aracılığıyla Cumhuriyet'i demokrasi temelinde yeniden inşa etmek olmalıdır.

"Resmi ideolojinin dışına çıkılamıyor…"

2023 yılında, Cumhuriyet'in ikinci yüz yılına girilirken ne yazık ki bir kez daha Kürtler, Aleviler ve farklı inanç grupları başta olmak üzere önemli toplum kesimlerinin ve sol, sosyalist güçlerin sürecin dışında tutulmaya çalışıldığını gözlemliyorum. Bunun bir nedeni, iktidarın hedefi haline gelmenin yarattığı çekingenlik olsa da asıl nedenin, sorunlara geçmiş kodlarla yaklaşmak olduğu düşüncesindeyim. Bunca deneyim, sorgulama ve tartışmaya rağmen resmî ideoloji sınırlarının dışında, devletçi ve milliyetçi anlayışın ötesinde yeni bir perspektif ortaya konulamıyor.

Aydın ve yazarlara çağrıda bulundu

Ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda sizin gibi değerli aydınların, yazarların ve sanatçıların çok önemli bir rol oynayabileceği düşüncesindeyim. Sizler toplumun vicdanı, ortak aklı ve hakkaniyetin sesi olarak ülkemizin içinde bulunduğu tıkanıklığın aşılmasına katkı sunabilirsiniz. Tarihi bir fırsatın heba edilmesine engel olabilir, demokrasinin inşasını kolaylaştıracak birlik zeminini yaratabilirsiniz.

Olası bir yanlış anlaşılmayı önlemek için belirtmem gerekir ki kast ettiğim şey, muhalefetin tek bir ittifakta buluşması değildir. Toplumsal ve siyasal muhalefetin demokrasi paydasında gönül birliği, söz birliği etmesidir.

Bu doğrultuda, bulunduğunuz yerden sesinizi yükseltmeniz, hiç kimsenin ve hiçbir kesimin dışlanmadan Cumhuriyet'in ikinci yüz yılında yeniden inşa sürecine dahil edilmesini talep etmeniz çok önemli olacaktır.

"Demokrasi Sözleşmesi" önerisi

Elbette neler yapacağınızı, neler yapabileceğinizi en iyi siz bilirsiniz. Ancak yine de öneri sunmam gerekirse yazılarınızla, sosyal medya mesajlarınızla, panel ve söyleşi gibi etkinliklerinizle, yayımlayacağınız deklarasyonlarla, röportaj veya kısa videolarla, belki tüm sivil toplum örgütleri ve siyasi parti genel başkanlarının imzasına açacağınız "Demokrasi Sözleşmesi" gibi aktivitelerle sistemli, örgütlü bir aydın hareketini hayata geçirerek Cumhuriyet'in ikinci yüz yılını demokrasi ile taçlandırmaya çok kıymetli katkılar sunmuş olursunuz. Hepimizin hayalindeki aydınlık yarınlara bir adım daha yaklaşılmasını sağlarsınız. Seçim öncesi ve sonrası tüm bu tarihi süreçlerin hem gözlemcisi hem destekçisi hem denetçisi olursunuz. Oluşturacağınız "Aydınlar Heyeti" ile tüm gelişmeleri, siyasi aktörler dışında üçüncü göz olarak yakından takip edersiniz. Ya da "Bir Hayalimiz Var" adıyla bir konferans düzenler ve hepimizi, siyasal ve toplumsal muhalefeti o konferansta, o hayal etrafında buluşturur, birlikte mücadele ve beraber inşa ortamı yaratırsınız."