Cevherlerin parmak izi | YAŞAM | DW | 22.11.2012
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Cevherlerin parmak izi

Titanyum, bakır, krom ve kobalt pahalı madeni hammaddelerin başında geliyor. Hammadde gelirleri çoğu zaman yiyici diktatörlerin cebine giriyor ya da savaş masraflarına gidiyor.

Kongo’nun doğusundaki maden işçileri, insan sağlığına ve çevreye verilen zarara aldırmaksızın pisliğin içinde, yerdeki deliklerde ve sarp kayalıklarda elleriyle ya da kör kazmalarla altın, bakır, elmas ve koltan çıkarıyorlar. Alman Jeoloji ve Hammaddeler Kurumu Başkanı Hans-Joachim Kümpel bu madenlerin, asi milisler tarafından kontrol edildiğini anlatıyor. Kümpel, “Savaş madenleri derken, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki durumu kastediyoruz. O ülkede madencilikten kazanılan parayla silahlı çatışmalar finanse edilip körükleniyor”, diyor.

Savaşların sermayesi

Bütün dünya madenlerin savaş için kullanılmasını kınıor. Amma kanlı madenler yine de alıcısını buluyor. Örneğin, tantal içeren koltan cevheri. Yoğunluğu ve dayanıklılığı çeliğin iki katını bulan bu maden aynı zamanda son derece esnek ve ısıya da oldukça dayanıklı. Çelikle karıştırılıp, akıllı telefon, yassı ekran ya da dizüstü bilgisayar yapımında kullanılıyor. Avustralya ve Brezilya’da da bulunan bu madenin %18’inin Demokratik Kongo’dan alındığı tahmin ediliyor. Alman Metal İşletmeleri Birliği Başkanı Rallf Schmitz, bütün boykot çağrılarına rağmen Kongo’nun dışarıya koltan satmasının neden önlenemediğini şöyle anlatıyor: “Tüccara tantalı nereden aldığını sorduğumuzda, Kongo’nun adı pek geçmiyor. Çünkü Kongo tantalı Çin ve diğer ülkelere gönderilip orada dökümü yapılıyor. Dökümhaneden çıkan tantal da metal şeklinde dünya piyasasına sürülüyor. Parmak izi sadece cevhere uygulanabildiği için işlenmiş tantalın menşei belirlenemiyor.”

Alman Jeoloji Kurumu tarafından icat edilen elektronik parmak izi kurum başkanı Kümpel'in sözlerine göre şöyle uygulanıyor: “Maden cevheri hiçbir zaman saf olmaz ve her bölgede farklılık gösterir. Madenden çıkan cevherin parmak izi karışımdaki diğer maddelerin en hassas şekilde analiz edilmesiyle çıkarılır. Bunun için kimyevi metotlarla cevherin yaşı tespit edilir. Böylelikle her madenin karakteristik özellikler belirlenip, arşivlenir.”

Kanlı madenler her yerde

Parmak izi, Avrupa Birliği Komisyonu’nun madenlerin sevkiyat zincirindeki halkaları ortayla çıkarmak için başvurduğu metotlardan sadece biri. ABD’nde değerli madenlerin şeffaflaştırılmasında çok daha sert düzenlemelere başvuruluyor. Örneğin borsaya kayıtlı bütün şirketler ithal ettikleri madenin soyağacını eksiksiz kanıtlamak zorunda. Almanya Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Gudrun Kopp bütün bu düzenlemelerin yeterli olmadığını ve uluslararası düzenleyici kurallar için çoğunluğun olmaması nedeniyle maden ticaretinin kontrol edilemediğini söylüyor. Kopp'a göre, Avrupa Birliği ile ABD gibi ileri sanayi ülkeleri el ele verip, ‘biz uygulamayı başlatıyoruz’, diyerek dünyaya örnek olabilirler.

Alman sanayi şirketleri Batı’nın tek başına kontrollü maden ticaretine başlamak istemesinden memnun değil. Bütün ülkeler için bağlayıcı kurallar olmadığı takdirde kurallara uymayan ülkelerin rekabet avantajı elde edeceğini belirten, BMW şirketinin hammadde idare bölümü başkanı Christian Carduck, çok sıkı önlemler alınmasının da şeffaflık isteyen ülkelerin zararına olacağı şeklindeki görüşünü şöyle gerekçelendiriyor:

“ABD'deki uygulama sadece mamul maddeye ilave edilecek madenlerin değil, üründe kullanılması gereken hammaddenin de soyacağını istiyor. Yani parça yapımında kullanılan ve bizim başka yerden aldığımız makinelerin de savaş madeni içermediğini kanıtlamamız isteniyor. Modern makine parkımızın elektronik beyninde savaş madeni bulunması normal. Bu muammayı nasıl çözeceklerine aklım ermiyor.”

©Deutsche Welle Türkçe

Sabine Kinkartz/A. Günaltay

Editör: Hülya Schenk

Reklam