Ayasofya tartışması: Müzede spagat | TÜRKİYE | DW | 07.01.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Ayasofya tartışması: Müzede spagat

“Ayasofya’da mekânın büyüsüne kapılmamak imkânsız. Bu mekânın bazı ziyaretçilerde sanatsal dışavurum ihtiyacı yaratması şaşılacak bir şey değil.” Banu Güven, Ayasofya Müzesi’ndeki spagat tartışmasını değerlendirdi.

Spagat: Spagat yazılır, şpagat okunur. Ahlaka mugayir bir tarafı hiç yoktur. Bir bale figürüdür. Ayasofya'nın büyüsüne kendini kaptıran bir kadın ziyaretçinin fotoğrafı sebebiyle Türkiye'de daha geniş kesimler tarafından duyulmuştur.

Ayasofya'ya girdiğinizde mekânın büyüsüne kapılmamak imkânsız. Bu yapıtın estetik açıdan insana ilham veren çok tarafı olduğu da muhakkak. Böyle bir mekânın bazı ziyaretçilerde sanatsal dışa vurum ihtiyacı yaratması şaşılacak bir şey değil. İnternette tartışma yaratan spagat fotoğrafını tam kadrajıyla bulmakta zorlandım, ama sonunda bir yerde buldum. Fotoğrafta bacaklarını açmış bir kadından önce, böylesine güzel bir mekâna zarifçe karışmış bir insan gördüm.

Ayasofya: Doğu Roma İmparatorluğu'nun İstanbul'da inşa ettiği en büyük kilisedir. Bir bazilika olarak inşasına başlanan bu yapıtın ilk adı Megali Tu Hristu Ekklesia'dır. Yani Mesihin Büyük Kilisesi. Bu sıfatı korumakla birlikte bugünkü adını M.S. 5. yüzyıldan sonra almıştır. Türkçe'ye Ayasofya diye geçen Aγία Σοφία, "İlahi Bilgelik" anlamına gelmektedir.

Ayasofya, üçüncü yapım aşamasının sonunda İmparator Justinianus tarafından Ortodoks Noel'ine denk gelen 26-27 Aralık 537'de törenle açıldı. Yaklaşık 1000 yıl sonraysa, 1453 yılında İstanbul'un fethiyle beraber camiye dönüştürüldü. Bu muhteşem yapı, 13. yüzyılda Haçlı Orduları tarafından tahrip edilmişti. Fatih Sultan Mehmet yapıyı tamir edip camiye çevirirken, adını değiştirmedi. Çeşitli kaynaklarda Fatih Sultan Mehmet'in fetihten sonraki ilk cuma namazını burada kıldığı yazar.

Ayasofya'da gezerken tarihte gezersiniz

Tam 916 yılı Ortodoks ibadethanesi olarak geçiren Ayasofya, 482 yıl boyunca da Müslümanlar'a hizmet etti. İki büyük imparatorluğa başkentlik yapan, Haçlı Seferleri'ne sahne olan İstanbul'un tarihi içinde adım adım gezerken zihinlerde canlandırılabilir. Ayasofya 1935'te bu düşünceyle Atatürk'ün talimatıyla müzeye çevrilmiştir. Ayasofya o zamandan bu yana dünyanın en çok ziyaretçi ağırlayan anıtları arasında yer almaktadır. Bununla birlikte bazı Müslüman dindar çevrelerin yeniden camiye çevrilmesi için sık sık başlattıkları kampanyalar mevcuttur.

Bu kampanyalardan biri Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) tarafından 1967'de yapıldı. MTTB'nin o zamanki başkanı geçen dönemin TBMM Başkanı olan AKP'li İsmail Kahraman'dı. Sultanahmet'te Ayasofya'nın önünde "Bu minareler ezansızken Fetih kutlayamayız. Konuşma da yapmayacağız” der ve oturma eylemi yapılır. İsmail Kahraman bu eylemde Ayasofya için "öksüz” ifadesini kullanır. Aynı yıl Papa'nın Ayasofya'yı ziyaretinde diz çöküp dua etmesi üzerine MTTB'liler de burada namaz kılar.

O günden bugüne zaman zaman bazı gruplar müzenin bir köşesine koşup namaz kılarlar. Arada Ayasofya'nın tekrar camiye çevrilmesi içn imza kampanyaları da yapılır.

Banu Güven

Banu Güven

Ayasofya'da Kuran Tilaveti

Bütün bu taleplere rağmen Ayasofya müze olarak kalmıştır, ama son zamanlarda Müslümanlar'ın ibadethanesi kimliğinin canlandırıldığı etkinlikler yapılmaktadır. Bunlardan en dikkat çekicisi 31 Mart 2018'de Ayasofya'da düzenlenen Yeditepe Bienali'nin Cumhurbaşkanı'nın katılımıyla ve Kuran tilavetiyle başlamasıdır. Bu açılış Türkiye'de basınında "Ayasofya'nın duvarlarında Kuran-ı Kerim yankılandı” diye haber olurken, Yunanistan'da da haliyle basında yer almıştır. Yunanistan'da bazı gazetelerin bu durumu eleştirmesi üzerine, Türkiye'deki bazı haber siteleri "Yunan çıldırdı” ifadeleri kullanmıştır.

Ayasofya İstanbul'da bulunduğu ve 80 yılı aşkın süredir müze olduğu için, Yunanistan'dan ya da Rum Ortodoks aleminden eski fonksiyonuna dönmesi konusunda Türkiye'de olduğu gibi talepler gelmiyor haliyle. Ama camiye dönüştürülmesi ihtimali de dindar Ortodokslar'ı hoşnut etmiyor.

Türkiye'nin ekümenikliğini tanımadığı Ortodoks dünyasının ruhani lideri Patrik Bartholomeos da bu kampanyalar üzerine 2014'te görüşünü soran Agos Gazetesi'ne şunları söylemiştir: "Kanaatimizce Ayasofya müze olarak kalmalıdır, zira bu şekilde dünya medeniyetinde müstesna bir yeri olan bu muhteşem mimari eser, herkese açık olup ziyaret edilebilir. Müzeye çevrilmesinin Mustafa Kemal Atatürk'ün arzusu ve her taraftan kabul edilmiş olan kararı ile gerçekleştiği de unutulmamalıdır. Lakin müze statüsünün değiştirilmesi ve ibadet yeri olarak yeniden açılması düşünülüyorsa, kilise olarak inşa edildiği unutulmamalıdır.”

İmparatorlukların birinden diğerine geçen şehirlerdeki anıtsal ibadethanelerin çekişme konusu olması sadece Ayasofya'ya has bir durum değil. Kiliseden camiye dönen ibadethane sayısı da az değil. Ayasofya'nın müzeye çevrilmesi, iki inancın temsilcilerinin bu anıtı ayakta tutan ve yüzyıllara yayılan emeklerine de saygı göstermek demek aslında.

Müzenin Spagat açıklaması

Müzede Spagat fotoğrafı Twitter'ın en çok paylaşılanlar listesinde ilk 10'a girince Ayasofya Müzesi de şöyle bir açıklama yapmak zorunda kaldı: "05 Ocak 2019 tarihinde gerçekleşen akşam açılışında, ziyarete gelen bir bayan tarafından, bir bale hareketi olan 'spagat' figürü müze içerisinde yapılmış ve diğer ziyaretçiler tarafından fotoğrafı çekilmiştir. Bu husus sosyal paylaşım sitelerine yansımış ve tarafımızca konu hakkında gerekli incelemeler başlatılmıştır.”

İnceleme sonucunda ne bulunacaktır, bilmiyorum, ama bu açıklama da bu toprakların Ayasofya'da vücut bulan tarihinin bir parçası olarak kayıtlara geçmiştir.

Ayasofya artık ve çok uzun süredir herkesindir.

Banu Güven

©Deutsche Welle Türkçe