Arap ülkelerinin Filistin ikilemi | DÜNYA | DW | 11.12.2017
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

DÜNYA

Arap ülkelerinin Filistin ikilemi

Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasına bölge ülkelerinden itirazlar yükseldi. Ancak Ortadoğu'daki aktörlerin farklı çıkarları tepkilerin ortak bir paydada buluşmasını engelliyor.

Arap Birliği geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma ve ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs'e taşınması ile ilgili kararına itiraza etti ve kararları geri alması çağrısında bulundu. Ancak Birlik her ne kadar Washington yönetiminin "uluslararası hukuku ihlal ettiğini" ve "bunun bölgedeki şiddet olaylarını artıracağını" belirtse de atılacak somut adımlar konusunda bir görüş birliğine varmış değil. Lübnan Dışişleri Bakanı Gebran Bassil'in siyasi ve ekonomik yaptırımların getirilmesi talebine de mevkidaşlarından destek gelmedi.

Bölgenin bir diğer oyuncusu Türkiye'den de Kudüs konusunda sert açıklamalar geldi. Ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahire'deki Arap Birliği toplantısı sonrasında yangına körükle giden bir açıklama yaptı. Erdoğan, "İsrail'i bir terör devleti" olarak tanımlayıp "Kudüs'ü çocuk katillerinin merhametine bırakmayacaklarını" söyledi. 

Erdoğan'ın açıklamasının zamanlaması da manidardı. İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleri 13 Aralık'ta Kudüs gündemiyle İstanbul'da olağanüstü bir toplantıda Erdoğan'ın dönem başkanlığında bir araya gelecek. Erdoğan'ın açıklamalarının 57 üye ülkesi bulunan ve kendisini "İslam dünyasının ortak sesi" olarak tanımlayan teşkilatı bir süre uğraştıracağa da benziyor.

Arap dünyasındaki kırılma

Erdoğan'ın bu buluşmayı Arap Birliği'nin ılımlı pozisyonundan memnuniyet duymayanların önüne geçmek için kullanabileceği tahmin ediliyor. Arapça yayın yapan haber portalı Rai Al-Youm gazetesinin etkili yazarlarından Filistinli Abdelbari Etvan, birçok Arap siyasetçinin Trump'ın kararına aşırı tepki vermekten kaçındığı, ancak yakında Arap dünyasında bir kırılmanın da yaşanabileceği görüşünde.

Bu kırılma ne kadar derin olur, bilinmez ama Hamas Gazze Şeridi'nde üçüncü intifada çağrısında bulundu bile. Ancak bu çağrıya Batı Şeria'daki Mahmud Abbas yönetimi destek vermiyor. Abbas, Filistinlileri şiddet olaylarından uzak durarak üç gün sürecek "ulusal öfkeye" çağırmakla yetindi. Batı Şeria'daki birçok kişi bu çağrıya uysa da Ramallah'daki Sağlık Bakanlığı tarafından pazar günü yapılan açıklamada, bölgede düzenlenen protestolarda bin 250 Filistinlinin yaralandığı, bunlardan 150'sine ise İsrail Ordusu'na ait ateşli silahların yol açtığı belirtildi.

Gazze Şeridi'nde yaşanan protestolar ise daha sertti. İsrail sınırında iki gösterici hayatını yitirdi. Gazze'den İsrail'in güneyine düzenlenen üç roket saldırısına İsrail'in misilleme yapması sonucunda da iki Filistinli daha yaşamını yitirdi.

Protesto ve istikrarsızlık korkusu

Trump'ın kararı birçok Arap ve Avrupa ülkesi tarafından da tepkiyle karşılandı. Ancak Katar merkezli haber kanalı Al-Jazeera'de çalışan gazeteci Meryem Barghouti, "uluslararası toplum ve Arap liderlerin Filistinlilerin adalet çığlığını bir kez daha görmezden geldikleri" görüşünde. Barghouti, "Bunun nedeni ise olası ayaklanmaların yaşanması ve protestoların istikrarsızlığa yol açması yönündeki kaygılar" diye konuştu.

Arap dünyasının siyasette önde gelen isimlerinin suskunluğunun altında başka nedenler de var. Örneğin Mısır, ABD'den gelecek ekonomik yardımlara muhtaç. Diğer yandan Suudi Arabistan ABD ile ortak ekonomik ilişkilerini sürdürmeye devam ediyor.

Suudi Arabistan, hem Yemen'de hem de Suriye'de rakibi İran'a karşı bölgedeki üstünlüğünü kanıtlamaya çalışıyor ve bu konuda ABD'nin yardımını almayı umuyor. Suudiler aynı nedenlerden ötürü İsrail'den de destek arayışında. Büyük olasılıkla Suudi Krallığı tarafından bu nedenle ülkedeki medya kuruluşlarına Trump'ın açıklamalarına dikkatli yaklaşmaları yönünde uyarı yapıldı.

New York Times'ın bu konuda yer verdiği analiz de dikkat çekici. Analizde "Arap liderleri Filistin davasına sahip çıkmaya devam etseler de, bu dava önemini kaybediyor... Onun yerini Arap ayaklanmaları, Irak, Suriye ve Yemen'deki savaş, IŞİD tehlikesi ve Suudi Arabistan ve İran arasında bölgede egemenlik kurma rekabeti aldı" deniyor.

Körfez ülkelerinin İran'la rekabeti onları İsrail'in çıkarları ile giderek daha fazla bir araya getiriyor. Farklı güdülen çıkarlar da Filistinlilerle dayanışma için fazla da yer bırakmıyor.

Kersten Knipp

©Deutsche Welle Türkçe

 

Önerdiğimiz linkler

Reklam