AP raporuna 17 Aralık damgası | AVRUPA | DW | 10.03.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

AP raporuna 17 Aralık damgası

Avrupa Parlamentosu son Türkiye raporunda hukuk sistemindeki eksiklere dikkat çekiyor.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) 2009-2014 yasama döneminin son Türkiye rapor ve kararı bu hafta Strasbourg’da görüşülüp oylanacak. AP Türkiye raportörü Hollandalı Hıristiyan Demokrat parlamenter Ria Oomen-Ruijten tarafından kalame alınan karar taslağında Türkiye’de 17 Aralık 2013 tarihinden bu yana yaşanan yolsuzluk olayları, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) bünyesindeki değişiklik, yeni internet yasası ve geçen yılki Gezi olayları ön plana çıkıyor.


AP’nin kısaca “Hıristiyan Demokratlar” olarak anılan Avrupa Halk Partisi (EPP) Gurbu içinde 1989 yılından bu yana aralıksız üyelik yapan Hollandalı parlamenter Ria Oomen-Ruijten Mayıs ayında düzenlenecek 2014-2019 yasama dönemi için aday olmayacak. Bir diğer deyişle AP’yi bırakıyor. Oomen-Ruijten 2007 yılından bu yana AP Türkiye raportörlüğü yapmakta. Dolayısıyla bu hafta oylanacak karar metni şeklindeki raporu Türkiye hakkında hazırladığı son belge olacak. Hollandalı parlamenter giderayak olumlu bir iz bırakmak niyetindeydi. Ancak geçen Aralık ayından bu yana Türkiye’de yaşananlar, taslak versiyonunu Kasım ayında hazırladığı raporunun derinlemesine gözden geçirilmesine neden oldu. Kulislerde bu haftaki oylamaya kadar değişikliğe gidilebileceği dahi konuşuluyor.

Rapor, her yıl olduğu gibi, Türkiye’nin AB için “stratejik ortak” olduğu, Ankara’nın AB ile “uzun soluklu ve ucu açık bir müzakere süreci yürüttüğü”, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınması anlamına gelecek Ek Protokol’ün “hâlâ” imzalanmadığı gibi klişeleşmiş paragraflarla dolu. Fakat, AP kulislerinde raporun bu yanı değil, Türkiye’deki yolsuzluk olayları, gerginleşen siyaset, HSYK’daki değişiklik, son internet yasası ve Gezi olayları ağır basıyor. Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerinden “uzaklaştığı” ve Türk hükümetinin demokratik ilkelere gerçek anlamda bağlılık göstermediği ve ülkenin “Avrupa perspektifine inanmadığı” görüşü dillendiriliyor. Bu söylemler için AP tarafından son yıllarda Türkiye konusunda kullanılan en sert üslûp demek abartı olmaz.

Türkiuye’de “üst düzeydeki” yolsuzluk iddialarının “kaygı verici” olarak tanımlandığı taslak kararda, bu iddiaları soruşturmakla görevli savcı ve polis memurlarının görevlerinden alınması “üzücü” olarak niteleniyor, bu durumun “bağımsız yargı ilkesine aykırı olduğu” belirtilip, “soruşturmaların saygınlığına gölge düşürdüğü” görüşü dile getiriliyor. AP bu çerçevede, Türk hükümetine Avrupa Konseyi’nin yolsuzlukla mücadele birimi olan GRECO tarafından Türkiye hakkında alınmış kararları uygulama yükümlülüğünü hatırlatıp, Sayıştay’ın yürürlükteki uluslararası normlar çerçevesinde işleyişinin güvence altına alınmasını istiyor.

AP içinde HSYK’daki son değişiklikle ilgili kaygılar da rapora doğrudan yansımış durumda. HSYK içindeki son değişiklik için “derin kaygı” ifadesinin kullanıldığı taslak metinde, Adalet Bakanı’nın kurul içindeki yeni konumunun, “kuvvetler ayrılığı temelinde demokratik sistemin tam işleyebilmesi için gerekli önkoşul olan bağımsız yargı ilkesine aykırı” olduğu vurgulanıyor. HSYK yasasını “Avrupa standartları temelinde” yeniden gözden geçirilmesini isteyen AP, Türk hükümetine bu alanda Avrupa’nın referans kurumu olan Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu ile işbirliği yapması çağrısında bulunuyor.

Taslak metinde toplantı ve gösteri özgürlüğü de Gezi Parkı olayları çerçevesinde gündeme getiriliyor. Polisin “aşırı” güç kullanmış, bazı “marjinal” grupların da şiddet eylemlerine başvurmuş olmaları eleştiriliyor. Gezi Parkı protestolarının Türkiye’de “dinamik bir sivil toplumun varlığını” ve “daha fazla diyalog ve reforma gereksinim olduğunu” açığa vurdu kaydediliyor. İçişleri Bakanlığı ve polisten toplu gösterilere müdahalede daha ölçülü olmaları isteniyor.

AP, bazı medya kuruluşlarının Gezi Parkı olaylarını “çok kısıtlı yansıtmış olmaları” ve hükümetin bu olaylara tepkisini eleştiren gazetecilerin işten çıkarılmalarını da “endişe verici” olarak değerlendiriyor. Medya gruplarının “ticari çıkarlara sahip büyük grupların elinde “olduğunun not edildiği taslak metinde, medya sahipleri ve gazetecilerin “oto sansür” uygulamasından duyulan rahatsızlık da dile getirilmekte. Yeni internet yasası da bu bağlamda “aşırı kontrol ve denetim” getirdiği için “kaygı verici” olarak tanımlanıyor. Bu yasanın; ifade özgürlüğü, araştırmacı gazetecilik ve internet üzerinde değişik siyasi görüşleri yansıtan haberlere erişim ve kontrol üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceği dile getiriliyor. AP, kamuya ait medya kuruluşlarının önemine işaret edip, Türk hükümetinden kamu hizmeti veren medyanın bağımsızlığını Avrupa standartlarında güvence altına almasını da istiyor.

Hukuk sistemindeki eksikler

Ergenekon, Balyoz ve KCK gibi davaların da gündeme taşındığı taslak metinde, bu davalardaki “hukuksuzlukların”, kararların halkın içine sinmemesine neden olduğu vurgulanmakta. Pınar Selek’in 16 yıldır devam eden davası Türk hukuk sistemindeki eksikliğin örneklerinden biri olarak gösterilmekte.

Taslak metinde Türk hükümetinin Kürt sorununun çözümü için “PKK ile müzakereler temelinde” başlattığı sürece ise destek veriliyor. Hükümetten bu süreçte ilgili tüm tarafların ve muhalefetin görüşünü alması istenirken, muhalefete de süreci destekleme çağrısında bulunuluyor.

Kıbrıs sorununa çözüm amacıyla başlatılan yeni sürece destek verilen taslak metinde, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Ankara’dan Kıbrıs’taki askeri kuvvetlerini çekme ve kapalı Maraş’ı Birleşmiş Milletlere devretmesi isteniyor. Kıbrıslı Rumlardan ise Mağusa limanından Kıbrıslı Türklerin ticaret yapabilmelerine izin vermesi talebinde bulunuluyor.

AB'nin Ankara ile yürüttüğü katılım müzakereleriyle ilgili olarak üyelik teriminin itinayla kullanılmadığı metinde, Yargı ve Temel Haklarla ilgili 23 ve Adalet, Özgürlük ve Güvenlikle ilgili 23’üncü başlıkların açılması için AB ülkelerine çağrı yapılıyor. Türkiye'nin Avrupa’nın enerji politikalarına dâhil edilmesi isteniyor.

Türkiye’den dış politikasını AB dış politikası ekseninde yürütmesini de talep eden AP, Ankara’nın Suriye sınırından “insan hakkı ihlallerine neden olabilecek gruplar için savaşmaya gidenlerin ve silahların geçişini engellemesini” istiyor.

Rapor ve taslak karar metni 11 Mart Salı günü AP genel kurulunda tartışıldıktan sonra 12 Mart Çarşamba günü oylamaya sunulacak.


© Deutsche Welle Türkçe

Kayhan Karaca / Strasbourg

Editör: A. Günaltay

Reklam