Abbas’ın AB’den bağımsızlık ve arabuluculuk beklentisi | DÜNYA | DW | 24.01.2018
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Abbas’ın AB’den bağımsızlık ve arabuluculuk beklentisi

Filistin lideri Mahmud Abbas, Filistin’in bağımsız bir devlet olarak AB tarafından ivedilikle tanınmasını istiyor. Avrupalılar ise Abbas’ın serinkanlı kalarak İsrail ile müzakereleri sürdürmesinden yana tavır koyuyor.

Çıktığı Ortadoğu turu kapsamında İsrail’i de ziyaret eden ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınmasının 2019 yılı içinde gerçekleşeceğini duyurdu. Neredeyse eş zamanlı olarak AB cephesinden ise Filistin’e destek açıklaması geldi. Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ile pazartesi günü Brüksel’deki görüşmesinin ardından bir açıklama yapan Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını desteklediklerini yineledi.

Abbas müzakerelere devam edecek

Filistin Başkanı, bir hafta önce Ramallah’taki öfke patlamasından sonra biraz yatışmış görünüyordu. Mahmud Abbas, barış müzakerelerinin yol haritasını belirleyen 25 yıllık Oslo Anlaşması’nın “öldüğünü” söylemiş ve özerk yönetim şekline son verileceğini açıklamıştı. Ancak Brüksel’deki temaslarının ardından yumuşayarak, yeniden iki devletli çözümü esas alan yörüngeye girdi.

Sabırlı bir şekilde müzakerelere devam edeceklerinin teminatını veren Abbas, AB’den ise arabuluculuk rolünü daha etkin olarak üstlenmesini istedi ve ekledi: “AB bizim en önemli uluslararası ortağımız. Bu nedenle siyasi bir rol de üstlenmeli.” Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasından buyana Filistinliler, barış müzakerelerinde ABD’yi baş arabulucu olarak kabul etmiyor.

Mahmud Abbas’ın Avrupalılardan çok önemli bir talebi daha var: “Bağımsızlığımızın tanınmasını istiyoruz. Böyle bir tanıma ile barış müzakereleri kesinlikle birbiriyle tezat teşkil etmez. Bu adım, Filistin halkını cesaretlendirir.”

Tabii bir de para meselesinin çözülmesi gerekiyor. Trump’ın kararından sonra ABD, BM Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu UNRWA’ya verdiği destekte 60 milyon dolarlık bir kesinti yapacağını duyurdu. Filistin bütçesinde dev bir gedik açan bu karar sonrası, Brüksel’de gelecek hafta bir kreditörler toplantısını düzenlenecek ve sorun çözülmeye çalışılacak. Filistin Başkanı, katılımcı ülke ve kuruluşlara yönelik şu uyarıyı yaptı: “Eğer Filistinlileri yalnız bırakırsanız, onları radikal akımların ve terörizmin kucağına itmiş olursunuz!”

AB, Trump’un Kudüs kararından etkilenmedi

AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ABD Başkanı’nın Kudüs kararının, Brüksel’in yaklaşımında herhangi bir değişikliği neden olmadığını belirtti: “Burada söz konusu olan AB’ye atılmış bir tokat değil. Bizim bu konudaki tutumuz uzun yıllardır aynı. Gerek Oslo Anlaşması, gerekse BM kararlarıyla aynı çizgideyiz. İki devletli çözüm çerçevesinde Kudüs’ün iki devletin de başkenti olması, değiştirilemez bir ilkedir.”

Ancak Mogherini, AB’nin Ortadoğu barış sürecinde öncü bir rol üstlenmesi talebini, Ortadoğu Dörtlüsü’nün bu alandaki çalışmalarına atıfta bulunarak geri çevirdi ve çözümün çok taraflı olması gerektiğinin altını çizdi. UNRWA’nın finansmanı konusunda AB’nin hâlihazırda en büyük desteği verdiğini de ifade eden İtalyan diplomat, ABD’nin de bu konuda yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti.

"Trump kaos oluşturdu"

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Europe uzmanlarından Pierre Vimont, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararıyla bölgede ağır bir hasara yol açtığını söylüyor. Eski Fransız büyükelçi ve AB dış politika uzmanı Vimont, “Eğer Mahmud Abbas’a yardım edilmek isteniyorsa, barış müzakerelerini sonlandırmasına engel olunmalı. Zira aksi bir durum, meseleyi çıkmaz sokağa götürür.”

Ortadoğu konusunda AB içinde bazı görüş ayrılıklarının olduğuna vurgu yapan Carnegie Europe analisti Vimont, ancak bunun çok vahim bir seviyede olmadığını kaydediyor: “Bazı Doğu Avrupa ülkeleri, ABD’ye karşı açıkça tavır almak istemiyor. Ama temelde, yola nasıl devam edilmesi konusunda çok derin fikir ayrılıkları da söz konusu değil.”

Filistinlilerin artık bir kan ve kuşak değişimine ihtiyaç duyduğunu savunan Pierre Vimont, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Barış sürecinin sona ermesini önlemek için taraflar zaman kazanmak, yeni fikirler geliştirmek ve müzakereleri sürdürmek zorunda. ABD’nin yeni hamlesi ile süreç, iki devletli bir çözüme doğru gidiyor. Ancak Filistin toprakları çok dar bir bölgeye hapsolacak. Ayrıca çok sayıda Yahudi yerleşkesinin de Filistinliler tarafından kabul edilmesi gerekecek. Böyle bir yapının uzun ömürlü olması ve bu girişimin başarı getirmesi pek mümkün görünmüyor.”

Barbara Wesel

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler

Reklam

SON GÜNCELLENENLER