24.05.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 23.05.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

24.05.2013 - Alman basınından özetler

Suriye krizi, Almanya'daki içişleri bakanları konferansı ve Londra'daki terör saldırısı, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

Süddeutsche Zeitung, yorum sütunlarında Suriye'deki iç savaşın tohumlarının uzun yıllar öncesinde atıldığına dikkat çekiyor:

"Suriye sorununda sadece Esad’a odaklanıp kalmak başka tehlikeleri doğurur. Suriye dramı, sadece şiddet uygulayan bir devlet başkanının yanlış politikalarının sonucu değildir. İç savaşın kökeni, uzun bir tarihin içinde saklı. Suriye’de bugün Alevilerin tek başına iktidarı ellerinde tutması, isyancılar arasında başı çeken Sünnilerin marjinalleşmesi, bundan çok uzun yıllar önce Fransa’nın Suriye’de kurduğu manda yönetiminin bir sonucu. Kim Suriye’yi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak istiyorsa sorunun temelinde yatan çatışmaları iyi bilmek zorunda. Azınlıktaki bir elitin yerini, şiddet kullanarak çoğunluk elitiyle değiştirmek çözüm değildir. Suriye, içinde her türlü dinî ve etnik grubun eşit haklara sahip olduğu bir ulus olmalıdır. Aksi takdirde 2003 yılında ABD birliklerince Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra Irak'ta yaşananlar, yani 'çoğunluğun diktatörlüğü' Suriye’de de yaşanacaktır."

Frankfurter Rundsschau, aynı konuya ilişkin yorumunda Suriye'deki yaşananları, 1990lı yılların Yugoslavyasına benzetiyor.

"Suriye’de El Bayda ve Banyas’da Sünni halka yapılan katliam ve bunun sonucu, bölgedeki Sünnilerin kitlesel göçü, gerçekten de 1990’lı yıllarda Yugoslavya’daki etnik temizliği hatırlatıyor. Suriye’nin etnik ve dinî bölgelere ayrılması başlamıştır: Ülkenin batısı rejim kuvvetlerine, kuzeyi de Kürtlere kalıyor. İç bölgeler için ise Sünniler, cihat savaşçıları ve aşiretler mücadele edebilir. Öte yandan küresel ve bölgesel güçler de kendi çıkarları doğrultusunda geleceği şekillendirmek istiyor. Şiiler ve Sünniler arasında korkulan 'büyük savaş' çoktan başladı bile: Kuseyr’de Şii Hizbullah ile Sünni El Kaide ilk defa doğrudan çatışmaya başladı."

Geçiyoruz, Suriye'den Almanya'ya.. İçişleri Bakanları Konferansı'nın iki günlük toplantısının ardından, “Almanya’da aşırı sağcı terörü” mercek altına alan komisyonun sonuç raporu açıklandı. Neonazi terör hücresi NSU’nun cinayetleri ve güvenlik birimlerinin ihmallerinin ele alındığı raporda, tüm güvenlik yapılanmasında köklü bir değişikliğe gerek olmadığı sonucuna varıldı. Federal ve eyalet güvenlik birimleri arasında daha güçlü bir koordinasyon için önlemler alınması istenen raporda, iç istihbarat birimi Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın önemine ve muhbir görevlendirme uygulamasının gerekliliğine dikkat çekildi. Nürnberger Nachrichten gazetesi, bu sonucu, yorum sütunlarında şöyle değerlendiriyor.

"Hiçbir eyalet başbakanı, hiçbir eyalet içişleri bakanının kendi yetkilerinden bir şey kaybetmesi gerekmiyor, her biri eskiden de olduğu gibi kendi koltukları ile kendi iç istihbarat kurumları ile ilgilenmeye devam edecek. Belki de herkesi aklayacak böyle bir temiz kağıdını hazırlamak, federal ve eyalet güvenlik birimleri arasındaki işbirliğini artırmayı hedefleyen bu komisyonunun asıl göreviydi. Sanki NSU terör hücresinin elini kolunu sallayarak cinayetler işleyebilmesinin asıl sebebi, Almanya’daki federal sistem nedeniyle güvenlik birimlerinin17 ayrı parçaya bölünmüş olması değilmiş gibi…”

Berlin’de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesi ise yorum sütunlarında, Londra'da iki saldırganın sokak ortasında bıçak ve satırla bir askeri vahşice öldürmesini ele alıyor.

"Onlar, neden bizden nefret ediyorlar? Bu soru Batı’da radikal İslamcıların terör saldırılarından sonra sık sık sorulur. Bu sorunun ardında üç sebep yatıyor: Birincisi, vahşetin boyutları. İkincisi, bir açıklama ihtiyacı. Üçüncüsü de kurbanı fail, faili de kurban yapmaya olan eğilim. Olayı açıklamaya çalışma ihtiyacı, bu tarz soru işaretlerini tetiklememeli. Onlar neden bizden nefret ediyorlar? Londra’daki kanlı saldırıdan sonra kim kendine bu soruyu sorduysa, aynı şekilde NSU cinayetlerinin ardından Almanya’da yaşayan Türklere ilişkin olarak da Anders Breivik’in Norveç’te işlediği toplu katliama ilişkin olarak da bu soruyu kendine yeniden sorabilir. Absürt bir yaklaşım.”

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Ayhan Şimşek

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam