24 Haziran Türkiye′yi AB′ye taşıyabilir mi? | TÜRKİYE | DW | 22.06.2018
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

24 Haziran Türkiye'yi AB'ye taşıyabilir mi?

Türkiye'de seçimler sonrası bir iktidar değişimi yaşanırsa bu durum AB ile ilişkilere nasıl yansır? DW'den Teri Schultz Brüksel'in nabzını tuttu.

Video izle 03:00
Şimdi canlı
03:00 dk

CHP Türkiye'yi AB'ye taşıyabilir mi?

Kader Sevinç'in hayatındaki en büyük şey, kelimenin tam anlamıyla Avrupa Birliği. Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Brüksel temsilcisinin seçtiği ofisin tam karşısında Avrupa Komisyonu'nun Genel Merkezi bulunurken, hemen yakınında da AB Dış İlişkiler Servisi'nin binası bulunuyor. Bu binalar Sevinç'in ofisine öylesine yakın ki, camdan AB'li yetkililer ile selamlaşabiliyor.

Ömrünün üçte birini almış olsa da, Sevinç'in Türkiye'nin bu Avrupa kurumlarının bir parçası olabileceğine dair rüyası uzun yıllar sonra ilk kez siyasi olarak görünür hale gelmiş durumda. Sevinç, 12 yıldan uzun bir süre önce Türkiye'den Avrupa Parlamentosu'nda çalışmak üzere geldiğinde Türkiye'nin çok yakın bir gelecekte AB'ye üye olacağını düşünüyordu.

DW'ye konuşan Sevinç, "O günleri umut dolu günler olarak hatırlıyorum" diyor. Ankara ve AB arasındaki müzakereler Sevinç'in Brüksel'e geldiği 2005 yılında başladı. Geldiği zamanlarda hem iktidarın hem de muhalefetin AB üyeliği için gerekli reformarları yapmaya hazır olduğunu anımsıyor.

"O zamanlar Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde çok hızlı ilerleyeceğini tahmin ediyorduk" diyen Sevinç, "ve AB'nin Türkiye'nin üyeliğine çok daha hazırlıklı olacağını düşünüyorduk. Maalesef tam tersi bir noktaya geldik" diye ekliyor.

Ancak Sevinç, "Bunu değiştireceğiz" diyor.

CHP'nin demokrasiye dönüş vaadi

Sevinç, "Değiştireceğiz" derken partisi CHP'yi ve cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'yi kastediyor. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) 2002 yılında iktidara gelmesinden ve Recep Tayyip Erdoğan'ın 2003 yılından beri ülkeyi yönetmeye başlamasından bu yana ilk kez, ekonomideki kötü gidişatın da etkisiyle CHP 24 Haziran seçimlerinde iyi bir destek yakalamış gibi görünüyor.

Sevinç, partisi CHP'nin, seçimin ilk turunda olmasa bile ikinci turda Erdoğan'ın ve partisinin iktidarına son vermesini umuyor. Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda İnce tekrar parlamenter sisteme dönmeyi, "olağanüstü hal" uygulamasını 48 saat içinde kaldırmayı, insan haklarına saygılı bir yönetim anlayışı oluşturmayı ve Ankara'nın yönünü tekrar Brüksel'e döndürmeyi vaat ediyor. Sevinç, yeni hükümetin demokratik değerlere geri dönme konusunda Türkiye'ye büyük bir şüphe ile yaklaşan AB'yi ikna etmesi gerektiğini düşünüyor.

Video izle 01:19
Şimdi canlı
01:19 dk

İnce: Erdoğan artık yorgun bir adam

Brüksel ile bozulan ilişkiler

Sözlerine devam eden Sevinç, "Maalesef Erdoğan'ın Avrupa'ya 'Nazi' yakıştırması yapması ve Avrupa'da yaşayan Türkleri Avrupalı devletlere karşı alet etmesi ve bu ülkelerde rahatsızlık yaratması birçok insanın Türkiye hakkında hayal kırıklığı yaşamasına neden oldu" diyor.

Avrupa Parlamentosu üyesi Rebecca Harms, AB'nin Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek için yıllar boyunca büyük çabalar göstermesine karşın hayal kırıklığına uğrayan bu kişilerden birisi. Strasbourg'da DW'nin sorularını yanıtlayan Harms "Eleştirel haber yapmak için küçük medya kuruluşlarına tanınan alan çok daralmış durumda" ifadesini kullanıyor.

Harms, "On binlerce insanın siyasi nedenlerle tutuklu olduğunu anlamak zorundasınız. Bu, muhalefete karşı kalkışılmış büyük bir tasfiye operasyonu. Yani bu bizim umutla baktığımız ve olması için çalıştığımız Türkiye değil" şeklinde konuşuyor.

Sevinç ise CHP'nin iktidara gelmesi durumunda AB ile olan gerginliğin düşürüleceğini ve Türkiye'nin tekrar Avrupa çevrelerinin bir parçası haline getirileceğini söylüyor. CHP temsilcisi, "Avrupa Türkiye'nin bir düşman değil, müttefik olduğunu anlayacak" diyor.

"CHP'nin galibiyeti hızlı bir çözüm değil"

2006 ile 2011 yılları arasında AB'nin Türkiye büyükelçisi olarak görev yapan Marc Pierini bugünlerde siyasi düşünce kuruluşu Carnegie Europe bünyesinde Türkiye'deki gelişmeleri değerlendiriyor. Erdoğan'ın anketlerde halen birinci sırada olmasına dikkat çeken Pierini, AKP'ye karşı herkesin birleştiği ve Türkiye ile AB arasında hızlı bir yakınlaşma yaşandığı senaryolarına şüpheyle yaklaşıyor.

Pierini, İnce'nin kazanması durumunda Brüksel'in ilk tepkisinin, "sürekli yaşanan gerginliklerin ve edilen hakaretlerin bitecek olmasından dolayı" bir "rahatlama" olacağını kaydediyor.

Eski büyükelçi, AB üyeliği için "ilerleme beklentilerini" Erdoğan'ın "yok ettiğini" söylerken, ancak bunun, CHP'nin iktidara gelmesi durumunda AB liderlerinin bir anda Türkiye'nin üyeliğini "makul" bulması anlamına gelmeyeceğini söylüyor.

Pierini, iktidarın değişmesi durumunda yaşanacaklar "tüm atmosferin değişmesi, daha yakın ilişkiler kurulması, Gümrük Birliği ve vize gibi konularda da ilerleme olması" şeklinde değerlendiriyor. Ancak gene de zorlu süreçlerden geçileceğini belirten Pierini, "Her şey yeni liderliğinin hukuk düzenini ne derecede onaracağına bağlı. Onaracaklarını söylüyorlar, ancak bunun gerçekleştiğini görmemiz gerekiyor" ifadesini kullanıyor.

"AB Erdoğan'a karşı duruş sergilemeli"

Peki ya Erdoğan kazanır ve daha da otoriterleşen bir doğrultuda ilerlerlerse? Avrupa Halk Partisi'nin resmi düşünce kuruluşu Martens Center'dan Roland Freudenstein, DW'ye yaptığı değerlendirmede böyle bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda AB'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini resmen askıya alması gerektiğini düşünüyor.

Avrupa Parlamentosu'nun en büyük grubu ve AB üyeleri içindeki muhafazakar ve Hristiyan demokrat partilerin görüşlerini yansıtan Avrupa Halk Partisi bünyesindeki Martens Center'ın Politika Direktörü Freudenstein, üyelik müzakerelerinin askıya alınmasının Türkiye'yi Rusya ve İran'a daha fazla yaklaştıracak olması pahasına gerçekleştirilmesi gerektiği kanaatinde.

Freudenstein, "Soru, (Erdoğan'ı) geri döndürmek için nelerden vazgeçmemiz gerektiği. Kimliğimiz ve Batı olmamız da dahil olmak üzere pek çok şeyden vazgeçmemiz gerekir. Bu da ödemesi çok yüksek bir bedel" değerlendirmesinde bulunuyor.

Ancak şu anda görünen o ki Erdoğan'ın popülaritesi düşüyor ve Kader Sevinç'in iyimserliği güç kazanıyor. Sevinç camdan dışarıyı izlerken şu hayali kuruyor: "Her gün ofise geldiğimde bu kurumlara bakıp bir gün buralarda bir Türk'ün, tercihen bir kadının başına geçtiğini görmek istiyorum."

Muharrem İnce ve Recep Tayyip Erdoğan

Muharrem İnce, solda ve Recep Tayyip Erdoğan 9 Mayıs'ta bir araya gelmişti

Teri Schultz

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam