17.12.2012 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 17.12.2012
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

17.12.2012 - Avrupa basınından özetler

ABD’nin Connecticut eyaletinde 20 yaşındaki bir gencin bastığı okulda 27 kişiyi katletmesi ve Japonya genel seçimi Avrupa basının öne çıkardığı yorum konuları.

ABD'deki okul katliamının ardından özel silahların kontrol altına alınması gerektiğini yazan İngiliz The Times gazetesi Başkan Obama'ya zor bir görevin düştüğünü belirtiyor:

“Newton'daki trajedi, Amerikan silah yasasını değiştirme zamanının geldiğini gösteriyor. Silah tartışmasının mecrasını değiştirmesinde Amerikan kamuoyundaki değişimin katkısı oldu. Latin asıllıların sadece yüzde on biri silah bulundururken, silah sahibi beyazların oranı yüzde 27'nin üzerinde. Sandy Hook trajedisinden önce silah bulunduran Amerikalıların yüzde 42'si kontrollerin sertleştirilmesi şeklindeki taleplere kulaklarını tıkıyordu. Acaba şimdi durum değişir mi? Silah kontrollerine karşı çıkmak Amerikan hayat anlayışının yabancılara kapalı olan bir parçasıdır. Ama okul katliamı bu zihniyetin değişmesine vesile olabilir. Obama yas töreninde Amerika adına konuştu. Sıra Amerika adına harekete geçmesine geldi.”

Amsterdam'da yayımlanan De Telegraaf adlı Hollanda gazetesi okul katliamının bardağı taşıran son damla olabileceği görüşünde:

“Anayasayla teminat altına alınmış bireysel özgürlük ve nefsi müdafaa hakkı silah yasasının değiştirilmesine neredeyse imkân tanımıyor. Mamafih Sandy Hook ilkokulundaki katliam sabrın sona erdiği nokta olabilir. Washington'da ve eyaletlerde otomatik ateşli silah almayı zorlaştırılmasını isteyenlerin çoğunluğa geçtiği görülüyor. Buna, Barack Obama'nın ikinci başkanlık dönemine seçmenden büyük destek alarak başlaması da eklenince, silah yasasının sertleştirilmesi kolaylaşmış oluyor.”

İsviçre gazetesi Neue Zürcher Zeitung Japonya'daki genel seçimleri izleyen iktidar değişikliğini şöyle yorumluyor:

“Japonya'nın temel sorunlarının başında ekonomik durgunluk ve nüfusun yaşlanmasından kaynaklanan sosyal dengesizlik ile siyasi ve ekonomik bakımdan dışa kapanma geliyor. Seçimin galibi Liberal Demokrat Parti'nin lideri Shinzo Abe bu problemlere çözüm bulabilecek kapasitede değil. Ayrıca garip meyveler vermeye başlayan milliyetçi eğilimlere de olumlu bakıyor. Muazzam ekonomik potansiyelinin paralelinde küresel ekonomik sorumluluğu da paylaşmak durumunda olan bir ülkeye bu yakışmaz. Hem de Çin'in yükselmekte olduğu Asya'nın bu bölgesinde siyasi bakımdan güvenilir bir demokrasiye her zamankinden fazla ihtiyaç duyulduğu bir dönemde.”

Sosyalist hükümetin daha fazla vergi ödetmesinden endişe eden Fransız zenginleri, gelir vergisi oranlarının düşük olduğu ülkelere yerleşiyor. Ünlü aktör Gerard Depardieu'nun da bu kervana katılmasına Paris'te yayımlanan Le Figaro gazetesi şu satırları ayırmış:

“Depardieu canına nasıl tak dediğini kamuoyuyla paylaşıyor. Ona vatanı değil, Depardieu'nun Belçika'ya yerleşmesinin, ‘çok acınacak bir durum' olduğunu söyleyen başbakanının incitici sözleri gına getirtti. Bu tartışma, zenginleri tahkir etmekten bıkmayan hükümetin izansızlığını gözler önüne seriyor. Hükümetin asıl, varlık vergisiyle başarılı işletmecileri ülkeden kaçırtan kararlarının anlamı hakkında kafa yorması gerekir. Zenginler neden, karşılığında sadece küçük düşürücü sözler sarf eden politikacıların sağmal ineği olsun? Şaşmamak mümkün değil. Asıl skandal da zaten bu.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen A. Günaltay

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam