15.04.2013 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 15.04.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

15.04.2013 - Avrupa basınından özetler

Filistin Özerk Yönetimi’nin içinde bulunduğu sorunlar, Almanya’nın AB içerisindeki güçlü pozisyonu, yeni kurulan Almanya İçin Alternatif Parti’nin talepleri ve NSU davası Avrupa basınının konuları arasında.

Alman Süddeutsche Zeitung gazetesi, Filistin Özerk Yönetimi Başbakanı Selam Feyyad’ın istifasından sonra ülkenin iç politikasındaki duruma ilişkin şu görüşlere yer veriyor:

“Dünyanın büyük bir kısmı onlara kendi devletlerini kurmalarının yolunu açmak isterken, onlar bu temel soruna çözüm bulacakları yerde sürekli birbiriyle kavgaya tutuşuyor. El Fetih Hamas’a, Başkan Başbakan’a, yani herkes herkese tavır alıyor. Kuşkusuz ki Filistinliler büyük haksızlıklara maruz kalıyor. İsrail işgal kuvvetleri onların en temel haklarını çiğniyor, ABD samimi bir arabuluculuk rolü üstlenmiyor, Arap kardeşleri onlarla büyük dayanışma içinde olduklarını söylüyor ama kesinin ağzını da pek açmıyor. Öte yandan, her türlü ilerleme girişimi bizzat kendileri tarafından engelleniyorsa, o durumda onlara dışarıdan yardım eli nasıl uzatılacak? Filistinlilerin, kendilerine başka bir yönetim bahşedecek bir bahar hareketine ihtiyaçları var.”

Liberal Letonya gazetesi Diena, Almanya’nın AB içerisindeki anlamı ve rolüne ilişkin yorumunda, Almanya’nın sadece bir yüzyıl kadar bir süre içinde üçüncü kez komşularında endişe uyandırdığını, ancak bu defa silâh ve savaş yoluyla değil, ekonomik üstünlüğü, verimliliği ve euro sayesinde bunu başardığını belirtiyor. Yorumun devamını okuyoruz:

“Almanya, Avrupa açısından güçlü bir pozisyonda olduğunu yine kanıtladı. Ancak bu durum, komşularının daha az güçte olmasının kaynağında siyasî ve ekonomik birliğin yatması sebebiyle gittikçe sorunlu hale geliyor. Küresel ekonomik kriz nedeniyle Almanya’nın üstün konumu daha da berrak bir biçimde gözler önüne seriliyor. Almanya AB içerisinde hem motor işlevi görüyor, hem de diğer üye ülkelerin mevcut duruma ayak uydurmada ne kadar beceriksiz olduklarını ve ekonomik durgunluğu adeta diğerlerinin gözünün içine sokarak hatırlatıyor.”

Hollanda gazetesi Trouw'dan seçtiğimiz yorum da Avrupa ve özellikle euro’ya eleştirel yaklaşımlarıyla dikkatleri çeken ve önümüzdeki genel seçimlerde hatırı sayılır oranda oy alacağı tahmin edilen Almanya İçin Alternatif Parti (AfD) adlı oluşumu analiz ediyor…

“Bu parti doğrudan eski Alman markına dönülmesini talep etmiyor; ama bu opsiyonu açık bırakıyor. Ekonomik gelişme açısından farklılıkları dikkate alan, birbirine paralel birkaç Euro Bölgesi'nin olabileceğinden yola çıkıyor. AfD partisi radikal bir euro ya da Avrupa karşıtı bir oluşum değil. Bu parti sadece euronun yanı sıra başka alternatiflerin de ciddî bir biçimde araştırılmasından yana. Tüm bunlar oldukça akılcı çıkışlar gibi görünüyor. Ve bundan dolayıdır ki Almanya İçin Alternatif Parti (AfD), Merkel'ın lideri olduğu koalisyonda tehlike çanları çaldırıyor. Son aylarda partiye 7 bin 500 üye kaydolmuş durumda. Bunların 600’ü Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nden, 130’u Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi'nden, 372'si de Hür Demokrat Parti'den. Sol kanattan gelenlerin sayısı ise çok daha az oranda.”

Diğer bir Alman gazetesinden, Frankfurter Allgemeine Zeitung'dan seçtiğimiz yorumda ise 8’i Türk 10 kişiyi katleden NSU adlı aşırı sağcı terör örgütüne ilişkin davada, Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin davayı izlemeleri için Türk medyasına yer ayırmaması tartışmasına değiniliyor. Sabah gazetesinin başvurusu üzerine Federal Anayasa Mahkemesi geçen cuma günü Türk basınına kontenjan ayrılmasına hükmetmişti. Yorumda şu satırları okuyoruz:

“Federal Anayasa Mahkemesi tarafından NSU davasının başlamasına az bir zaman kala Türk medyasına mahkeme salonunda yer vermeyerek temel haber alma özgürlüğünü çiğnediği doğrultusunda paylanmak, 6. Ceza Dairesi’nin hiç de hoşuna gitmemiş olsa gerek. Ama Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi bu duruma kendisi yol açtı. Bu konuda haftalardan bu yana devam eden eleştirilere tepki vermedi, tüm uzlaşma önerilerine kulağını tıkadı. Federal Anayasa Mahkemesi’nin şimdi aldığı karar, kamuoyunun dikkati yeniden Münih'te görülecek davanın özüne çekmek için de bir fırsat sağlamış oluyor. O da sanıkların suçlarının aydınlatılmasıdır ki, bu da kurbanlar ve yakınları açısından önemlidir.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Çelik Akpınar

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam