14.05.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 13.05.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

14.05.2013 - Alman basınından özetler

Almanya’da göçmen kökenli çocukların daha fazla dil eğitimi desteğine ihtiyaç duyması ve Almanya-Türkiye ilişkileri Alman basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

Yapılan araştırmalara göre Almanca bilgisi okuldaki dersleri takip etmeye yetmediği için dil desteğine ihtiyaç duyan göçmen çocukların sayısı artıyor. Berlin'de yayımlanan Die Welt gazetesi bu konuyu yorum sütunlarına taşıyor:

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği açılışı sırasında Almanya'daki hemşerilerine her iki dili de konuşabilmelerini yani ‘Almancayı da akıcı bir biçimde konuşabilmeleri gerektiğini' söylemişti. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı'nın verdiği rakamlara göre bundan bir hayli uzak olduğumuz görülüyor. Ülkede beş yaşın altındaki çocukların yüzde 35'inin göçmen kökenli olması, düşünüldüğünde oldukça çarpıcı bir bulgu. En çok da göçmen aileler içindeki durumun değişmesi şart. Küçülen bir toplumda herkese ihtiyaç var ve isteği, eğitimi olan herkes bir perspektif taşıyor. Göçmenlerden oluşan bir ‘altın kuşak' için gerekli ön şartlar hiçbir zaman iyi olmadı. Onlardan faydalanamamanın büyük bir bedeli var.”

Aynı konuyla ilgili Hannoversche Allgemeine gazetesinin yorumu ise şu şekilde:

“Aileler alarm işaretini idrak etmediği müddetçe siyaset çaresiz kalmaya mahkûmdur: Dil uyumun ve başarının anahtarıdır. Göçmen ailelerde tartışmanın başlamasından 10 yıl sonra dahi işaretlerin fark edilmemiş olması ve aksine Alman dilinin kullanımının azalması, gelecekte daha da güçlü bir biçimde göç üzerine yaslanacak olan bir toplumda ikaz niteliğinde bir bulgudur. Bu her iki tarafa da başarılı bir uyum için diğer tarafa yaklaşmaya hazır olması gerektiği uyarısını yapıyor.”

Dresdner Neueste Nachrichten gazetesi aynı konuyla ilgili yorumunda şu ifadelere yer veriyor:

“Hiçbir şey anlamadın mı? Bu hiç iyi değil. Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı'nın açıkladığı veriler durumun ürkütücü boyutlarda olduğunu ortaya koyuyor. Bazı eyaletlerde her iki göçmen çocuktan biri dil desteğine ihtiyaç duyuyorsa tüm uyum çabaları başarısızlığa uğramış demektir. Dil bilmeden toplumun bir parçası olmak mümkün değildir. Bu basit kural çok sayıda göçmen ailede dikkate alınmıyor. Almanya'da bir hoş geldin kültürü bekleyen ve bunun oluşmasına katkı sunmak isteyenlerin, en azından aynı dili konuşması şart. Dilsizlik sadece tecrit olmaya yol açar.”

Westdeutsche Allgemeine Zeitung Almanya ile Türkiye arasındaki ikili ilişkiler hakkında şu değerlendirmeyi taşıyor yorum sütunlarına:

“Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler bir aralar daha iyiydi. Bu yüzden Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle Nasyonal Sosyalist Yeraltı davası öncesinde, Türkiye topraklarında bulunan Alman askerlerine, bir baş diplomat olarak yapması gereken açıklamayı yaptı: Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerine bir hareketlilik kazandırmak istediğini. Bu dostane ancak bağlayıcı olmayan bir açıklamaydı. Şubat ayında da Başbakan Angela Merkel'in Başbakan Erdoğan'ı ziyareti öncesinde hemen hemen aynı ifadelerde bulundu. Sonuç sıfır. Türkiye, Avrupa Birliği'nin önemli bir ortağı. Bir keresinde Joschka Fischer ‘İslamiyetle Avrupa aydınlanma değerlerinin' birbiriyle uyum içinde olduğunun Türkiye örneğinde ortaya konabilmesi halinde Avrupa'daki güvenliğin daha da artacağını söylemişti. Ama mesele tam da bu noktada. Erdoğan'dan Avrupa değerlerine inanç beyanı beklemek nafile. Hrıstiyan Birlik Partileri de haklı olarak bunun üzerinde duruyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Deniz Eğilmez

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam