08.11.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 08.11.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

08.11.2013 - Alman basınından özetler

Seçtiğimiz yorumlar, koalisyon görüşmelerinde gündeme gelen çifte vatandaşlık konusu, Arafat’ın zehirlenerek öldüğüne ilişkin rapor ve Almanya’da devam eden Edward Snowden tartışması ile ilgili.

Koblenz-Mainz’da yayımlanan Rhein-Zeitung'un vatandaşlık tartışmasına ilişkin yorumunda, özellikle Almanya'da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları açısından son derece eleştirel görüşler dile getiriliyor:

“Alman vatandaşlık yasasındaki opsiyon modeli göçmenlerin iki pasaporta sahip olabileceğini ama 18 ile 23 yaş arasındaki sürede iki vatandaşlıktan birinde karar kılmasını öngörüyor. Hrıstiyan Birlik (CDU/CSU) partileri karar verme yaş sınırını 30’a çıkartmak istiyorlar. İlk bakışta anlaşılır gibi görünen bu düzenlemedeki sorun, çifte pasaporta sahip kişilerin yüzde 50’si için bu düzenlemenin geçerliliğinin olmamasıdır. Özellikle diğer AB ülkelerinin vatandaşları ile kendilerine vatandaşlıktan çıkma izni verilmeyenler, ellerindeki çifte pasaportu zaten kaybetmiyorlar. Buna karşılık tam da Almanya’nın en büyük azınlık grubunu oluşturan Almanyalı Türkler mutlaka vatandaşlıktan birinde karar kılmak zorunda kalıyorlar. Bu, kabul edilmesi mümkün olmayan bir çifte standarttır ve haklı olarak eleştiri toplamaktadır, çünkü insanların Almanya'ya daha mesafeli durmasına yol açacaktır.”

Ingolstadt kentinde yayımlanan Donaukurier gazetesinin aynı konudaki yorumu da şöyle:

“Koalisyonu oluşturmak için bir araya gelen parti temsilcileri Almanya’nın kırsal bölgelerinde de internetin hızını artırma gibi konuları başlıca hedefleri olarak açıklarken, vatandaşlık hukuku düzenlemesi ile ilgili konularda kendilerini adeta 14'üncü yüzyılın kabile çatışmalarının içinde sanıyorlar. Hrıstiyan Birlik partileri, özellikle de Federal İçişleri Bakanı Friedrich, Alman vatandaşlığı konusunu kan bağları çerçevesinde algılayan, köhnemiş eski hukuk düzenlemesinde ısrar ediyor. Hâlâ birisinin soy ağacındaki bir yakınının bir zamanlar ana dilinin Almanca olmuş olması gerçeği, bir kişinin Federal Almanya’nın toplumsal birliğine onlarca yıldır bağlı olmasından daha ağır basmakta.”

Filistinlilerin efsanevî lideri Yaser Arafat'ın naaşından alınan doku örneklerinde yapılan incelemelerde zehirlenerek öldüğüne dair raporun basına sızmasının ardından gözler İsrail'e çevrildi. İsrail raporu “gayrı ciddi” bularak bu konuda sorumluluğu olmadığını açıkladı. Dresden'de yayımlanan Sächsische Zeitung'un yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Birbirinden farklı gruplara mensup tüm Filistinlilerin, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) liderini İsrail'in öldürdüğü yolundaki iddialarında şimdi daha fazla ısrarcı olacakları aşikâr. Öte yandan İsrail'in de ısrarlı bir biçimde bu iddiaları geri çevireceği ve o dönemde artık Arafat'ın öldürülmesi meselesi ile ilgilenmediğini söyleyip duracağı da açık. Bu iddialarda bir gerçeklik payı da olabilir, zira İsrailliler Arafat'ı, daha cesedi soğumaya yüz tutmadan çok önce kızağa çekmişlerdi. Böylece ortaya şu çıkıyor: O dönemde Arafat'ın ölümünden siyasî olarak çıkar medet uman kimse bulunmuyordu. Peki ya kişisel olarak?”

Regensburg'da yayımlanan Mittelbayerische Zeitung'dan seçtiğimiz yorum ise gizli bilgileri ifşa eden eski Amerikan istihbarat görevlisi Edward Snowden konusunda Almanya'da devam eden tartışmayla ilgili:

“Snowden'ı Almanya'ya getirip Avrupa'nın lider ülkesi olarak ABD'nin dinleme ve denetleme çılgınlığına karşı koymak yerine, Atlantik ötesi ittifakın önemine vurgu yapmakla yetiniliyor. Merkel hükümeti bu tavrıyla Washington'ın karşısında oynadığı el etek öpen vassal rolüne işe yaramaz bir bahane bulmuş oluyor. Zira ABD ile ilişkiler zaten en kötü seviyede ve Irak Savaşı'na katılmama kararı alan Gerhard Schröder'in başbakanlığı dönemindekinden de daha berbat durumda. Amerikalılar casusluk ve dinleme faaliyeti kapsamında Almanya'yı düşman devlet gibi algılıyor. Snowden'a Almanya'da oturma izni verilecek olursa, ikili ilişkiler daha ne ölçüde zarar görebilir, bu tam bir bilmece!”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Çelik Akpınar

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam